çocukla geziyoruz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocukla geziyoruz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2018 Çarşamba

Beşiktaş Deniz Müzesi



  Geçen ay Berkay ile 4 müze gezdik biride Beşiktaş Deniz Müzesiydi. Bazen İstanbulda turist gibi gezmeyi seviyorum.

Buradan çıkıncada Dolmabahçe'nin harika atmosferinde yürüyüp stadımızın önüne vardık ve tabiki sıradaki durak Beşiktaş Müzesiydi ama daha çok ilgisini çeken stadın içini görmek olduğu için biz şeref turuna çıkmayı tercih ettik.

 Çocuklar için çok daha eğleceli olduğu kesin ve düşündüğümün aksine baya talepte olan bir etkinlikmiş,yabancı turistler bile vardı. Soyunma odaları,kupalar,localar,yedek klubeleri vs derken stadın her yerine girmek ayrıcalıkla ve eğlenceliydi.
Aslında buradan da çıkınca Küçükçiftlik Parkta ki kahve şenliğine gidecektik ama önündeki aşırı kalabalığı görünce vazgeçtik bunun yerine motorla karşıya geçip boğaz havasıyla iyice açıkıp yorulan minnağı Kadıköy'de her daim gittiğimiz balıkçıya götürdük. Bazen İstanbul'da tursit gibi gezmek çok eğlenceli oluyor.Bu şekilde daha önce Eminönü,Kapalı Çarşı vs de yapmıştık.Sırada Balat,Kız Kulesi ve saraylar var ve tabiki çocukların en çok ilgisini çeken sarnıçlar..Yaşı tutsa İstanbul muhafızları gezisinede katılmasını isterdim.
  Maalesef ülkemizdeki müze kültürü hatta sanatın hiç bir alanında çocuklar düşünülmediği için yurt dışında gezip gördüğünüz tarzda interaktif, kapsamlı ve içinde çocukların gezdiği müzeler bulmanız çok zor. Koç yada Sabancı gibi özeldeki müzelerde hem çocuklara yönelik etkinlikler oluyor,hemde kalıcı eserlerin dışında dönemsel güzel sergiler oluyor haliyle buraları gezmek daha eğlenceli. Özellikle Koç Müzesi tam çocuklara hitap edecek türden. En kısa zamanda da orayı gezeceğiz.

  Deniz Müzesine ulaşım çok basit çünkü otobüsten yada vapurdan indiğiniz anda karşınızdaki meydan da bulunuyor.Yanında sırasıyla Milli Saraylar Müzesi ve Resim Müzesi de bulunmakta. Devam edip Dolmabahçeden Atamızın fotoğraflarıyla süslü yoldan yürüdüğünüzde 5 dk içinde Dolmabahçe'nin o muhteşem kapısına varıyorsunuz ve hemen karşınızda da KaraKartal'ın stadı yükseliyor. Biz eğer hava güzelse buradan Karaköy'e kadar bile yürüyoruz oradaki mekanlardan birinde dinlenip sonra Galata'ya kadar ulaşabiliyorsunuz. Oradan da ver elini Eminönü. İki günde yürüyerek tarihi yarım ada turu yapmak isteyenler için başvuruları alayım:) Şaka bir yana İstanbul da yaşayıp hala buraları görmeyen yada hakkıyla gezmeyen çok insan var.


  Deniz müzesine dönecek olursak burası ülkemizde kurulan ilk askeri müze ve Osmanlıdan günümüze denizciliğin nasıl geliştiğyle ilgili oldukça kapsamlı bilgiler mevcut.Özellikle o ilk dalgıç kıyafetleri olan bölüm atmosferinide etkisiyle ilgi çekiciydi.Beni en çok gemi battı şamandırası ve tabiki Atamın odası etkiledi.

Kıbrıs şehitlerini vs geçipte en son Dumlupınarı görünce artık gözümden yaşlar geldi. İlk duyduğumdan sonra hiç unutamadığım o ses kaydı "konuşabilirler,türkü söyleyebilirler ve isterlerse sigarada içebilirler.." ve karşıdan gelen kabullenmiş o ses "vatan sağolsun! ah bir ataş ver..." Mekanları cennet olsun umarım haklarını bize helal ederler.

  Eski dalgıçların ayakkabıları Berkay'ı çok güldürdü.Şimdi ki vucudu saran kıyafetleri ve snorkelleri düşününce oldukça tuhaf göründü sanırım.Pek sevgili ecdadın zevk_i safa sürdüğü onlarca kayık,kadırga vs dönemin ihtişamını anlamaya yetiyor.. Bir yanda da savaş zamanı mühimmat taşınan kayıklar,gemi battı şamandıraları.. Aslında kürek çeken otomatlar vs yapılabilirdi çocukların ilgisini böyle şeyler daha çok çekiyor.

Giriş çocuklara ücretsiz, müze kart geçmiyor (zaten neredeyse hiç bir yerde geçmiyor) ,bilet ücreti 8,5 tl. İçeride güzel de bir cafesi ve hediyelik eşya bakılabilecek bir dükkanı var. Farklı dil seçenekleri ile sesli rehber mevcut. Haftaiçi 09.00-17.00 arası haftasonu ise 10.00-18.00 saatleri arasında açık. Çok rahat 2-3 saatinizi alır gezmek. Çocuklar için havadar ve ferah bir mekan olduğu için oradan oraya koşup gemilerin arasında dolaşmak gördüğüm kadarıyla baya eğlenceliydi:) 









Erfelek Şelaleleri Gezisi


   Bir önceki yazıda bahsettiğim Erfelek şelaleleri burası.Aslında Tatlıca Şelaleleri olarakta geçiyor. Yine tabelalar ile bulunması zor olduğu için konum açarak gitmeniz gereken bir doğa harikası daha. Üstelik yaklaşık 20-25 sene kadar önce keşfedilmiş! Doğaya karşı farkındalığın ne kadar az olduğunu, doğal kaynakların ise nasıl sorumsuzca kirletildiğini görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz.

 Dışarıdan bakıldığında müthiş güzellikte bir yer. Yazın en sıcak günlerinde bile serin,suyun rengi turkuaz ve yeşilin 15485 tonunda. Kendiliğinden oluşmuş doğal yürüyüş ve tırmanma parkurları, basamaklar şeklinde yükselen irili ufaklı toplam 28 şelaleden oluşan bu alanın uzunluğu 2 km kadar ama her şelalenin tırmanma zorluğu farklı. Çoğunda tırmanmaya yardımcı halatlar mevcut fakat hemen yan tarafında ahşap yürüyüş patikasıda yapılmış ama oradan çıkıpta bu güzelliğin her anını tadamazsınız benden söylemesi. Orası genelde gördüğü her yere sadece "görmüş" olmak için gelen selfie delisi insanlar yada soğuk sular ve keskin kayaların arasından yürümekte zorlananlar için. Ayrıca Berkay dahil bir sürü çocuk tırmanıyordu, yani biraz totodan iteklemek kimi zamanda yukarı doğru elinden kolundan çekmek gerekiyor ama olsun:) Çok keyifli.


Yakınma konusu 2; dağ başında üstelik göletlerin, şelalerin olduğu bir yere insan upuzun elbiseler yada topuklu ayakkabılar ile gelir mi? Hadi geldin en azından oralardan inatla tırmanmaya çalışıp arkanda kuyruklar oluşturman ne kadar normal? Kısaca ziyaret edecekseniz haftasonu yada bayramlarda uzak durun derim ki böyle güzel bir yerde sinir krizleri yaşamayın. Daha sonra sosyal medyada da bu şikayetleri çok gördüm,yani tek sorun yaşayan ben değilim. Maalesef bu yerlere gelen insanların çoğunluğu bilinçsiz. Her yerde etrafı saran yoğun mangal dumanın yanı sıra çöp kutuları olmasına rağmen olduğu yere bırakılan onlarca poşet çöp benim gibileri tabiki rahatsız ediyor. Şelalenin tepesinde ulaşılması zor yerlerde dahi o eşsiz renkteki suya atılmış sigara izmaritleri ,lcw poşetleri ve pet şişeler.. Gerçekten yazık böylesine güzel bir ülkeyi el birliği ile kirletiyor ve kıymetini bilmiyoruz.

  Burası sonbaharda ayrı güzellikte ve hava daha soğuk olduğu için ziyaretçileri de genelde doğa tutkunları oluyor. İşte o zaman keyfile yürüyüşünüzü tamamlayabilirsiniz. Çok değişik şekillerde ağaçlar ve kendine has bir bitki florası var. Öylece koştur koştur geçmediğinizde tüm bu güzellikleri fark edebilir ,minik su birikintilerinde ki yavru kurbağaları izleyebilirsiniz Biz bu sefer yılan,kaplumbağa,bolca kurbağa ve atmaca dahi gördük! Suyun soğukluğu,tırmanmaya çalışırken ıslak kaylardan kaymak,her köşeyi geçip her tepecikten tırmanında "aman tanrım daha güzeli olamaz herhalde" dedirten cinsten konuşmalar,halatlarda sallanmak,yürümekten yorulmamak,temiz hava..

İnstagram profilime bu geziden kalan fotoğrafları sabitledim eğer isterseniz oradan daha çok fotoğrafa ulaşabilirsiniz.











9 Ekim 2018 Salı

Türkiye'nin Enn Kuzeyi; İnceburun Feneri

    
    Son Sinop gezimizde Berkay'ı kuş bakışı fotoğraflarıyla meşhur şahin tepesine (ki boş yere gitmeyin beton binalardan o güzel manzara kapanmış)hani şu klasik Sinop fotoğraflarının olduğu yer, Tatlıca şelalelerine, limana ve İnce Burun Fenerine götürdük. En çok sevdiği yer şelaleler oldu ama fenerin olduğu noktada ülkenin en kuzeyinde olmak onu heyecanlandırdı.
Bizim için büyük bir olay olmasa da küçük bir çocuk için kısa süreliğine de olsa haritada onca insanın tepesinde olmak büyük bir maceraydı:) 
 -Şimdi ben herkesin üstünde miyim?
-Evet annecim
-Herkesin en tepesinde ben varım!
-He annem hepimizin paşasısın:))) (temam bir daha siyasi dokundurma yok)
-Peki dünyanın en kuzeyi neresi? Oraya da gidebilir miyiz? Gidelim miiiii?
-Bakarız ama oralar çok soğuk ve her zaman ziyaret edilmiyor sanırım.
-Çok mu para lazım gitmek için? (hay realistliğini seveyim çocuk)
-Evet ve uygun kıyafetler edinmek de lazım.Belki bir gün kuzey ışıklarını izlemeye gideriz he daha güzel olmaz mı?
-Kuzey ışıkları nasıl öyle oluyor anne?
-Denizi izlesene sen! 

  Eve gidene kadar zilyon tane kuzey diyarları sorusuyla beynim yandı ama olsun çok güzeldi. Yol Sinop merkezden Akliman'a doğru yaklaşık 15-20 dk sürüyor. Yolda sağ olsunlar tabela falan yok, gerçi yol demeyede bin şahit ister ama sonundaki manzaraya değer.

 Sarıkum tarafına dönünce yolun sonu birkaç köyden geçtikten sonra fenere varıyor. Yolunuzun üzerinde bir tabiat harikası olan Hamsilos da bulunuyor. Üzerine tık tık piiliz ve hemen sitesinden fotoğraflara ve gerekli bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer yaz mevsiminde ziyaret ediyorsanız yol boyu Sinop Karpuzu satan yerler var. Sinop karpuzu meşhurmuş meğer bizde yeni öğrendik, minicik ve çok sulular. Aslında bu mekanlar dışında yol boyu içeri doğru kıvrılan yollara öylesine dalınca gerçekten büyüleyici deniz veya orman manzaralarıyla başbaşa kalıyorsunuz. Cesur olun yahu,emin olun karşılığını alırsınız. O kadar çok ıssız koy var ki,yumuşacık kumlarda yürüyüp taşlar toplayıp,gönlünüzce piknik yapabilirsiniz. Veee oralara gidipte mantar,karalahana sarması ve keşkek yemeden de dönmeyin lütfen.



25 Nisan 2018 Çarşamba

23 Nisan Büyükada ve Aya Yorgi Kilisesi


   Heyooo  geçmiş 23 Nisan çocuk bayramımız kutlu mutlu olsun. Biz anne oğul resmi tatili ve havanın güzelliğini de fırsat bilip kendimizi adaya attık. Önce sabahki resmi törene katıldık sonra okul bandosunun geçişini çoşkuyla seyredip vurduk kendimizi ada yollarına. 

 Ortodoks mezhebinde 23 Nisan, Yorgo’ların “isim günü” olarak kabul ediliyor. 24 Eylül ise Hz. İsa’nın havarisi Paulus’un yaydığı yeni dine kendini adayan ve defalarca öldürülmeye çalışılsa da mucize sonucu kurtulan Aya Thekla’nın anıldığı tarih.
Bu tarihlerde Aya Yorgi’ye giden yolu çıplak ayakla ve hiç konuşmadan takip edenlerin yarı hacı olduğuna inanılıyor. Tam hacı olabilmek için İzmir'de ki Meryem Ana Kilisesine gitmeleri lazım. Tabi sadece hristiyanlar değil, her inançtan insanlar inanmış olarak yürüyor,makaralarını açıyor,mum yakıyor ve diğer türlü batıl şeyleri yapıyorlar. Kilise bile kapısına bunların batıl inanç olduğu ve sadece Allah'a inanıp, ondan dua ile dilekte bulunmaları gerektiğini yazmış, daha ne olsun!

Bu yüzden ada oldukça kalabalıktı. Fayton kuyruğu ta iskeleye kadar ulaşmıştı. Benim asla tercih etmeyeceğim bir ulaşım aracı. O zavallı canlılara "fayton keyfi" altında binip yapılan işkenceye ortak olanları da kınıyorum. O gün orada bir at canından oluyordu.Aşırı derecede yorgun atlar çalıştırılıyor hatta daracık yollarda hem yaylar hem bisikletliler hem faytonlar varken birde hızlıca tepeye varıp, yeni müşteri almak için fayton solluyorlar. Kaç kişi eziliyordu , şimdiye kadar kaç at canından oldu yeter artık. Yandaki videoda Berkay'ın haklı isyanını göreceksiniz:)

850mt Azap yokuşunu çıkarken sağlı sollu "dua yeri" denilen ,dünyanın dört bir yanında misyonerlik için gelmiş ücretsiz kitap,incil dağıtıp sizler için karşılıksız dua eden insanlar var. Aslında oldukça güzel sonuçta şimdiye kadar kaç din kardeşiniz sizin için gönülden dua etti? "Kimin duasının kabul olacağı belli olmaz,ben dua istiyorum anne." diyen minnak gözüne kestirdiği asyalı bir gruba yanaştı, dua istediğini söyledi onlarda oldukça güzel karşılayıp ilgilendiler. İşin garip tarafı kıpır kıpır yerinde duramayan çocuk dua edilene kadar bekledi:) Gitar çalan bir grubu hemen önlerindeki toprağa çöküp dinledi,dans etti. Yukarıda kiliseye girenleri izledik ve deniz manzaralı minik bir piknik yaptık.

Adaya gelmişken dondurma yemeden de dönmedik tabi.Mekanımız burası.

Hafta sonu ve bayramlara denk gelmezseniz bisiklet kiralayıp sakin sokaklarında gezmek için oldukça güzel bir yer.ben tercihen Heybeliada ve Burgazada' yı daha çok seviyorum. Şimdi önümüzde 1 Mayıs tatili var onun içinde minik bir plan yapalım:)

16 Nisan 2018 Pazartesi

Hafta Sonu Yavaşlığı


    Hafta sonları en sevdiğim şey yavaş geçen kahvaltılar. Bir süredir İstanbul'da hafta sonu için kahvaltıya dışarı çıkmayı bıraktık. 

Düşünsene sabah erkenden kalkmak lazım birde piknikçi trafiğinde (!) boşa giden zamanı düşündüm hem sonra hiç sevmediğim şey dip dibe masalar, üstelik evdekinden farklı hiç bir şey olmamasına rağmen istedikleri fahiş fiyat artık beni bezdirdi. İzmir bu konuda hem çok seçenek hemde daha uygun fiyata daha doğal ürünlerle, bol çeşitle kahvaltı imkanı sunuyor, gözünü sevdiğimin memleketi! Neyse biz artık evin sakinliğinde herkesin kendi özel zevkine uygun hazırladığımız yiyeceklerimizi muhabbet ederek tıkınıyor ve "bugün naapsak" diye düşünüyoruz. Hafta sonu demek aile zamanı demek. E baharda geldi öğlen güneşinde yürüyüş,çiçek ve böcekleri incelemek. Bazen kuşların bazen rüzgarın ormanda yarattığı müziği dinlemek yada sadece dalgaların sesi ve Berkay'ın çığlıkları:) En sevdiğimiz yiyeceklerden hazırlayıp atıştırmak,kumlarda oynamak,belki biraz kitap okumak,sonra biraz kirlenmek..bolca gülmek.. İşin stresini ve gelecek kaygılarını biraz olsun kenara bırakabilmek ve sadece birbirimize konsantre olmak.
Gezilecek müzeler,sergiler yada denenecek mekanlar oluyor mesela seçenek o kadar çok ki bunca insan neden avmlere tıkıyor kendini anlayamıyorum. 


  Biz bu hafta sonu ne zamandır ziyaret etmek istediğimiz Barış Manço' nun Moda'da ki müze evine gittik. Çocuklara para almıyorlar yetişkinler için giriş ücreti 10 tl. İçeride Barış abinin şarkıları eşliğinde geziyorsunuz.Bahçedeki domates,biber,patlıcan ve bodrum kattaki şövalye odası minnağın en ilgisini çeken bölümler oldu. Adam Olacak Çocuk programından bir photo booth hazırlamışlar orada fotoğraf çekildik,yüzüklerini,ilginç kıyafetlerini falan incelediğimiz keyif aldığımız bir yer oldu.

Çıkınca hemen sahile parka inip orada vakit geçirdik.Herkes çimlerde köpeğiyle oynayan,okey takımını kapıp gelen, kitap okuyan,top oynayan,spor yapan,dans eden,gitar çalan..envai çeşit insan var Moda Sahilinde. Kayalarda oturup yelken yarışmasını izledik biraz bizde minnak için bu sporlar ilgilensin istiyoruz bakalım ileride o da ister umarım. Türkiye de 7 yaş öncesi başlanmıyor o yüzden vakit var.


Birde minik ve şirin bir tatlıcı keşfettik.Enfes bir Torta Al Mascorpone minnak tarafından üç dakikada mideye indirildi ben Limoncello Tiremusu yedim ama bir dahaki sefere Churros deneyeceğim. Çok seviyorum Kadıköy'ü çok! 



   Pazar sabahı da Şile'ye gittik havalar iyileşmeye başlayınca bizim tatlı ve sakin balıkçı kasabamız da kalabalıklaşmaya başlamış o yüzden iki üç saat sahilde oynayınca oradan çıktık, deniz fenerine uğradık ve sonra köy köy gezerek kendimize yeni ve sakin bir mekan keşfettik. Polonez ve Cumhuriyet köyü aslında çok güzel mekanları olan ama inanılmaz derecede kalabalık ve hem gidiş hem dönüş trafiği artık işkence olan yerler. Geçen senelere kadar buraları çok sık tercih ediyor olsak ta artık hafta sonu rotamızdan çıktılar. Bu hafta kendimize şöyle katlanır masa,sandalyelerden ve birde araba buzluğundan almamız lazım.

Profesyonel piknikçi olamaya adım atıyoruz yani Berkay çok hevesli hatta kamp yapmakta istiyor, bakalım.. Önümüzdeki hafta sonu havalar iyi olursa başka başka planlar düşünmem lazım. Şimdi bir sürü iş güç beni bekler.

5 Ocak 2018 Cuma

Viyana Gezi Notları- Haus Der Musik

   İşte Viyana’da en çok eğlendiğimiz mekan! Burası interaktif bir müzik müzesi.


Aslında ziyaretçi kitlesi özellikle çocuklar değil çünkü müzik ve ses adına her türlü bilgi,eşya,enstrüman var ve bunların hepsini misafirlerine çalma imkanı da sunuyor.Mozart,Bethooven,Strauss hakkında ilginç bilgiler ve odalar mevcut.Bu odalarda sanatçıların hayatı hakkında ilginç bilgilerin yanı sıra özel eşyaları da mevcut.
Bir kere şu merdivende delicesine eğlenmeyecek birini tanımıyorum bizim fotimiz aslında videodan çekilmiş bir kare çünkü hiç orada hoplayıp zıplarken fotoğraf çekilmek gelmedi.
  5 katlı bir müze ve sizi yönlendirerek ilerlemenizi sağlıyor ama aynı şekilde gezerek aşağı inemiyorsunuz o yüzden keyfini çıkararak gezin derim.İçeride bazı odalarda bale izleyebilir,eski konserleri dinleyebilirsiniz.Bu tarz köşelerde kaliteli ses sistemleriyle seçtiğiniz parçaları dinleyebilirsiniz.
Sesler hakkında her türlü gerekli,gereksiz bilgiyi öğrenip birde acaip eğlenceli şekilde deneyimleyebileceğiniz bölümler var.Ekranlardan müzik aletlerini seçip çalabiliyorsunuz hatta Berkay bu bölümde çok eğlenmişti.Benim en sevdiğim yer kesinlikle Viyana filarmoni orkestrasını yönetebilme şansı sunulan alandı.
Yaşayan en büyük orkestra şeflerinden biri kabul edilen Zubin Mehta size hoşgeldin diyor,tabi heyecan dorukta,nasıl yönetmeniz gerektiğini anlatıyor ve ta tadammm sahne sizin.Çok yavaş olursanız çalmayı bırakıyorlar,çok hızlıysanız ayak uyduruyorlar ama parça bittiğinizde orkestrdan biri ayağa kalkıp sizi bir güzel paylıyor:)) Berkay annesi gibi Strauss sever çıktı yada şansa (tabiki şansa ayol okuma mı biliyor çocuk) Annen Polka’yı seçti.Elini kolunu öylesine çılgınca salladı ki bittiğinde ayağa kalkan bir sanatçı “hiç mi ritim duygun yok evladım, bize resmen la cucaracha’yı çaldırdın” dedi:)))
Sırada bu deneyimi tatmak için bekleyen ahalide baya güldü, o kadar eğlenceli ki anlatamam gidin görün canım.Ayrıca 3,5€ gişeden kendi çaldığınız parçayı alabiliyormuşsunuz.
Viyana Filarmoni Orkestrası'nın kurucusu Otto Nicolai ve Berkay!







 Fonda bizi büyüleyen Mozart ve Strauss vb müzikler eşliğinde hayran hayran odalar arasında dolaşıyoruz..
Her köşesinde müzik çalan veya dans edilen bu şehre gelmeyi tercih etmemizde ki ana neden zaten romantik bir dönemde hüküm sürmüş bir imparatorluğun müzikleri,dansı,sanatı.. Evde sıkça Andre Rieu dinlediğimiz için Berkay’a yabancı gelmiyor tınılar.Hatta Blue Danube de gaza gelip evin içinde döne döne dans ettiğimiz için atlıyor kucağıma ve başlıyoruz şaşkın bakışlar altında yampirik şekilde dans etmeye:)) Videolar düzgün çekilmiş olsa kanal açıcam:p


Giriş 13€ ama diğer müzelere göre ziyaret saatleri daha uzun. 10:00-22:00 arası ziyarete açık.Rehber köpeklerin girmesine izin var ve engelliler için özel parkurlar mevcut.3 yaş altı çocuklar ücretsiz.

2 Ocak 2018 Salı

Çocukla Viyana’da Gezilecek Yerler

   Gezi bloglarından farklı olarak “Çocukla Viyana’da” eğlenceli neler yapabilirsiniz kısaca bahsetmek istiyorum.Eee sadece “ben” demekle olmuyor küçük gezginlerinde seyehatten mutlu dönmesini sağlamak lazım.
Viyana’da görülecek çoğu yer birbirine yakın, tabi bizim gittiğimiz mevsimde yürüyerek dolaşmak pek mümkün değildi.Şehrin toplu taşıma sistemi harika olduğu için o tramvaydan in, U-bahn’a bin,ordan in hop on hop off a bin derken 2 gün içinde çoğu yeri görebilmeniz mümkün.
Her müzeye girmeye kalkarsanız euro’nun durumundan dolayı baya maliyetli olur o yüzden öncelikli bir liste yapmanızı öneririm. Mesela daimi koleksiyonunda Claude Monet,Renoir,Picasso ve Munch gibi birbirinden muhteşem sanatçıların olduğu Albertina bence görmeden dönülemez listesinde! Dönemsel sergilerde mevcut mesela biz oradayken Raphael vardı.En sevdiğim ressamlardan Klimt eserleriyle dolu Leopold Museum da benim listemde öncelikliydi mesela.Ama bunları rahat gezebilmek için önce oğlumun gönlünü hoş ettim.
Çocuklar için Zoom Kinder Museum ilk ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri diye düşünüyorum.Gezi sonunda dönem kıyafetleriyle fotoğrafta çekiyorlar, çok şirin.Baya aktiviteli olan ve adından anlaşıldığı üzere sizi zamanda yolculuğa çıkaran Time Travel Vienna çoook eğlenceli benden söylemesi.
  Haus des Meeres, bu sefer ziyaret edemedim ama yazın gittiğimde kesinlikle uğrayacağım yerler arasında! Yanında parkıda olan bir akvaryum burası,içeride çeşitli aktiviteler olması yanı sıra restaurantınında hoş bir şehir manzarası var.
Viyana denilince ilk akla gelen fotoğraflardaki meşhur dönme dolap “Wiener Riesenrad” ın olduğu yer Prater! Özellikle havalar iyiyken çok keyifli vakit geçirilebilecek bir parkın içinde yer alan Prater kesinlikle yaz listemde! 


Yakınlarında bulunan Donauturm Kulesi ise çocuklar için oldukça heyecan verici bir alternatif.İki asansörlü turıstık kulenin 165mt yüksekliğinde bir döner restaurant bulunuyor.Bu manzarada kahve içip birer tatlı götürmek iyi fikir.Asansörler kuleye 35.sn de öylesine hızlı çıkıyor ki başınızın dönmesi kaçınılmaz.Cesaretiniz varsa bungee jumpingte varmış ama havaların  iyi olduğu dönemlerde tabi.
Her yerde Turist Infoları mevcut ve gercekten cok yardımcı oluyorlar bu konuda bir sıkıntı çekmedik.Ayrıca kaldıysa buralardan Türkçe broşür bulabilmenizde mümkün.Eeee sabah fıldır fıldır sarayları gezip akşamda operaya gidemeyeceğimize göre biz tercihimizi ailecek eğlenebileceğimiz yerlerden yana kullanıyoruz.Zaten öyle ışıl ışıl ve etkinlikli bir tarihe denk geldik ki her yerde kurulan Chriskindlmarkt gezdik ve yiyip içip eğlendik.Bu canlı pazarlar zaten hem bir çocuğu hemde yetişkini oyalayacak kadar büyük ve renkli.
    Şehirde gezerken neredeyse her sokakta, büyük bir imparatorluğun zenginliğinin ve ihtişamının kanıtı olarak barok mimarinin en güzel örneklerini izliyorsunuz..Çok güzel şekilde muhafa edilmiş binalarını,opera binasını hele o “respect” diye karşısında bir dur dedirtecek belediye binasını görüp kıskanmamak mümkün değil.Bu arada buraları gezerken müzeler sokağını yada Parlemanto binasını falan mutlaka görüyorsunuz merak etmeyin.Gezilecek yerler birbirine çok yakın olduğu için herhangi bir yeri gözden kaçırmak pek mümkün değil.Kaybolursanız da en yakındaki asyalı grubun peşine takılıverin:)
   Şehirde her noktada güzel çocuk parkları var buralar dinlenmek ve çocukları eğlendirmek için ideal oluyor ama biz kışın denk gelince birde Disney’e gidemeyip üzülen minnakı eğlendirmek için çiftlik temalı bir açık hava parkına gittik. -6 derece sıcaklıkta çocuğunu bu acaiiiip eğlenceli yere getiren tek Türk anası bendim:)) Märchenparkweg/ Family Park familypark.at adresinden nasıl bir yer olduğunu inceleyebilirsiniz.Grimm masal karakterleri,cadılar,kazanlar falan bizim anneleri korkutur belki ama korsan adası,ejderhalar,top atışı yapılan alan,çiftlik hayvanlarını girip doyasıya sevebildiğiniz bahçe,traktör turları vs derken o kadar çok eğlendik ki kim takar Hansel’i yemeye çalışan cadıyı:p Kişi başı 18€ ödedik.İçeride yeme içme yerleri mevcut ve lavoboları da temizdi.Yaz içinse içeride su aktivitelerinin olduğu bir alan var.


  Ama kışın burada olmanın ayrı bir güzelliği var çünkü açık havada meydanlarda yada pistlerde “eislaufen” buz pateni yapma imkanı.İnanılmaz eğlenceli vakit geçiriliyor.Bu mevsimde gelip Semmering’e gitmemek?!? Ayrıca gece o pistlerde ki ışıltılı alanlar falan inanılmaz eğlenceli.Kayak severleri buraya alalım Night skiing Zauberberg Semmering.




Yaz listemde yer alan, kışları kapalı Zipline ise burada yapılabilecek en eğlenceli aktivitelerden biri.Bu civarlarda adventure park teması yaygın ve gayette güzeller.Mayıs&sonrası gidiyorsanız ve macera tutkunuysanız Zipline Stoderzinken i mutlaka bir araştırın derim.
Şimdilik ailece eğlenmeli,gezmeli acaip bir tatil için benim önerilerim bunlar.Gittikçe daha farklı yerler keşfedersem de eklemeler yaparım:) 

   Bu arada en sevdiğimiz ve çoook eğlendiğimiz müzeyi bir sonraki posta sakladım çünkü iki satırla anlatmaya kıyamadım.—>>>