izlediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
izlediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2018 Perşembe

Okul Arayışlarım

  Tam da mevsimi gelmiş çocuklar okula başlamışken ve tabi erken kayıt dönemi yaklaşıyorken hepimizin aklındaki en önemli konu okul! İlk soru okul mu,okulsuzluk mu,ev okulu mu gibi düşünülebilir ama büyük şehirlerde zaten bunları pek düşünemiyoruz. En azından ben ev okulu sistemini çok sevsem de bize uygun değil maalesef çünkü bende o iç disiplin yok. Devletin okullarda verilen eğitim yeterli gibi dershaneleri kapamasıyla bunların hepsi özel okul statüsü aldı ve her köşe başı okul oldu. Çok fazla okul ve eğitim metodu var.Onlarca eğitim metodu varken bize uygun olanı nasıl seçeceğiz? Çocuğumun nasıl büyümesini tercih ediyorum? Ben nasıl büyüdüm?  
  Üzülüyorum ama kendim için değil, çocuğum için. Onun adına verdiğimiz bu kararların ileride hayatını nasıl etkileyeceğini şimdiden görememenin sıkıntısını yaşıyorum. Sir Ken Robinson'un Ted konuşmasında bahsettiği ziraat eğitim modeli bu aşamada devreye giriyor. Tohumu ekiyor,suluyor,ilaçlıyor ve bakımını yapıyoruz ama geleceği öngöremiyoruz. Olabilecek bir sel baskını,haşere salgını, kuraklık vs gibi şeyler sonucu etkileyecektir ama her şeye birden önlem alınamıyor. 5 sene sonrasında dünyanın nasıl olacağını öngöremezken bugün alacağı bilmem ne eğitimin, 10 sene sonra onu yaşıtlarından ayrı bir noktaya taşıyacağından nasıl bu kadar emin olabiliyoruz? Böyle bir şey mümkün mü? 

Bu arada Answer Man filmindeki eğitim sistemiyle ve öğretmenlerle ilgili bir sahne var onu buraya eklemek istiyorum.


Çocuklarımıza uygun koşullar yaratmak için verdiğimiz mücadele bizlere önce maddi ve haliyle beraberinde sosyolojik ve duygusal şartlarımızı sorgulatıyor. Sosyolojik derken örneğin daha iyi bir muhite taşınma gibi. Eskiden olsa "el kadar çocukla parkta,bahçede bir çeşit kariyer ağımı oluşturuyorsunuz" derdim. Ama öyle değilmiş her ihtimali düşünüyoruz. Tabi bütçemize ve kendi yaşam biçimimize göre. Bu arada da dövizdeki saçma yükselişle aynı oranda, her şeye gelen zam ve dudak uçuklatan okul ve kırtasiye masrafları devreye giriyor. İlköğretimden başlayarak lise ve hatta üniversite bitimine kadar harcayacağımız paraya değer mi? İşte bunun kararını vermek önemli. En uygun okul senelik 25bin tl den başlıyor.Servis,yemek,kıyafet,kitap,gezi falan da hariç! Eğitimin bu kadar ayrıştırıcı ve denetlenmeyen inanılmaz yüksek bütçelerle bahsediliyor oluşunu sosyal devlet yapısıyla bağdaştıramıyorum..
Okul seçimi bitse bunun dışarıdan desteği kursu,yabancı dil etkinlikleri,çocuğun ilgi alanına göre müzik yada spor etkinlikleri var.Bu çarpık eğitim sistemine rağmen çocuğumuza bir şeyler katarak büyütebilmek için ekstra ilgi alakaya ihtiyaçları var. Okulda öğrendiklerimiz bize yetmediği gibi onlara da yetmeyecek o yüzden bir şeyler katmaya bakmalı.Tüm dünyada geçerliliği olan İspanyolca'yı öğrenmek gibi.

  Okul ararken ne gibi beklentilerim var tamamen karışık, aklıma geldiği sırayla yazdım.

Geçmiş,köklülük,kurumsallık
Lokasyon (en iyi okul eve en yakın okuldur diyor Ali Koç)
Öğrenci yaklaşımları (akran zorbalığında ki tutumları)
Kadrosu
Finans,Bütçe ve Ekstraları,Ek Masraflar
Servis
Kıyafet
Sosyal Aktivite
Okulun Fiziksel Koşulları
Temizlik
Güvenlik
Sene Sonu Gösterileri ve Resmi Törenlere Bakış Açıları (resmi törenlerin coşku ile kutlanması taraftarıyım,bir çocuk Atasını,bayrağını, bayramını bilmeli!)

   Aslında okul seçimini çok dikkatli bir şekilde başta anaokulu seviyesinden yapmak ve aynı okulda devam edip gitmek gerekiyor. Böylece fiyat avantajını ve üvey evlat gibi dış veli muamelesinden de kurtulmuş oluyorsunuz.Ben bu şekilde yapamadım çünkü oğlum ilk gittiği ortamı o kadar sevdi ki okul öncesi hazırlığa da orada devam ediyor.
 Okul konusunda veli beklentisi çok önemli. Bu yüzden iyi okul kötü okul yok aslında. Mesela biri reklamını "ekmek pişiriyoruz,sık sık doğa gezileri yapıyoruz,hayvan besliyor,bitkiler büyütüyoruz.." diye yapıyor.Ama benim çocuğum bunları zaten yapıyor. Ben ona bu imkanları sunuyorum bunu isteyenler zaten şehirde yaşayıp bizim gibi canı istediğinde köyüne çekip gidebilme alternatifi olmayan aileler için cezbedici olabilir.Bana göre ne fazla sosyali ne de fazla akademik olanı iyi değil.Çok akademik odaklı okullardaki çocuklara da acıyorum.Ne haddine diyebilirsiniz tabi ama "çocukluk" çocukken yaşanacak bir şey! Donanımlı olması bu yarışçıl çağda mecbur olsa da el kadar bebelerin lise matematiği çözmesi ve sosyal her türlü aktiviteden uzak sınavlar için yetiştirilmeleri BANA GÖRE doğru değil. Bazı veliler önce akademik olsun ve başarı odaklı olsun der, kimisi önce mutluluk der, kimisi akademik, sanat ve sportif dengeli olsun der, kimisi doğrudan teog başarısına bakar, kimisi yabancı dil ve ikinci yabancı dil durumuna bakar, kimisi adı var fiyatı da pahalı kesin iyidir zaten der, kimisi bu kadar para dökmeye gerek yok daha hesaplı olsun der böylece bu liste uzar gider.
  Çocuğun mutluluğu illa ki bahçesi kocaman olan, çok fazla sosyal dersi olan okullarda da olmaz. Küçücük bahçesi olur, öğretmenler sevgi doludur ve çocuk en mutlu çocuk olur. Zaten ilkokulda okul değil öğretmen önemliymiş ama bulabilirsen. Biz baya araştırma yaptık ama işte şehir değiştirme durumundan hala vazgeçmiş değiliz o yüzden orada da araştırma yaptım:) Tabi ben araştırsam ne olacak fiyatlarda fena..


Yukarıda video örneğini verdiğim tarzda,eğitim ve sistem eleştirileriyle ilgili ve birazda indie amerikan,filmleri çok izlemişiz. Sanırım o sırada neye ilgi duyuyorsan algıda seçicilik mi oluyor ne:) Fikir olur belki diye isimlerini de paylaştım.

Taare Zameen Par / Aamir Khan
Ölü Ozanlar Derneği
Captain Fantastic (başlı başına bir tartışma konusu)
Little Miss Sunshine
Mona Lise Smile
Wonder
Gifted





27 Haziran 2018 Çarşamba

Haftanın Filmi; Ferdinand

   Eğer siz de çocukluğunuzda Boğa Ferdinand kitabını okuduysanız bu filmi de mutlaka izleyin derim. Tabi uzun süreli ve akıcı olması açısından kitaptan biraz farklı gitse de mesaj aynı, hikayenin naifliği aynı.
  Hayvan sever,doğa aşığı ve sevgi pıtırcığı insanların kalbine dokunacak bir kitap Ferdinand, o kadar seviyorum ki anlatamam. Ben kitabı ilk olarak oscarlı bir film olan The Blind Side'da geçen bir sahneden öğrenmiştim. Michael Oher'in gerçek hayatından bir kesit olan filmde koruyucu annesi ona ve çocuklara Ferdinand'ı okuyordu tabi Michael'de kendini bu tatlı boğa ile özleştiriyordu. Genç ve heybetli fakat bir o kadar sakin ve duygusal olan Ferdinand'ın bir yanlış anlaşılma sonrası boğa güreşlerine sürüklenmesi, kötü yaşam koşullarından çıkmasına rağmen koruyucu ve aileye bağlı şiddetten hoşlanmayan Michael'le hikayelerindeki benzerlik..
O filmi de çok sevdim bu arada söylemeden geçmeyim:) O zamanlar çoluk çocuk fikri bile bana uzaktı ama bu kitap illa bende olmalıydı hemen sipariş verdim. 

  Şimdilerde oğlumla okumaktan zevk alıyoruz. "Dövüşmesin zaten boğalar, hayvanların canı yanmasın" diye üzülüyor.. Bir yandan birkaç gün önce gördüğüm video düşüyor aklıma üç tane ürdünlü mü suriyeli mi ne çocuk bir yavru köpeği canlı canlı biçiyor önce kuyruğunu sonra bacaklarını..biz bir böcek bile öldürmak zorunda kalsak o çıt sesi günlerce kulağımızdan gitmiyor, pişmanlıktan gözlerimiz doluyor..  O zaman #stopstierkampf diyelim ve bu güzel kitabı ve filmi tavsiye edip bitireyim:)


24 Ocak 2018 Çarşamba

Hangi Çizgi Filmleri İzliyorsunuz ?

    Berkay'ın izlediği ve hayatımıza işleyen bazı çizgi filmler var.Lego Ninjago,Transformers ve Ben10.Bazen Vampirina ve Doctor Doti'de izliyor.Bunlar toplamda 25-35dk arası sürüyor bunun dışında ekranla pek işi yok.Bazen animasyon filmler izliyoruz beraber, Pixar filmlerini çok seviyoruz.Berkay özellikle Halloween temasını;Thriller'den dolayı zombileri ve danslarını,vampirleri,uzaylıları falan çok seviyor.Ama sevilmeyecek gibi değiller ki helede Küçük Vampir Rüdiger.Küçük Vampir ve Jill Murphy 'nin Cadılar Okulunu okuduğumda küçücüktüm ve böyle fantastik öykülere bayılırdım sonra Orta Dünya;Narnia,Hogwarts falan girdi hayatıma.Ben çok severdim o yüzden ben çocuğumun bunları sevmesini çok absürt görmüyorum.
    Okul psikoloğu zaman zaman yaptıkları konuşmalarda, sorularına verdiği cevaplarda farklı karakterlerden bahsettiğini duyunca şaşırmış.Kötü mü yaptım ki acaba diye sordum ama çocuk seviyor ve korkmuyorda, o bazı çocukların böyle şeylere çok farklı tepkiler verebileceğini ama Berkay'ın kötü karakterlerle bile empati kurduğunu ve bunun anormal olmadığını belirtti.Mesela Noel Baba yerine Krampus'u seviyor.”O neden kötü hiç sordun mu, nereden biliyorsun neden yalnız kaldığını” dedi, “herkes ondan korkup kimse onunla arkadaşlık etmediğinde yalnız kalmıştır yazık” dedi!
Neyse bende Lego çok sevdiği için kayıtlara bakarken gördüm StarWars ve Friends'te var, dedim kayıt edeyim belki beğenir izler.Star Wars sarmadı,bir iki bölümde Friends'i izledikten sonra “bu kızlar çok kavga ediyor izlemek istemiyorum,geriliyorum” dedi. “Annecim Ninjago'da sürekli dövüş vs var ama aynı şey değil mi” dedim. “Anne onlar Ninjalık yapıyor tabiki dövüşecekler ama çok iyi arkadaşlar,ustaları onları seviyor beraberce kazanıyorlar” dedi.Devam etti “ ama bu kızlar öyle değil biri hep onun dediği olsun istiyor,sürekli kızıyor,küsüyor hep yalnız kalınca anlıyor özür diliyor,arkadaşlarıda affediyor.Sürekli yanlış yapıyor,sürekli kavga ediyor hiç sevmedim” dedi.Aslında haklı bahsettiği karakter (sarışın olan) çok sorunlu ve aşırı rekabetçi bende sevmemiştim.


Ninjaları çok seviyor diye kavgacı olacağını düşünmek,bilgisayar oyunlarında adam öldürüp katil olacağını düşünmek kadar saçma.Tabiki olumsuz etkileri vardır ama zaten bazı çocuklar şiddete eğilimli oluyor ve bu oyunlar yada filmler yüzünden değil,çoğunlukla aile ortamları yüzünden oluyor. Bu tip mecralar da sadece var olan olumsuz duyguları pekiştiriyor.Zarar verme eğilimi olan çocuklar için farklı yollar izlenmelidir elbette fakat oyunun sadece oyun ve masalın sadece masal olduğunu düşünen realist çocuklarda var, hepsini aynı kefeye koyup genel bir görüş belirtmek ne kadar profesyonel olur bilemiyorum.Mesela ikimizde aynı şeyi izledik ama ne kadar farklı anlamlar yüklemişiz.
   Paw Patrol,Pijamask gibi toplu arkadaş gruplarının olduğu, özelliklede göreve yönelik şeyleri izlemekten zevk aldığını fark ettim.Ama dediğim gibi fantastik şeyleri izlemekten zevk alıyor ama pek hayalgücü olduğu söylenemez.Okuldan bir video geldi bana ,öğretmen hayalindeki evi anlat diyor bazı çocuklar ponnyler ile bazıları ise gökkuşağında yaşamayı istediğini söylüyor..benim sıpam aynen şölye ifade ediyor “teraslı ve havuzlu bir ev istiyorum birde denize yakın olsun!” Hayal değil de müteahhit projesi anlatıyor bebe:) Benim ona izlettirdiğim şeyler gerçek algısını bozar diyorlar ama hiçte öyle bir şey olduğu yok,onların gerçek olmadığının farkında çocuk.
Geçen akşam annemlere çaya gittik babam futbol maçı izliyordu,değiştir dedim hayvan belgeseli açtı.Annem katil balinaların kıyaya kadar yanaşıp fokları avlamasına hatta karınları doyduğunda suda cesetleri birbirlerine fırlatarak oynamalarına dehşet içinde bakıyor,bir yandan “tühhh tühh,ahhh vah,ayyyy gitti hayvan kıyamam” yorumları yapıyordu.Çocuk o sırada Lego oynuyor ve tv ile ilgilenmiyor gibi gözüküyordu ama bakmış demek ki en sonunda kalkıp tv'nin önüne geldi ve ellerini açıp resmen isyan etti “sizin televizyonunuzda ne biçim filmler var böyle ya!” diye.Böyle görüntülerden haliyle rahatsız oldu ama bir kaplanın antilopu parçalamasından rahatsız olmayarak izleyecek bir sürü çocuk ta var.Ve burada önemli olan biz dizi/film yada herhangi bir program izlerken çoook daha dikkatli olmalıyız çünkü izlemiyor,ilgilenmiyor gibi gözükselerde herşeyi kapıyorlar.İzlediği herşeyde eğitimle,bilimle vs ilgili olsun diye kasmıyorum ama şiddet içeriğine ve verdiği mesajlara dikkat etmeye çalışsam da bazen olmuyor.Artık küçük çocuklar için olan programlar da bile yetişkin içerikleri var.


Sizler neler izletiyorsunuz ve ne süreyle ekran izniniz var merak ettim? 

24 Ekim 2017 Salı

Sinema Bir Minnak

 Bazı ilkler hakikaten özel oluyor.İlk tırnağını kestiğiniz gün gibi değil canım hımmmm yani ilk kez anne demesi gibi.Tamam biliyorum bunun üzerine biraz fazla düşündüm ama yerinde oturan,sakin bir çocuktan bahsetmiyoruz ki! Maşallah çocim inanılmaz hareketli,en ufak tıkırtıda kalkıp dans ediyor eee birde dikkat süresi kısa..üstelik filmler üç boyutlu olduğu için gözlük takması lazım! Çeneden hiiiiç söz etmiyorum bile..
Daha önce Minyonları ve başka filmleri teklif etmiştik fakat pek oralı olmamıştı ama Lego aşkı malum, Ninjago'yu gördüğü anda gitmek istediğini söyledi.Biz filmden önce iki tane set alıp oynadık bile:) Daha deneyimli anneler haftasonu ve kalabalık bir salona gidersen kalkıp gezemez diye tembihlediler.Ama ben aşırı gürültüden daha çok rahatsız olur diye düşünüp haftaiçi gitmek istedim.
Aslında o babasıyla gitmek istiyordu ama baba iş için şehir dışındayken biz filmin gösterime girdiği ilk cuma akşamı damladık sinemaya.Yeni ve kaliteli salonlarından dolayı tercihim eve yakın bir avm oldu.
Minnak film öncesinde large pop corn alıp tek başına gömdü:))) Yarım saat kadar başbaşa oturup sohbet ettik, çok tuhaftı bir an sanki büyümüş gibiydi sonra salona doğru yürüken bir ürktü çünkü konsepti tuğla duvarlı ve karanlık bir atmosferi var salonun.. Ben hala nasıl olduda oturdu,ay ben fark etmeden yeni bir sürüm mü yüklendi,bu çocuk niye sakin,noluyoo diye  kendi kendimi yemekteyim:)
   Film sırasında gözlüğü çıkarmaya çalıştığı için biraz uğraştık ama çok güzeldi yani beklediğimden iyiydi.İki çocuklu bir aile ve bizim gibi anne oğul gelen 3 aile vardı,onların dışında boştu.Biri zaten ilk ara olmadan uyudu.Bomboş salon olunca bizim minno da arada kalkıp oynadı,ee olur o kadar ama iyi idare etti.Bundan sonra korkmadan gidebilirim diye düşünüyorum. "Yeeeyy!" dedi iç sesim,artık animasyon filmlere gitmek için çocuk bahanen var kimse tuhaf bakmaz:))

Bu arada önümüzdeki iki ay harika filmler çıkıyor ama hayranı olduğum için en çok Johnny Deep'in Murder on the Orient Express filmini ve Marvel takıntımdan dolayı Justice League merak ediyorum.
Veee henüz okumayan kaldıysa(!) bir kitap tavsiyem var çünkü 17 Kasım da filmi vizyona girecek, R.J. Palaci'nin "Mucize"
kitabından alınan filmin başrollerinde Julia Roberts ve Oven Wilson var.Eee film tavsiyeside verdim artık ben kaçar:) 
İyi seyirler..

22 Temmuz 2016 Cuma

11.22.63

  Selam millet sizlere bir dizi tavsiyem var.Spor yaparken izleme fırsatım çok oluyor,aklım dağılıyor falan..beğendiklerimden de tavsiyelerde bulunurum artık:) Eğer komplo teorilerinden ve gerçekle bağlantılı hikayelerden hoşlanıyorsanız üstüne birde zamanda yolculuk eklendi mi ne güzel olur diyorsanız 11.22.63 tam size göre! 
  Sadece klişelerden uzak ve akla gelen ilk üç şekilde bitmeyen final bölümü için dahi izlenir.1960'lı yılların ambiyansı,müzikler,danslar,kıyafetler hele birde o arabalar.. Öncelikle kitabını okumadığımı belirteyim o yüzden sağlıklı bir kıyaslama yapamam.8 bölümlük mini dizi şeklinde olması çok iyi olmuş.Oyuncular gayet başarılı,klasik hollywood sarışını Sadie dahil..o nasıl bir gülüş yahu?

       ----sonrası ağır spoiler içerir----

  Mantık hataları tabiki var (geçmiş sadece bilinçli yapılan düzeltmelere karşı koyuyor mesela) ama bu beni çok rahatsız etmedi.Benim takıldığım nokta JFK kurtulduktan sonrası ile ilgili çok üstün körü birkaç bilgi verilmesi oldu.Toplama kampları neden kuruldu hacı? Üçüncü dünya savaşı mı çıktı? Jfk savaş karşıtıydı ki öldürülme sebebi buydu. Ülkeyi bombalayan kim? Öldü gitti daha mı iyi oldu diyorsunuz yani? 
  Hakkında zilyon tane komplo teorisi olan bir suikastı,derin devleti aradan çıkarıp tek başına delinin birine bağlamak enteresan olmuş.
  Çıkarılan ders; akıllı ol zamanı fazla kurcalama başın derde girmesin! Geçmiş insan müdahelesiyle değiştirilmeye çalışıldığında direnir.İnsanın değiştirdiği bir olayın tüm alternatif sonuçları,değiştirilmeye çalışılandan daha olumsuz sonuçlanır.
 Bu arada bir çok beğendiğim filme göndermeler var.Sports almanac görünce herkesin aklına "Geleceğe Dönüş" gelir herhalde.Birde vurulma anının fotoğraflarında gibi yaşatan bir an oldu gerildim orda..güneşli havada elinde şemsiye tutan o adam var ya o adam kesin birşey var onda:) 
  Mr.Amberson'un okulda Harry'e sarılıp özür dilediği sahne ise çok dokunaklıydı.Çok sevdim ben Harry'i onun hayatı daha farklı olmalıydı:( Bir dön o çocuğun hayatını güzelleştir yoook varsa yoksa Sadie.
Ondanda birşey çıkmıyor zaten.Dans ederlerken "Güzel bir hayat yaşadın mı?" demesiyle içimi bir hüzün kapladı ki offf.. Son dansları sırasında düşündüğüm tek şey "sen 2016 da yaşa ama ruh eşin 1960'da yaşıyor olsun,adaletin bu mu dünya?"