özgüven eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
özgüven eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2018 Pazartesi

Bu Özgüven mi?

  Kimi zaman daha doğrusu çoğu zaman bir insan yetistirmenin, çocuk yapmaktan çok daha önemli oldugunun farkında degiliz.

  Timothy Green'in sıradışı yaşamı filminde bir sahne var.. Çocukları olmayan bu çift bir kutuya koydukları,çocukları olsa nasıl olmasını isterlerdi diye düşündüklerini yazdıkları kağıtları alıp gömüyor ve akşam topraktan inanılmaz tatlı bir çocuk çıkıyor ve hikaye başlıyor. Benim hoşuma giden kısım ise bu videodaki ve çocuğun maçta gole gittiği bölüm. Kadının bir kız kardeşi var,böyle herşeyi kıyaslayan, kibirli ve çocuklarının başarıları üstünden prim yapmaya çalışan biri. Bu sahnede de kendi çocuklarını bir örnek giydirmiş onlar piyano çalıyor falan anne kasıntı bir halde "hadi" diyor "seninkini görelim". Çocuk annesi endişe etsede ortaya çıkıyor ve insanları neşelendiriyor. Evet o bir rock star değil ama insanları eğlendirebilen biri. 

Sahneyi izleyince ne demek istediğimi anlayacaksınız ve arkasından paylaştığım da bu sene sosyal medyada sıkça paylaşılan ve büyük tartışmalara yol açan aşağıdaki video. 

Yani o çocuğu oraya tek çıkabilme özgüveni ve cesaretini gösterdiği için tebrik etsem de orada ona eşlik etmeyen öncelikle öğretmeni sonrada annesini kınıyorum!!! Yani gerçek düşüncelerimi siber zorba olmamak adına kendimde saklı tutuyorum ama çok acı dolu,üzüntü verici bir sahne değil mi? Yoksa ben mi çok takıyorum acaba ya..

31 Ekim 2017 Salı

Akran Zorbalığı

   Geçenlerde okuldan bir suratla geldi ; arkadaşı ona "sen şişmansın ve kötü görünüyorsun" demiş! Çocuk işte üzülmüş "ama ben şişman değilim ki ben sadece çocuğum dedim o anlamıyor" dedi.. Akran zorbalığı konusunda ilk tecrübemiz ve hazırlıksız yakalandık "çok kaba bir davranış beni üzdün,hoş değil söylediklerin" diyebilirsin dedim,hemen karşı çıktı "aaa insanlara kaba diyilmez üzülürler" Çocuk haklı bir yönden çünkü biz ona hep şişman,kısa,uzun,kel vs diye insanlar ayrılmaz sadece kadın,çocuk ve erkek vardır dedik.Ten rengi,cinsiyeti,görüşleri,giyimi,inancı bizi ilgilendirmez ve alay konusu olamaz asla dedik o da şimdi bana "hayır ben normalim o da normal böyle şeyler söylenmez işte ama o anlamıyor,beni üzdün seninle oynamak istemiyorum" demiş ve gelmiş.Artık onunla oynamak istemiyormuş ve bir ara dudağı büzüldü söylerken ağlayacak gibi oldu sonra “off tamam boşver” dedi.Belki kötü bir gün geçiriyordur arkadaşın falan dedik ama çokta takmak istemiyorum çünkü çocuk yani bu duygu halleri pek stabil değil,yarın gelir en çok onu seviyorum falan der.
İçim parçalandı tabi insan istiyor ki hep yanında olsun,kollasın,kimse duygusal yada fiziksel zarar veremesin...ama işte öyle olmuyor ne kadar çabuk bunlarla başa çıkmayı öğrenir ve kolay atlatmayı becerebilirse o kadar özgüvenli olacaktır.Karakteri şekillendirecek olaylar bunlar ve tabi bizlerinde takındığı tavırlar biliyorum ama ahhh kalbim.. 
Bazen diyorum biz fazla mı duygusal ve kibar yetiştiriyoruz dışarısı öyle değil,insanlar acımasız ve kavgacı.Ama hakkını aramak için şiddete başvuran bir insan olsun da istemem.Sana vurana sende vur diyemiyorum,kızmalısın sadece napıyorsun de mesela diyorum ama doğru mu yanlış mı bilemiyorum gerçekten.Böyle zamanlarda daha zor ebeveynlik.Hani büyüdükçe kolaylaşıyordu?! 
    Bir arkadaş içimi döktüğüm fotoğrafın altına yazmış “Seninkinden çok o çocuğa üzüldüm.Düşünsene 3,5 yaşlarında bir çocuk böyle davranmayı nerede öğrendi acaba?”  Haklı.Her çocuk eşit şartlarda büyümüyor tabiki.Berkay kavgacı değil hatta genelde susup,karşı koymayan taraf.Ama başka birini korumak için ses çıkartmaya çalışıyor.Sürekli gülümser ve insanlara sorular sorar,ilgilenir,sarılır.Eşim bu durumdan çok sıkıntılı çünkü fazla duygusal olduğunu düşünüyor, bende sadece kendi koruyabilecek kadar sesi çıksa yeter diyorum ama tabi bizim dememizle olmuyor.Çocuk gözümüzün önünde büyüyor ve gelişiyor.Yüksek sesli konuşmalardan dahi haz etmeyen sakin bir karakteri var.. Nasıl devam eder,neler yapabiliriz bilmiyorum ama bir anneden güzel bir öneri geldi.Anne zor/alaycı/yaramaz çocuğu canladıracak, çocukta kendini nasıl koruması gerektiğini öğrenecek.Bu rol yapma oyununu biraz değerlendireceğim tabi.Gelişme olursa bahsederim.Farklı önerilerede açığım.
Bu arada gözlüğede alıştı gibi:)




24 Mayıs 2017 Çarşamba

Kreşte Başka Evde Başka

  Geçenlerde kreşten aradılar "arkadaşıyla minik bir sorun yaşadı yanağı çizildi..biz krem sürdük bla bla..işte oyuncak çekiştirirken bla bla..paylaşma..biz şöyle yapalım bla bla.." şeklinde bir konuşma geçti.Daha önce iki kere daha aynı arkadaşıyla minik problemler yaşamıştı fakat o arkadaşını seviyor ve ondan güzel şekilde bahsediyor.Huyları çok benzediği ve ilgi alanları aynı olduğu için sürtüşelebiliyorlar biraz.Diğer çocuğun annesinin okulda öğretmen olması bizim minnağı etkiliyormu diye biraz ağzını aramak istedim fakat o konu pek umurunda değil gibi..bilemiyorum..
  Önce bir endişelendim acaba bizim bildiğimizden farklı bir karakter sergiliyor mu diye fakat anladığım kadarıyla bir Dr.jekyll & Mr.hyde durumu yok.Yinede kreşte benim bilmediğim yada tanımadığım farklı bir çocuğum var! Orada yediklerini evde yemiyor mesela.Öğlen uyuyor evde olduğu zamanlar yatmıyor.Çok inatçı ve dediğim dedik bir çocuk ayrıca sosyal ortamlarda oyuncaklarını paylaşırda hep ama kreşte biraz daha farklıymış durum.Sıra beklemek istemiyormuş mesela ayrıca elinden birşey alındığında ses çıkarmıyormuş hatta üzülüp kenara çekiliyormuş:( Oyuncaklarını paylaşmak istemiyormuş."Geri vermeyebilirler" bahanesiyle.Paylaşma apayrı bir konu ama dışarıda tanımadığı çocuklarla bile paylaşıp oyun kuran bir çocuk için okulda tam tersi olması tuhaf değil mi? Herkes otururken onun sürekli hareket halinde oluşu kendisinin farklı olduğunu düşündürtüyor olabilir mi? "Çünkü herkes oturuyor bende oturmadığım için uyarıyorlar ama sıkılıyorum" dedi bir kez.
  Dışardan yapıştırıldığı gibi bir hiperaktivite durumu değil fakat dikkat eksikliği olabilir konunun uzmanlarına danışın denildi.Babaya ve aile büyüklerine kabul ettirmede sıkıntı yaşıyorum, yaşı itibariyle bunun normal olduğunu söylüyorlar ve öylede tabi hatta genetik faktörler etkiliyse ve böyle huylar aileden geçiyorsa ben ondan daha betermişim oğlum normalmiş(!) benim çocukluğuma göre:) Huysuz ve yaramaz şeklinde etiketlenerek bugünlere gelmişim işte:)
  Okul psikoloğunun anlatımıyla "Genel olarak uyumlu ve çok sosyal bir çocuk olduğunu söyleyebilirim.Yemek yada uyku vs gibi şeylerde hiç problem yaşamıyor hatta öz bakım becerileri yaşıtlarının ilerisinde fakat "aşırı hareketli" oluşunun önüne geçmeye çalışmamız lazım çünkü kendinede zarar verebilir.Bilişsel olarakta iyi,verileni hemen alıyor özellikle dil ve matematik konusunda destekliyoruz,yalnız dikkatinin çabuk dağılması potansiyelini tam değerlendirememesine neden oluyor."      
  Aslında bu benim çocuğumda kendimde gözlemlediğim bir durum.Yakın zamanda uzmanlığı bu konu olan bir psikolok ile görüşmeyi düşünüyorum bizi daha doğru yönlendirebileceğini umduğum için birazda kendim için.Dikkat konusundan ziyade aşırı hareket ediyor ve bu konuda kesinlikle söz dinlemiyor oluşu beni endişelendiren.Bir çeşit banta falan koysam günlük elektrik ihtiyacımızı koşarak karşılar:)
 
  (daha önce evde böyle bir alan yapıp videosunu paylaşmıştım)
Bir yere çıkarken bile 10 kere düşünüyorum açıkcası, çok yorucu oluyor ve yaz boyu kreşe gitmeyecek beraber vakit geçirip,gezeceğimiz için düşündükçe önce mutlu oluyor sonra biraz geriliyorum.
   Offf büyüdükçe kolaylaşıyor diyenlere neler neler söylemek istiyorum şu an ama salon hanfendisi(😆) kimliğime ters düştüğü için sadece diyorum kii "bi halttan anladığınız yok cicim,büyüdükçe herşey daha karmaşık oluyor!" 

6 Aralık 2016 Salı

Çocuklar Mutfakta

  "Bir çocuğun sorumluluğunu elinden alırsanız daha az sorumlu hale gelir." Bu sözü güzelce çerçeveletip evin en görünen yerine asasım var!
Oğlumla mutfakta vakit geçirmeyi sevdiğimi herkes bilir.Kızanımız,laf edenimiz çok ama onlar 25 yaşındaki çocuğunun önüne meyve soyup verenler ve birde sürekli yemesi için hatırlatmada bulunan anneler olduğu için pek dikkate almıyorum:) 
  Oldukça pratik, tehlike seviyesi çocuğun yaşına ve becerilerine uygun şekilde olan bir sürü şey var yapılabilecek.Kahvaltı bıçağıyla muz kesmesi,portakal&mandalin suyu sıkmaya çalışması,hamur işlerinin üzerine çırptığı yumurtayı sürmesi,kurabiyelere şekil vermesi,tabağını mutfağa kendi götürmesi.. Bunlarda şimdilerde "montessori pratical life" aktiviteleri olarak yeni uygulanmaya başlandı ama yerlere örtüler serip,çocukları önlüklere plastiklere sarıp,elinde peçeteyle hazırda bekleyip batan yerlere anında müdahele etmek suretiyle uygulanıyor çoğunlukla:))) Tamam kimse evi batsın istemezde bu kadar sıkılmaz çocuk yahu temizlenir yani ne var,yıkanınca geçmeyen birşey kaldı mı nar yada duttan başka? Bilemiyorum.. 
Sosyal medyada ağırlıklı olarak yabancı aileleri takip ediyorum ve çocuklara verilen sorumlulukları,yapabildiklerini ilgiyle izliyorum hatta kendime örnek alıyorum.Bunu montessori özentisiyle yarım yamalak yapanlardan olmak istemem zaten hayat felsefem de buna uygun değil.
  Biz yeni olarak kesici aletlere geçtik.Sebze soyucuyu yavaş yavaş kullanmaya başladı ne kadar denerse o kadar güzel alışacaktır bence.Bazen instagrama videolarını yüklüyorum annem yada teyzelerim hemen mesaj atıyor:) "Kesti kesecek elini,portakal verirken önlük giydirsene heryere aktı yapışş yapışş ahh" Bende "3 yaşındaki hangi çocuk önlük giymeyi kabul eder merak ediyorum teyzuş?" yazıyorum bi bakıyorum kızgın suratının fotoğrafını göndermiş:) 
  Bu soyma işleminde ilk gün elinde küçük bir sıyrık oldu.Lafçı çocuk haftasonu hemen anneme anlatmış haha kadın mafolmuş tabi.Yavrumun elinde minicik kesik bile olsa üzülüyorum bende ama birde çocuğa güven geldiğini görüyorum hoşuma gidiyor."Anne bak kesildi,kan geldi hadi yıkayalım elimi.Birde robotlu bant takalım olur mu?"diyor.Yarabandını gösterdiğim çekmeceden alıp getiriyor.Bence sorumluluk alabiliyor olması güzel.
  İceoğlanı anneme bıraktığımda,üstünü batırdığı için,kendi yedirmeye çalışıyor ee çocukta orda birşey yemiyor tabi.Hadi buna birşey diyemiyorum ama pasta bıçağı kullanmasına tepki göstermeleri tuhaf değil mi? Babamıda yandaş yapmayı denemiş ama o zaten makas,çakmak,çakı,iğne iplik vs herşeyi ilkokula başlamadan bir çocuğun öğrenmiş olmasından yana o yüzden ters tepmiş:D
 Mutfaktada hergün gün bir işe yardım etmesini sağlıyorum.Pilav tenceresini yere indiriyorum tabağına istediği kadar kendi koyuyor,meyvalarını yıkıyor.Sebze soyucu denemeleri hergün devam ediyor hatta sırf bu yüzden havuç yiyor olabilir:) Portakal ve limon sıkmaya çalışıyor olduğu kadar.Videolarını instagrama koyuyorum bazen:) Ispanakları saplarından ayırıyor ama daha üçünçü bağa gelmeden sıkılıyor,klasik:D 
Erişteleri pizza kesiciyle yampirik yampirik kesiyor.Yapabildiği kadar uğraşıyor işte.Ben onun her işe yardım etme hevesini ve kendi kendine yetebilmeyi istemesini seviyorum.Çocukların kendi becerilerinin farkına varması ve bu konuda desteklenmelerinin önemli olduğuna inanıyorum.

 

21 Ekim 2016 Cuma

Masterchef Jr.

   Minnak uyuduktan sonra genelde yemek&gezi programları yada history tv izliyoruz.Geçenlerde masterchef jr ızlıyoruz yahu el kadar çocuklar nasıl güzel ve farklı şeyler yapıyorlar.Her birine hayranlık duymamak elde değil o tavaları tek elle kaldırmaya çalışmaları,bir sürü kesici alet ve 9 yaşındaki bir çocuğun pürmüz kullanması(!) beni bitirdi...aferin zıppaya bak dedim.Türkiyede olsa yayından kaldırırlar,ertesi gün anneler kanalın kapısına dayanır hehe tamam abarttım ama ciddi tepki alırdı o bir gerçek.Yumurtasını çırpan çocuğumun videosuna "el kadar çocuk bunu yapsa ne olur yapmasa ne olur,çocuklar mutfaktan uzak durmalı çoook tehlikeli" diyenler çıktı:))) Sizi bilemem ama ben oğlumun az çok birşeyler yapabilmesini isterim ve bu konuda destekliyorumda!

  Programı en az bir kere izlemelisiniz bence.Macaronlar,cupcakeler,el yapımı makarnalar,tam kıvamında poşe yumurta ufuuuu neler neler yapıyorlar.Kendilerine güvenleri,süsledikleri tabaklar,bilmem ne sosunda marine edip çoğu yetişkinden daha güzel yaptıkları yemekler.. Ülkemizde bu programın bir benzeri var ama olmamış yahu yaratıcılıktan uzak tabaklar,özgünlükten uzak tarifler..  Cık sevmedim.Ama bundan sonra mastercherjr örnek alıyorum ayy ben yapamıyorum be öyle yemek sıpalara bak:) 

  Ben "dur sen yapamazsın" annesi değilim.Oğlumun yemek yapmasını,mutfakta bana yardımcı olmasını istiyorum kendiside bundan keyif aldığı sürece.Etrafı batırma ise başka bir konu zamanla el alıştıkça azalıyor o durum.Hala o blendır yada mikser kullanmaya çalışırken dolaplara hatta tavana fırlayan şeyler oluyor ama silince geçiyor sonuçta.Sorumluluklarıda gün geçtikçe artıyor.Eskiden sadece yumurta çırpardı şimdi tencereden tabağına yemeği kendi koyuyor,spatula ile krebini çeviriyor,baharatlama,bazen çorba karıştırma,yumuşak sebzeleri kesme,süsleme..olduğu kadar işte:)

Bir jr chef olsun demiyorum ama bence tek yaşamaya başladığında makarna ve menemene talim olmasın!


Ayyy birde bu ne tatlı değil miiii? Kırmızı olsa birde üzerinde "my little helper" yazsa tam benlik:)) 



30 Ekim 2015 Cuma

Çocuğumun İyiliği İçin Derken..

  Çocuğumun bağımsız olabilmesi en önem verdiğim konuların başında geliyor.Ama çocuklar istediğimiz gibi değilde,bizden ne gördüyse,nasıl yetiştirdiysek öyle oluyorlar.Kendi başına haraket etmekten korkmayan,kendine yetebilen bireyler olabilmeleri gerçekten önemli.Yaşam tarzınız ise en önemli etken.Batılı aileler, çocuklarının bağımsızlığı için ekstra özen gösterme gereksinimi duymazken,bizler yaşadığımız toplumda çocuklarımıza daha fazla özgürlük verme ve bunu çevreyede kabul ettirebilme derdi içindeyiz.
  Bu konularda Adale Faber bana yol gösterici oldu."Çocuklarınıza erken yaşlardan itibaren seçenek sunarak,seçim yapmasına izin verin.Öneriler sunarak işlerini kolaylaştırmak yerine kendinizi tutun,kendi çözümlerini bulmalarını teşvik edin."
  Özgürlükleri için imkan tanıdıkça,sorumlulukların arttığını,istenilenlerin yerine getirildiği durumların çoğaldığını rahatlıkla gözlemleyebiliyorsunuz.Ben yaşına uygun yapabileceği herşeye izin veriyorum.Çok rahat davrandığımı söyleyenler var.Kibarlıklarından böyle dediklerinden eminim:) "ne biçim anasın lan,bir bak şu çocuğa" dediklerini tahmin edebiliyorum.Çünkü çoğu zaman benden önce çocuğumun yanına koşma,yanlışını düzeltme uğraşı içindeler.Babam artık durumu kabullenmiş, panikleyip koşan annemi kolundan tutup durduruyor.Eşimleyse resmen çatışma yaşıyoruz "bi bak şu çocuğaaa" diye.Ama İce dönüp "anne yeaa ne var" diyor.Meali "ne var yaa ben hallediyorum işte."
  Aşılması gereken engelleri onun için halledersem, ona mücadele edeceği hiçbirşey kalmaz ise, problem çözmeyi nasıl öğrenecek? Başarısızda olabilir ki olsunda.Tabi üzülürüm ama her başarısızlık bize farklı birşey öğretir.
Muhakkak anneyken herşey daha zor.Pamuklara sarıp sarmalamayı arzuluyor,zarar görmesinler istiyoruz.Mümkün olsa keşke ama değil.Öyleyse çocuklarımızın güvenliği için önce onlara güvenmeliyiz,başkalarına değil!!! Gerekeni öğretip,izlemek,fiziki durumuna uygun sorumluluklar vermek görevimiz.Onun güvenliği için panik ananeye,servise binmesini sağlayacak ablaya,okulda arkadaş sorununu çözecek öğretmene,kreşte tuvalete götürecek yada yemeğini yemesini sağlayacak sorumlu eğitmene mi güvenmek istersiniz? Yoksa yabancılar ile gerekmedikçe konuşmayacağını bildiğiniz,çakmağı kullanmanın sonuçlarını bilen,bilmediği şeyleri yemeyecek,trafik işaretlerine uyacak,tehlikeli durumları/kendine zarar verecek davranışları ayırt edebilen bir çocuk mu?Ben anne olarak çocuğuma rehberlik etmem gerektiğini düşünüyorum,gereken yerlerde yönlendirmeler de yapabilirim.Ama problemini çözmemeli,aşması gereken engeli kendi görmesine müsade etmeliyim.Yanii sevip, kaygılanmayı normal standartlarda tutmak lazım.Başarabildiğim kadar da yapmaya özen gösteriyorum.Yalnız etrafta öyle anneler var ki çocuğunun vahşiliğinden hoşlanan, bazen (yeni olduğumuz ortamlarda ve parkta) kontrol halinde ardından dolanıyorum.Ufacık çocuklara müdahele eden büyüklere şaşıyorum; "sen in salıncaktan hadi birazda benim kızım binsin" gibi.Bazen fiziksel müdahele edip çekiştirebiliyorlar bile.Ayyy zor iş valla dengede tutabilmek.Çocuklarda ailenin müdahele edeceği zamanı ve kendi çözmesi gereken durumları zamanla ayırt edebilecektir diye umuyorum.
  
  Bireyselleşmesine imkan vermediğimiz çocuklar zamanla öyle hazırcı oluyorlar ki,bizler herşeyi hatırlatmak zorunda kalıyoruz.Söylemezsen dişini fırçalamaz,odasını toplamaz,çantasını hazırlayamaz,ödev yapmaz.Yemeğini yedirmeni bekler,üstünü giydirmeni bekler,saçını taramanı bekler,masadan tabağını kaldıramaz..Korunmaya alıştığından kendini savunamaz! Nede olsa arkadaşı ile kavgasını çözecek annesi,kötü notun hesabını soracak babası vardır.Temiz olmayacağını düşünerek yıkanmasına yardım et,tam doymayacağını düşünerek yemek yemesine yardım et,ödevleri eksiksiz mi kontrol et,arkadaşıyla sorunu olduğunda çözmeye çalış..ee bunlar onu korumaz ki!
  "çocuğumun iyiliği için" dediğimiz durumlar çoğunlukla onların özgüvenini köreltici davranışlar oluyor.Biz "ben yapınca herşey daha kolay","ayy kıyamam küçük daha" dedikçe günlük yaşam becerilerinin gelişmesine engel oluyoruz.Sonra büyüyorlar ve arkalarından "hadii hadii" diye dolanıyoruz.
Misal annem ve kardeşim arasındaki ilişki tam olarak böyledir:( Zaten merak ediyorum aynı ailede büyüyüp nasıl bu kadar farklı olabildik? Ohoooo bir bir yazicimmm anne bize neler yaptığını:))) Hayır İce da alkış bekler oldu sayelerinde.Ooooo saat dedi alkışşşşş,yapbozu nede güzel yaptı alkışşşş,tabağını bitirdi alkışşşş.Çocukta öğrenmiş ama, benden yada babasından böyle bir beklentisi yok ama dedesinin evine gittimi..offf:( 

  Herkesin görevinin belli olduğu ailelerde ise sorumluluk sahibi çocuk yetiştirebilmek daha kolay.Çocuk, babasının masayı kaldırmaya yardım ettiğini görünce örnek alır,kirlilerini ortalığa bırakmak yerine banyoya götüren babada ıyı ornek dimi:) Eşimle, çocuk büyütürken anlaştığımız nadir konulardan bu.Derli topludur,yemek yapar,temizliğe yardım da eder duruma bağlı,meyvesini suyunu kalkar kendi alır(annesinin hizmetine alışmış,karısından da aynı muameleyi bekleyenlerden değil çok şükür).Oğlanda sürekli babasını takipte.Ayakkabısını çıkartıp ayakkabılığa yerleştiriyor,tabağını mutfağa götürüyor,kıyafetlerini dışardan gelince kirli sepetine götürüp atıyor:)En ufak çöpü bile asla yere atmadığımı,çöp kutusuna götürdüğümü izliyor.Davranışlarımız,sözlerden daha önemli! 
  Fazla müdahele etmemek,aşırı hoşgörülü yada kayıtsız olmamak,her isteğini yerine getirmemek,çevreyi onun adına kolaylaştırmamak için dikkat ediyorum.En çok yapılan yanlışta, ağladıklarında yeterki sussun diyerek mantıklı-mantıksız isteğini yerine getirmekmiş."Yeteri kadar ağladığımda istediğimi yapıcaklar" diye koşullanıyormuş akıllı bıdıklar.Ben kayıtsız kalabiliyorum da eşim ağlamasına dayanamıyor.Annem zaten kendini adamış,tam anlamıyla hizmetine sunmuş durumda..Tamam hiçbirimiz mükemmel değiliz de bu konular daha bir hassasiyet gerektiriyor,bu sebepten hemen müdahele ediyorum.
  
 Çok uzattım ayol..neyse anneler napıyoruz; bireyselleşmesine izin vericez,güvendiğimizi belli edicez,gelişimine uygun sorumluluklar vericez ve verdiğimiz sözleri tutucaz.Sonrada dua edip bekliyiciğiiz bakalım sonuç ne olucak diye:)))

19 Ekim 2015 Pazartesi

Bağımlı Çocuk mu Bağlı Çocuk mu ?

  Her anne-baba ailesine bağlı çocuk ister tabiki.Bazıları farkında olmadan yanlış yöntemler kullandığı için çocuklarını bağımlı hale getirir.Fakat bazıları da özellikle kendine bağımlı olsun diye uğraşır.Gideceği okula,yaşam tarzına,mesleğine karışır ve hatta eş seçimini yapmak ister ve yaparda! Bununla yetinmez çocuğunun ailesi üzerinde söz hakkı olsun ister, geline/toruna karışır ve birde bunun adı bizim toplumumuzda "saygı" dır.Büyüğe saygı denilerek dikte edilen şey (bu anlamıyla) tamamen zırvalık ve saygıdan çooook öte bir kavramdır halbuki.
  Anne-baba asli görevi olan çocuğun bakımını sanki ekstra birşey yapmış gibi "seni yedirdik,içirdik,giydirdik,okuttuk,büyüttük" diyerek sürekli kafaya kakalar.Karşılığında yaşlılığında kendisine bakılmasını ister.İşine gücüne karışabilmek ister.İsterde ister.. Şimdi düşünün böyle kaç kişi/aile tanıyorsunuz? Eğer Türkiye de yaşıyor iseniz eminim ki çokça.Saçımı süpürge ettim,yine de yaranamadım nesli:) 

 Şimdiiii gelelim şu bağlanma olayına.Çocuklar en baştan anneye bağımlı dünyaya geliyorlar zaten.Yeme,içme,alt değiştirme,yıkama,giydirme,uyutma.Sonra büyüdükçe ve kendi işlerini halletmeye başladıkça durum değişiyor.Yürümeyi öğreniyor,kendi yiyor,konuşmaya başlıyor.. Bu arada ailenin tavrı çocuğun tüm geleceğini etkiliyor işte."büyüyünce öğrenir" düşüncesiyle yemeğini ağzına tıkıştırıyor,ayakkabısını bağlıyor,parkta arkadaş buluyor,ödevini yapıyor...Bunlar da sürecin doğal akışını bozuyor.
Bakın yanında yatırıyor konusuna hiç girmiyorum, çünkü o çok farklı.Normal koşullarda çocuğun tek başına yatabiliyor olması,kendi odasında kalıyor olması önemli.Ama bağımsız yetiştiricem diye, bazen annesiyle yatmak isteyen çocuğunu yada hasta çocuğunu yanında yatırmamak ve bunun için ağlatmak daha farklı sorunlara sebep olur.Kucak istediğinde "aman alışır" diye korkmadan,doya doya sarılmalı.İhtiyacı olmadığı anlarda da kucakta taşırsanız o sorun işte.Sevgiyi doyasıya alan çocuk zaten özgüvenli oluyor,kendisini seviyor.
"Yapmaaa düşersin","ay şimdi kesicen biryerini","elleme","sen beceremezsin","dur ben yapayım"... diyeee diyeee çocuğu tırsak,korkak,her halta yanında annesini isteyen bir bebeye dönüştürmüş oluyoruz.Evet bunu biz kendimiz bile-isteye ve "ayyy kıyamamm" diyerek yapıyoruz.İşin kötü tarafı "bağlanma" sadece anneye olmuyor.Büyüdükçe işi onun yerine yapılsın diye bekliyor,alkol yada sigaraya kolayca bağımlı olabiliyor,sevgilisine bağımlı oluyor ve ayrıldığında şiddet gösteriyor,bırakmıyor.Spora yada yemeye aşırı düşebiliyor.Okuduğum tüm makaleler de bağlanmanın,yaş ilerledikçe farklı şeylere yönelebileceğini belirtiliyor.
  Geçenlerde bir komşum ile konuşuyoruz.Çocuğunun o hatırlatmasa akşam yemeği yemeyeceğinden yakınıyor fakat kahvesini bir solukta içip, "ayy dur meyve yer bu saatte vereyimde geleyim" diyor! Bahsettiği çocuk(!) 20 yaşında.Kendisi acaip tatlı ama tam anlamı ile helikopter bir ebeveyn.Benim annemde aynen böyle "helikopter anne"dir.Bu konuya sonra geliciiiz.(Evet majka yaptıklarını bir bir dökücem ortalığa) Helikopter aile nedir merak edenler buradan okuyabilirsiniz.Hatta en kısa zamanda birkaç örnekte vericem yakından tanıdığım birkaç aileden.

Çocuğunu düşündüğünden gezmeden koşarak döner,hizmet eder,etrafında pır döner,doktora götürür,her haltına koşar,meyvesini soyar,kıyafetlerini evin dört köşesinden toplar,kötü giden evliliğe çocuğu için dur diyemez,işten çıkınca kendine vakit ayıramaz,30 yaşında çocuğunu bırakıp ailesini görmeye memleketine gidemez.
  Çocuğunun kendince(!) iyiliğini düşünen,onun için endişelenen,hata yapmasına izin vermeyen aileler, aslında çocuklarının kişiliğini istismar etmektedir.
Son zamanlardaki moda ebeveyn akımları,ideal çocuk yetiştirme eğilimi,maddi manevi yatırımlarını çocuğa yöneltme,ben yaptım sen yapma diye aklı sıra rehberlik etme....Ben zoru gördüm o görmesin diye uğraş verme,çoğu zaman aşırıya gitme,kendinden daha başarılı olsun isteme,korumaya çalışma veeee bunlara karşılık çocuklarda; kaygı bozukluğu,özgüven eksikliği,kendini yetersiz görme,kızgınlık,panik atak,içe dönüklük gözlemleniyor.Son zamanlarda bir anda artan bu şikayetlerin sebebi, bizim davranışlarımızdan kaynaklanıyor aslında.
  Ben rahat bir insanım ve oğluma da güvendiğimi,kendisiyle gurur duyması gerektiğini sürekli söylüyorum ama eşim maalesef sabırsız,ağlamaya tahammülü olmayan,yanlışı gördüğü anda düzeltmeye çalışan,her isteği için başında olan bir baba.Ailesinden gördüğü, "bir büyük çocuğa emanet et sal sokağa büyüsün" felsefesi olduğu için çok çatışıyoruz.Son zamanlarda onunda rahatladığını hissediyorum aslında ama kalıcı bir çözüm bulmak lazım.Çocuğa çip falanmı taktırsak:) 
  

21 Eylül 2015 Pazartesi

Annee Bak Cıssss

  Çoook sevgili(!),muhterem ve pek tecrübeli büyüklerimizin, minicik ve masum bebelerimizi "korkutarak koruma" uygulaması kapsamında en çok kullandığı kelime; cıssss.Cıs ne ya? 
  Hele ki şiddetle karşı koyan,efenim bakınız benim çocuğuma bunu söylemeyiniz diyen annenin çocuğuna, özellikle kaşla göz arası "cısss" öğretmekte ne? İntikamım acı olucak ama:) Hani biz bayram da eşimin memleketine gitmiştik ya sevgili okur,çocuğumuz hayvana,doğaya,yeşile doysun diye,hehh işte tam o arada çocuğa bir güzel öğretmişler.Ya yok ben ne yaparsam yapayım, istediğim şeyi öğretmek için falan inat eder,hıh der pöf der ama "cıss" hemen kapılmış.Böyle olunca da "demek ki bak doğru yöntem buymuş,iş eskilerde var ne varsa" derler.Doğru eski yöntemlerde işe yarıyor tabi ama korkutmaya dayalı hiç bir şeye tahammülüm yok.Baskı hiç hoşlanmadığım birşey! 
  Kendince yanlış olduğuna(ben çoğu şeye izin veriyorum çünkü) inandığı şeyi,  çocuğa herhangi bir açıklama gereksinimi duymadan hemen "cısss".Neden dokunmasın,neden ellemesin,niye o odaya gitmesin? Yok küçücük çocuğa neden açıklayasın ki anlamaz zaten,cıs de geç işte.Hemde şöyle yüksek sesle söyle ki yavrucak bir yerinden zıplasın.Amaç zaten korkutmak.
  Ocaktaki tencereye dokunmayamı yeltendi,pencereyemi yanaştı,çatal bıçak çekmecesinimi kurcalıyor her ne yapıyorsa "cısss".Çocukta korku uyandırıp (tamamiyle onun iyiliği için tabi) koruyorlar güya! Ben evde her türlü güvenlik önlemini almışım zaten, deterjan vs hep yüksek yerlerde,ocaktaki tencere arka tarafta,fırın zaten yukarda,kesici delici hiçbir şey ayak altında yok, sadece çocuğum özgürce keşfetmenin tadını çıkarsın diye.Gözetim altında(o fark etmeden) özgürlük var evimizde.
  Özgüvenin temeli bebeklik zamanlarında oluşuyor.Biz her türlü fedakarlıkta bulunuyoruz.İşin kolayına kaçmadan çocuğumuza gereken bakımı,ilgiyi,sevgiyi veriyoruz.Ama özgüven eğitimi veriyoruz diye toplumsal norm ve kurallardan soyut bir çocuk da yetiştirmiyoruz.Gereken yerlerde sınırlar koymaya çalışıyoruz."dokunmaaa" diye bağırmam ben şahsen,kırılacak bir tabağın ondan daha değerli olduğunu düşünmesini istemem.Bu demek değil ki eline geçeni kırsın.Bir denge var ve işimize karışılmadığında bu dengeyi biz çocuklarımız ile kurabiliyoruz.Bizim için çok değerlisin ve seni seviyoruz diye sürekli destekliyoruz.Oğlum kendini seven ve işlerini kendi halletmeye çalışan bağımsız bir çocuk.Kendinden memnun olup olmadığını bilemiyorum daha küçük olduğu için:) Annem özellikle bu konuda çok takıntılı "kızma,bağırma,özgüveni çok önemli,bak ben sürekli sevgimi gösteriyorum" bıd bıd bıd anlatır işte..
Ama herkes böyle değil tabi.Ülkemin meşhuurrr "park teyzeleri",akraba,konu komşu,bakıcı,arkadaş,esnaf falan da dahil kaşla göz arası ve ne münasebet ise (bu ülkede tanımadığın kişinin işine karışmak hobi olmuş) bir anda müdahele edebiliyorlar."Aaa ağlama bak erkek adamsın sen","kocaman çocuksun emzik mi kullanıyorsun ayıpp ayıpp","totondan haberin yok bezlisin hala ama artistlik yapıyorsun","hııı ona dokunulmaz cıss","köpek ısırır","karanlıkta öcü var böcek var "...Çok şahit oluyorum,oluyoruz,kimi zaman bizim bile başımıza geliyor:(
  İce ile yürüyoruz, bir şey gördü çocuk ve başladı "cıssss,tıssss" demeye bende ne oluyor diyorum,meğersem vantilatör görmüş ve eliyle uzatıp "tısss ıhh" diyor kafasını iki yana sallıyor.İlk önce anlamadım sonra bir kere daha gördüğünde yaptı birde fırına ve ufoya yapıyor bunu:( Şu Türk aile yapısında ki aşırı koruyuculuk bitiriyor çocuklarımızı.Öğretmenine soru sormaya çekinen,idari üstünün yaptığı yanlışı düzeltmeye korkan,ailesi gitmek istediği yere izin vermeyeceği için yalan söyleyen,sürekli yönlendirmeye ihtiyaç duyan bireyler böyle oluyor.Altı üstü bir "cısss" ayol ne büyüttün demeyin,gerçekten önemli.
  Çocuğuma "cısss" lafını kimin öğrettiğini benim öğreniş anım daha da garipti.Yemeğe gelen kayınvalidem fırına uzandı neler var diyerekten ve o arada oğlan mutfağa girdi, "hiii anne cıss" dedi yanıma gelmedi.Kadın da demez mi "bir ay geçti ama bak beni unutmamış cısss ı nasıl da biliyor,ben öğrettim tabi aferim oğluma cısss tabi o"."Ayyy ne iyi etmişsiniz,ben 20 ay hiç akıl edememiştim çünkü hahaha ne güzel" diyiverdim.. 
Unutur inşallahh diyerek üstüne gitmiyorum ama bizimkilerde kesin kolaya yatıp cıs,tıs,pıs diye devam ederler.
Şu devirde dilediğince çocuk büyütmek zor şekerim:) 



Tek derdim bu olsun dimii,olsun valla..