oyuncak rotasyonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyuncak rotasyonu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2016 Çarşamba

Oyun İçin Oyuncak Gerekli mi ?

  Benim için değildi! Ama o zamanlar (anammm bu tanımıda kullandım ya vay ben kendimi nerelere atim off) "oyun oynamak" için binbir çeşit renkli,sesli,zeka geliştirici,motor becerisini bilmem napıcı oyuncak tuzağına düşmüş ebeveynler yoktu."Çocuk sokakta güzel" diyen, haftasonları avm yerine ilk buldukları yeşil alana yada sahile götürüp oynatan,piknik kültürü olan bir ailem vardı.Daha doğrusu benim kuşağımdan çoğu aile böyleydi.
Oyuncaklarımız tabiki vardı ama şimdiki kadar gerek duyulmuyordu.Çünkü sokakta oyun oynayabiliyorduk, alanlarımız vardı.Şimdi kenarda köşede kalmış minicik parklar (ki onlarında içi jimnastik aletleri falan dolu),rezidanslara sıkıştırdığımız hayal dünyalarıyla "duvara tırmanan" çünkü dört duvar arasında kalan çocuklarımız var!
  Hadi havalar iyiyken sahile, bağ bahçeye, yakınlardaki koruya gidebiliyoruz ama kışın avm içindeki ışıklı,gürültülü ve yorucu oyun alanlarına mecbur bırakılıyoruz:( Böyle yerlerdeki elektrik akımı yetişkinlerin bile başını ağrıtıp, yorarken çocuklarımızı nasıl etkiler bir düşünün.. 
Tabi bu arada fırsat bu fırsat diyen oyuncak endüstrisi "eğitici-öğretici oyun ve oyuncaklar" ile "oynadığı oyunlar gelişimi için yeterli mi?" diye kendini yiyen biz evebeynlerin imdadına koşuyor(!).Veee çocuklarımızı renkli,sesli bir yığın oyuncağın arasına bırakıyoruz:( Uzmanlar son zamanlardaki dikkat eksikliği yada oyun kuramama sorunu sadece beslenmeden değil bundan da kaynaklandığını belirtiyorlar.
  Halbuki doğal yoldan oyun kurabilen çocuklar daha sağlıklı gelişim gösteriyor.Bizim gözümüzde değersiz olan poşet,karton gibi şeyler çocuklar için çoook farklı anlamlar taşıyabiliyor.
Çünkü sınırsız bir hayal güçleri var ve biz "ona dokunma,bunu elleme" diyerek bunu köreltiyoruz.
          Bakın pis hobbit ayaklara:))) 
  Vakit buldukça mesire alanlarına yada poyraz,polonez,ağva taraflarına gidiyoruz ki çocuk topraklansın.Keşke evimin yakınında olsa hergün böyle takılsak oğlumla,resim yapsa,koşsa,böcekleri incelese,ağaçlara tırmansa.. 
Oyuncaksız zamanlarda evde bir sürü oyalanacak eşya bulduk.Uzun süredir aldığımız eşyaların kolileriyle önce oynayıp,boyayıp sonra geri dönüşüme yolluyoruz.Taşları boyuyor, tic tac toe falan oynamaya çalışıyoruz.Sandalyelerin arasına gerdiğim lastikten atlıyoruz.
Yaşından dolayı artık başka karaktere bürünme,taklit oyunlarımız çoğaldı.Hulk oluyor beni babası korsanmış ondan kurtarıyor:)
"Benn dodot annem" = ben robotum annem:)) Erkek anası olmak için doğmusSum:D 
   
  Aa birde evdeki yangın çıkış kapısının arkasında "ejjerhaa" yaşıyormuş falan birşeyler anlatıp duruyor,allahıım çenesi hiç durmuyor.Tabi bunların büyük kısmını hala benimle oynuyor..Tek başına oynadığı oyunlar maalesef çok az:( Ama oyuncaksız zamanlar oldukça eğlenceli ve yaratıcı tavsiye ederim.Enerjim oldukça daha sık yapıyoruz.Oğlum büyüdükçe oyunlar da daha eğlenceli ve anlamlı oluyor.
  


Ps: Yeni nesil ebeveynlerin draması; "çocuğumla yeteri kadar ilgilenebiliyor muyum?  "Oyun oynamak öğretici olmalı!" zorlamasını artık takmıyorum.Hiç bir oyunun boş boş vakit çekirmek olduğunu da düşünmüyorum.Böyle rahat böyle mutlu! Ayy birde asla bir oyunun ortasındayken "yemek vaktiiiii" diye hayal dünyasının ortasına dalmıyorum:) 
Veee hala küçük bir yerde yaşama hayallerim var..

  


    



25 Temmuz 2016 Pazartesi

Yaşa Göre Oyun&Oyuncak

  Sadeleşme çalışmalarım bazen yolunda bazen duraksayarak kimi zaman unutarak:) devam etmekte. Buradan "Sadeleşme Bölüm 1: Oyuncak Rotasyonu" nasıl ve neler yapıyorum kısmını okuyabilirsiniz.
  Şekerim oyun/oyuncak mevzuna iyice daldım ben.Elime geçeni okuyorum,araştırıyorum.Şimdi yanlış yaptıklarımı düzeltmeye çalışıyorum, tabi yine kendi düzenimize ve yaşam tarzımıza göre.Ama bu yaşa kadar böyle büyümüşüz alışkanlıklar cart diye bırakılamıyor.En azından bir farkındalık hali bile yeterli ha gayret Giz modundayım..
 Öncelikle illa "yaşına göre oyuncak" diye bir kavram bana çokta mantıklı gelmiyor.Çocuklar gelişim düzeyinin üstünde bir oyuncak ile oynayabilir pek tabi ama oyuncağın amaçladığı oyunu hakkıyla oynamasını beklemek çocuğa haksızlık olur.Gelişiminden fazla şeyler beklemek çocukları yorabiliyor.Yaniii çocuk oynayabilir ama evebeyn "ama burası şu işe yarıyor,onunla böyle oynanmaz" gibi komutlar ile çocuğu boğmaz ise! Çocuğa oyun oynamayı öğretmek bizim işimiz değil! 
Hatırlayın bir eskiden radyodan falan araba yapan çocuklar vardı, bu onların yaşına uygunmuydu ki? Kardeşim sadece meraktan müzik setini sökmüştü, parçalarıyla başka birşeyler yapmıştı:) Şimdi pek duymuyorum böyle şeyler.
  Tabiki çok karmaşık ve büyük yaş grubuna göre olan oyuncakları bu genellemenin dışında tutuyorum.Zaten her aile az çok çocuğunun neyi becerebileceğini ve ilgi alanını bilir, ona göre alışveriş yapar.Doğum gününde İceoğlana +6 yaş yazan bir oyuncak hediye gelmişti.Oğlum yapamadığı bu oyunda inanılmaz hırslandı ve bir daha o oyunu oynamak istemedi.Öğrendim ki çok karmaşık oyuncaklarda çocukların özgüvenini azaltabiliyormuş.. Böyle oyuncakları ve daha erken dönem oyuncaklarını kaldırdım.Şimdiye kadar nasıl düzenlememişim bilmiyorum.
  Minnakımın sevdiği tarz oyuncaklar genelde +3 yaş ibareli ve 18 aylık olduğundan beri onlarla oynamayı seviyor.Belki biraz maliyetli oldu fakat verdiğimiz paraya değdiğini düşünüyorum çünkü onları çook seviyor ayrıca çok sağlam ve güzeller.Bu oyuncaklar ile kendi kendine oyun kurabiliyor.
  Sosyalleşmesini engelleyecek oyunlardan ise uzak tutmaya çalışıyoruz.Arada tabletten lego duplo ve benzeri birkaç oyunu (kontrolümüzde) oynamasına izin veriyoruz.Yaşıtlarının zombi kovaladığı oyunları görünce içim ürperiyor yahu.Ben çocuğumun içinde savaş ve silah olan oyunlar yada görseller görmesini istemiyorum.Herhangi bir canlının yok edilmesi üzerine kurulu bir oyun,çocukta zamanla bunun normal olduğunu düşünmesine ve çevresine saldırgan bir tutum göstermesine sebep olur.
  Bu aralar yaşına uygun olarak daha çok fiziksel aktivitelerin ağırlıkta olduğu oyunlar oynuyor.Özellikle tırmanma merakı var.
  Eskilerden klasik deve cüce,önünde arkasında,ip atlama,basketbol,saklambaç gibi oyunlara da devam.Taklit oyunları çoğaldı ve konuşmasına faydası çok oldu.Hayvanları taklit edip,karakterine bürünüyor.Doktorum ben kontrol edebilirim diye koşup bebekleri ambulansa tıkıyor:) Diş doktoru olmak favorisi yalnız.Böylelikle meslekleride anlamaya başladı biraz.Polis,itfaiye,pilot,öğretmen,pizzacı olabiliyor ve bunları izlemek için bilet istiyor "bılı bılı vermeden yok".Bılı bılı para cınım evet el kadar çocum gösteriyi ücretli veriyor:))) Daha önce anlatmıştım para konusunu "çocuk ve para" etiketinden bulabilirsiniz.
  Artık evimizde birde muhabbet kuşumuz var onun için bir hoşgeldin yazısı hazırlarız:) "Mimi" nin peşinde baya vakit geçiriyor.Suyunu ve yemini yenilemem gerektiğini hatırlatıyor."üffff kaka yapmış çabuk silelim" diye peşinde dolaşıyor.Evcil bir hayvan güzel değişikliklere yol açtı.Tabi mimi bizden ne kadar memnun o tartışılır:D 
  Yaşından beklendiği şekilde kağıt kesme yada kule dizmede pek iyi değil hatta istemiyor bile bende zorlamıyorum.Mutfakta sorumlulukları biraz arttı etrafı batırmadan mikseri kullanabiliyor,çorbasının içine neler koyulacağını tarif ediyor.Şimdilik aklıma gelenler bunlar.Yani hala masa başı etkinlikler ile değil günlük hayattan işler ile devam ediyoruz.


Ps: Daha önce bahsettiğim için oyuncaklarda cinsiyet ayrımı gözetmediğimi tekrar tekrar belirtme ihtiyacı duymadım.Her türden ve renkten araba,bebek,mutfak aleti,ütü,deney seti ile oynuyor.





17 Haziran 2016 Cuma

Az Çoktur Politikamız

  "Less is more" kısa ve net herşeyi anlatıyor aslında.Çok beğendiğim bir mimar olan Ludwig Mies Van Der Rohe'nin sözü hatta mottosudur.Bir süredir hayatımın her alanına sadelik getirmeye çalışıyorum, buna ilk çocuğumun odasından ve elbise dolabımdan başladım. 
  Çocukların odaları,oyun alanları ve oyuncakları mümkün olduğunda sade olmalı.Aslında komple evlerde sade olmalı ama pek Türk tarzı değil tabi:) Biz son zamanlarda artık daha az eşya ile yaşamaya başladık ve yavaş yavaş azaltmaya devam ediyoruz.Bunun hepimizin üzerinde gözle görülür bir etkisi var, en çokta oğlumuzda.
  Ne kadar çok oyuncak, o kadar çok oyun demek değil! Biz buldumcuk gibi kendimizden geçtiğimiz dönemde maalesef bu yanlışa düştük:( Çocuk ise fazla seçenekler arasında kayboldu ve karar veremedi.Oyunları çok kısa sürdü ve bizi sürekli dahil etmeye çalıştı.Bizde bir an evdeki oyuncak yığının içinde çocuğumuzun boğulduğunu fark ettik.

  Yaşına göre olmayan,artık ilgisini çekmeyen ve yıpranmış olanları eledik yada bağışladık.Hatırası olan bir kaç taneyi sakladık.Geri kalanları üçe böldük ve dönüşümlü olarak çıkarıyoruz.Bir nevi "oyuncak rotasyonu" uygulaması bu.
Uyaran ne kadar fazla olursa çocuğun oyun süresi o kadar kısa oluyor.Çabuk sıkılıyor,eşyaları önemsiz görüyor ve kendini oyalayabilme süresi azalıyor.Ama oyun alanı sadeleşip düzene girdiğinde daha rahat oyun kurup oynayabiliyor.

  Oyuncakları azaltıp etrafı sadeleştirdikten sonra İceoğlanı gözlemlemeye başladım.Daha önceki kargaşada hiç ellemediği şeyleri alıp inceledi mesela.Başka odalardan topladığı eşyalar ve oyuncaklarıyla oyun kurdu ve pek tabii benide dahil etti:)
  Serbest bırakıldığında çamaşır leğeninden pota yaptı yada oyuncak ayısını alıp battaniyesiyle içine girip yattı..
Mesela kağıt havlu rulosundan dürbün gibi bakıyor bende hemen bir şarkıyla eşlik ediyorum ve korsancılık oynuyoruz rrrr:)
Koltuk minderlerinden mağara yapıyoruz, bazen ev tipi gym alanı bile oluşturuyoruz.Minderlerin üzerine basarken sayı sayıyor ve şarkı söylüyoruz.Bu arada oyunun içinde doğal olarak sayıları tekrar etmiş oluyor.
Dışarda zaten kum,taş,ağaç,çimen,böcü börtü saatlerce oyalanabiliyor.Dışarıda asla tablet,telefon vermiyoruz! Evde sınırlı ve kontrollü vermeye başladık.
  Kısacası benim gözlemlediğim ne kadar yalın bir oda o kadar rahat bir çocuk.Bu benim içinde geçerli tabi eşyalar azalında daha hafif hissettim.
Yaniii "az çoktur." Sadeleşmeye devam.

*sadeleşme konusunda cesaretlendiren yazılarından ötürü öğrenen anneye teşekkürü borç bilirim!