annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
annelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2018 Pazartesi

Hak Ettiğimiz Yer

  Dünya'nın en önemli dergilerinden biri TİME, anne babaların evlatları arasında ayrımcılık yaptığını ortaya koyan bir araştırma yayınlamış bu sabah sosyal medyada denk geldim.Aslında uzun süre önce yayımlanmış ama ben yeni okudum:) Dergi editörlerinden J.Kluger "ayrımcılıkta kardeş etkisi" isimli kitabında ebeveynlerin %95 nin bir çocuğuna daha düşkün olduğunu geri kalan %5 inde yalan söylediğini öne sürüyor. Her anne-baba 
çocukları arasında birinin davranışlarını daha çok onaylama ve beğenme güdüsüne sahipmiş.Daha sonra bazı oranlar,cinsiyetlere ,yaşlara,ilk yada ortanca çocuk olmaya göre bazı istatistikler var. Mesela küçük çocuğa her zaman pozitif bir ayrımcılık vardır ve bu normal tabi.Bence çocukların ne kadar küçük oldukları ve karşıklı sevgi süreci o "aaa asla çocuk ayırt etmiyorum" lar çocuklar büyüdükçe,araya mesafeler,ilişkiler vs girdikçe mutlaka değişiyor ve biri diğerine göre öne geçiyor.
Tabi bu benim kendi tecrübelerimden yola çıktığım bir sonuç.. 
Bende dün akşam Berkay'ın yaşıtı bir arkadaşının doğumgününden döndükten sonra bunları yazmıştım..
Çocuğun kardeşi oldu, başka kardeşleri olan yaşıtları çocuklar vardı,onların aralarında konuşmaları,bebeklere çocukların ilgisi vs beni biraz düşündürdü.
  

Şimdi bakıyorum da bu tatlı oğlan benim hayatıma sihirli bir değnekle dokunmuş gibi. Hayatım tamamen olumlu anlamda değişti diyebilirim. Sanki beni büyütüyor, daha iyi ve anlayışlı bir insan olmamı sağlıyor. Koşulsuz sevmeyi öğretiyor, daha büyük bir kalbe sahip olmayı.. Oğlumun babasına da ayrıca teşekkür ediyorum. Bana anne sevgisini tattırdığı, anneliği deneyimleyebilme cesaretini verdiği için. "Benden başka bir benin yaratılışında çok önemli bir rolü var" diye bir ifade okumuştum loğusayken ve aklımda aynen olduğu gibi kalmış. Çünkü bende tam olarak böyle düşünüyorum.Bana miniğimi hediye ettin.Benim rehberim o...Bunu biliyorum. 

  Oğlumu yetiştirirken varlıkları ile maddi/manevi beni destekleyen&desteklemeyen aile yakınlarıma da teşekkür ediyorum. Berkay büyüdükçe çok şey değişti. Çünkü artık sadece duygularımı hissetmekle kalmıyor beni anlıyor. Göz göze geldiğimiz her an gülümsüyor ki bu çok kişinin dikkatini çekmiş "nasıl sevgi dolu" diyorlar. Gerçektende çok sosyal ve sevgi dolu bir çocuk. Benim için "7 cihanla barışık,geveze,babacı,huysuz,sürekli hareket halinde" diyor tanıyanlar.

  Benim jenerasyonumda çoğu anne yada baba "ben annem/babam gibi olmayacağım" der ama bazısı olumlu bazısı olumsuz manada kullanır. Sonunda öyle oluyor mu bilemiyorum ne kadar kaçtıkça bazı şeylere o kadar yaklaşıyorsun ama hayır, ben her aradığında orada olacağım! Yalnız olmadığını ve çok sevildiğini bilsin istiyorum. Çokta seviyorum. Bazen oyun sırasında yanaşıp ensesinden öpüyorum oynadığı oyunu kesmeden "bende seni çok seviyorum annecim" diyor. Bir gün durduk yere ağlamaya başlamıştı. ve normalde ağlayan bir çocuk olmadığı için telaşlandım "ne oldu bir yerin mi ağrıyor,bir şey mi var" diyor bir yandan sağına soluna bakıyorumdum. "Hayır canım yanmıyor yani bilmiyorum, sadece hissediyorum, gözümden yaşlar geliyor, sizi çok sevdiğim için anne" dedi. Gördüğüm annelik dışında ona birşey veremem korkularım o an yok oldu.
  Annemle birbirimize doğru adım atabilelim diye iki senedir çok uğraştım. Ben kendi yanlışlarımı kabul ettiğimi falan söyledim, bana neylerin dokunduğunu söyledim ama o hiç bir şekilde kabul etmiyor. Hep doğru yaptığını ve neden şimdi daha yakın olmak istediğimi anlamadığını söyledi. "Ben kesinlikle hep sevgi doluydum,sen sonradan tuhaflaştın soğudun,kardeşini çok kıskandın zaten kıskanç bir insansın" diyor mesela..üstelik ben sakin şekilde sorunlarımızı çözmek için uğraşırken. "Kimi kıskandığımı gördün, yani bir sürü güzel olmayan huya sahip olabilirim ama kıskançlık bunlardan biri değil" diyorum o zaman "benim yakın olduklarımı sürekli söylüyorsun,kardeşini kıskanıyorsun" diyor.Peki diyorum verdiğin örneklerdeki tek ortak payda sensin farkında mısın? Tabi cevap yok.. 
 Kardeş travması ve kardeş kıskançlığı çok karıştırılıyor. Bende artık gerçek manada bıraktım. Görüşüyorum tabi çünkü oğlum büyük annelerin ve dedelerin sevgisinden mahrum kalsın istemem ama öylesine ve çok az görüşüyorum. O hala oğluyla,kocasıyla,işiyle,hayatla olan dertlerini anlatıyor.. Ben daha önce anlatmaya kalktıklarımdan cevabımı aldığım için genelde destekleyici olmayı seçiyorum. Ona yetmediğinin farkındayım ve bu durumun benim için yük olduğununda o farkında. Kardeşimleyse aramda hiç bir sorun yok, ikimizde hayatlarımızı yaşıyor olduğu kadar görüşüyoruz. Hatta o bile bazen annemin bu davranışlarından rahatsız oluyor, böyle konular açıldığında bana bakışını annem bir fark etse. İçimdeki annelik ile barış içindeyim, hep öyleydi. Ama hamileyken bu yüzden çocuğumla (yada fetüsle diyelim) bağ kuramamış, doğduktan sonra olacaklar ile ilgili hep korku yaşamıştım. İkinci çocuğu istemeyişimin altında en çok bu neden yatıyor, sonra ülkedeki durumdan kaynaklı maddi nedenler(tüm suçuda ona atamam). Eşit davranamamak ,birini kayırırsam ki evet evlat çoğaldıkça sevgi çoğalıyor olabilir ama genelde çoğu kişide çocuk ayrımı yapıldığını görüyorum ki buna birinci elden şahidim..Yapamam.

  Ama artık hikaye benimle ilgili,eşim ve oğlumla yaşadıklarımla ilgili, dışarıdakiyle değil.. Bazen benimde oğlum gibi ,tam nedenini anlayamadığım şekilde gözlerimden yaşlar geliyor ama huzurluyum..artık. Bir süredir. Şükür edecek şeylere yoğunlaşıyorum sahip olamadıklarımdansa. Eksikliğini hissettiğim şeyleri farklı yollarda kapatmaya çalışmak yerine bu duygunun nedenine inip kendimi tamamlayabilmeye, olmadığı yerde çokta zorlamamaya başladım. Bu yaşa kadar bunları düşündükçe içimde biriken bir öfke ile boş yere baş etmiş, yok yere bu olumsuz duygularla yaşamışım diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bunuda yol gösterici aramayı bırakıp kendime dönünce fark ettim. Tamam biliyorum baya geç oldu ama oldu,olmaya çalışıyor. Uzun süredir çok daha iyiyim. Bu kendi kendime olmadı tabi izlediğim bazı şeylerden,kohn yada grille'nin kitaplarından,gestalt terapi ile ilgili videolardan,ne bileyim ışık olabilecek çoğu şeyden. Hayatımdaki herkesin varlığı için iyi ki diyebiliyorum, sonuçta beni ben yaptınız. Ama beni en çok oğlum tamamladı, hiç yaşamadığım bir sevgiyle doldurdu ve nasıl olduğunu anlayamadığım şekilde de artıyor. Ne zaman umutsuzlansam o minik eller yanaklarıma dokununca sırtım dikleşiyor. Tam manasıyla varlığıma sevgisiyle dokunuyor. 


  Yeni bir kitaba başladım Anne'nin Duygusal Yokluğu/ The Emotionally Absent Mother. kapağındaki “anne oradayken bile her şeyi eksik olan, bir şekilde ayakta kalmış o annesiz çocuğa… bu kitap senin için.” şeklindeki ithafını okuyunca hemen kitabı aldım.

“İyileşme süreci hiç bitmez, ama acı bitebilir ve annesiz gibi hissetme duygusu tamamen ortadan kalkabilir. İyileşmenin hiç bitmemesinin nedeni sürekli değişiyor olmamızdır. Bir kez geçmişe bağlı kalmaktan kurtulunca, kısacık bir zaman aralığı bile bakış açımızı değiştirir.”



18 Eylül 2018 Salı

Bir Ebeveynlik Sınavı: Oyuncak Kavgası


   Bu hafta sonu uzun süredir komşumuz ve aile dostumuz olan arkadaşımın oğlunun doğum gününe katıldık. İki çocuğundan küçük olanın Berkay ile arasında 1,5 yaş var.Pek anlaşabildikleri söylenemez çünkü tarzları çok farklı.Çok tatlı ve kafa bir çocuk ama tablet ve Ps4 oynamaya bayılan ve günde en fazla 15 kelime kurarak hayatını geçirebilen bir yaşıtıyla bizimkinin ortak paydada buluşması zor oluyor. Gidip gelip onunla konuşmaya çalışıyor "bak lütfen gel oynayalım istersen arabalarla değil başka bir şey oynayalım,gizli ajan falan olalım,yakalamaca da olur ,bowling de olur" dese de çocuğu ikna edemiyor o her seferinde bağırıp,vurarak karşılık veriyordu,sadece bizimkine değil diğer çocuklara da. Eee büyük olanlarda odalarında istemiyor haliyle kovalıyorlar küçükleri, oraya da kendini aldırmak için uğraştı..baktı olmadı geldi salonda bizler konuşurken yanımızda oturdu tek başına oynadı. Ama yinede arada bana dese de ben yanında içeri gitmedim arkadaşım dayanamadı oğluna anlatmaya çalıştı "bak beraber oynayın, arkadaşın senin için geldi" diye ama yok 5 dk oynasalar bizimki 6.dk koşarak yanımıza geldi:) Hayır yılmıyor da çocuk! Bakıyorum bir ara yine gidiyor anlatmaya çalışıyor. Çektim yanıma "bak bazı insanlarla konuşarak anlaşamazsın mizaçları bu,hem sana göre oyunlar yok orada boş ver" dedim sanırım birinin annesi alındı ama onun çocuğu orta sona gittiği için bence alınılacak zaman geçmiş ,küçük çocuklara nasıl davranması gerektiğini öğrenecek yaştaydı.Neyse bizimki bir ara sinirlendi geri geldi,sonra sıkıldı yine gitti konuşmaya çalıştı ev sahibini taktı koluna çocukları ikna etsin diye yok yok. Şimdi sorun onların almamaları değil benim sıpanın bu kadar ısrarcı oluşu.Tamam bir süre kendi kendine oynuyor falan ama yinede bir ikna çalışması içinde,elinden oyuncağı alındığında geri çekemiyor biri ona vurduğunda sadece bakıyor hey Allahım vurma ama kız,itekle mesela üstüne üstüne gelmesin diye, niye bakıyorsun saf saf çocuğum? Mizacı bu ok şiddetten hoşlanmıyor anladım hatta çok yüksek sesli tartışmalardan da rahatsız olur uyarır bizi hemen ama hadi şimdi benim yanıma kaçıyor, biliyor ki benim yanımdayken bir şey yapamazlar ama yarın öbür gün okulda ne olacak? Deneme yanılma yöntemiyle,başarı ve başarısızlıkla kendi mücadele etmeli her şeyi ben öğretmemeliyim diye düşünüyorum ki zaten görüldüğü üzere öğretemiyorum da..ama işte ne olacak böyle? 

  Geçen gün diş hekiminin bekleme salonunda oyuncaklarla oynuyor yaşıtı bir çocuk geldi bir anda bağırarak bizimkinin elindeki oyun konsolunu "ben oynucammmm bu benimmmm" diyerek çekti. Berkay öyle bakakaldı ve "çok ayıp" dedi.Bravo evladım ayıp tabi ama vermesene elindekini. Bende bir olgun insanım ki sorma (çocuğumun gözleri doldu ama) arkadan bağlantı kablosunu çektim diğeride oynayamadı. Oynayamayınca çocuğun içinden bir bambaşka biri çıktı, bağırıp çağırmaya başladı babası da gelip "bugün çok uslu durdun oğluşum o yüzden sana minik bir sürprizim var" dedi!!! Hımmm. 
Bazen okul bahçelerinin önlerinden geçerken o adam öldürülüyor gibi çıkan sesleri,çığlıkları falan duyunca düşünüyorum "biz böyle miydik ki?"
  Şimdi Berkay'ın okulunda gerçekten veli/çocuk profili biraz farklı. Ama ilkokulda böyle minik bir grup olmayacak, orada orman kanunları geçerli. Çocum sen orada nasıl hayatta kalacaksın? Sen baş etsen ben seni düşünüp durmaktan nasıl vazgeçeceğim? 
  Arkadaş ortamımdaki insanlar benim gibi aşırı müdahaleci değiller o yüzden bu ortamlarda çocuklar bir oyuncak için birbirlerini yerken bizler eğer vurma vs olmazsa karışmıyoruz ama işte böyle doğum günleri,partiler yada başka ortamlarda sorun oluyor. Bazı anneler gelip senin çocuğuna dokunabiliyor bile! Geçen sene Göztepe parkında çocuğun topunu alıp bakmış diye bir kadın yine kendi çocuğu kadar küçük bir çocuğun elinden topu çekip alıp,çocuğa gözlerini beletti "benim oğluma yaklaşma!" dedi. Ayyy en korktuğum ikinci ebeveyn tarzı. İlki okulda şu aşırı akademik baskı yapan, whatsapp gruplarından "benim ki bunu yaptı sizde durum nasıl" diyenler.. Neyse bence bu tarz şeylere anne/babaların karışması tuhaf. Benim yaptığımda iyi değil tabi çünkü aman biri vurur falan diye genelde yakınlarındayım, ilgisiz gibi duruyorum ama yinede gözetlediğimin farkında. Tabi şunu söylemeden geçemeyeceğim bu endişeye çocuğum erkek ve "aman erkek şöyle olur,böyle yapmalı" diye düşmedim erkek,kız fark etmez biraz cazgır olmalı değil mi? Yani sadece zarar verici ortamda hala kendini kabul ettirmeye çalışmasada yeter.Offf ya..

  Ben bu huydan nasıl vazgeçebilirim yada çocuğuma kendini korumayı nasıl öğretebilirim. Daha doğrusu bu öğretilebilen bir şey mi? Hayata karşı uyanık olma ve bu hak savunma aynı kapıya çıkıyor mu? Ben niye her şeyi dert ediyorum? Tamam geldi yine sonbahar ondan diyelim geçelim:)





















14 Ağustos 2018 Salı

Hiç Kolaylaşmıyor mu?

    Geçen gün bir şey paylaşmış ve "acaba çocuklar büyüdükçe ebeveynlik hiç kolaylaşmıyor mu?" diye sormuştum meğer böyle düşünen ne çok insan varmış.Oysa tanıdığım çoğu insan "büyüdükçe kolaylaşır merak etme" diye telkin ediyordu beni. 
Hamile olduğumu öğrendiğimde ilk önce annem kendi ulvi tecrübeleri ve gamlı baykuş haliyle beni düşünmeden sürekli "bulantı,kusma,aş erme,doğum acısı" üzerine konuştu.Sonra buna hamile olduğumu duyan aile üyeleri ve çemberin son halkası komşu teyzeler ve henüz bir kaç aylık annelik tecrübesi olan arkadaşlarım eklendi.En luzümsuz olanı da "uyu,iyi uyu çok ararsın bu zamanları" hayır uyku biriktirilen bir şey olsa neyse..
Ama hamileyken ne çok kilo aldım,ne ayılıp bayıldım,ne aş erdim nede bulantı kusma herhangi bir şey yaşadım. Genel olarak pozitif biri olduğum için ailemden ne kadar uzak kalırsam o kadar rahat olduğum için uzak durdum ve sakin geçirdim. Kontrol diye gittiğimde hastaneden çıkarken ağır kanama sonucu zorunlu sezaryene alındım haliyle kimse yetişemedi yine yalnızdım ama iyi oldu çok sakindim yinede tabi bu konuda bir kırgınlığım var bağğzılarına karşı(!) Hastaneye gelen başladı "bebek ona benziyor, şuna benziyor,ahh vahh bir haftada zor kalkarsın, yaran kışları hep şişip ağrıyacak, sütünde hemen gelmez, tek başına nasıl bakacaksın kimse yok yanında, çok gazlı olmasa bari.." 
   Çocuğun nasıl besleneceğini, nasıl giydirileceğini, hastayken neler yapman gerektiğini çocuğun annesinden daha fazla düşünen bir toplumda yaşıyoruz o yüzden bu "emiyor mu,sütün yarıyor mu,terler bak dikkat et" gibi kendine saklayamadığı fikirleriyle seni meşgul ve sinir edecek kişi sayısı bu ülkede metrekareye en az 3 tane düşüyor. Hadi bunları geçtik sonra başka başka  endişeler başladı.Karnım yine düzleşir mi,eşimle aramıza soğukluk girer mi,çocuk uyur mu,sünnet olsa mı olmasa mı, ne zaman konuşacak sonra aman allahım ne zaman susacak:) Her sorun bittiğinde yerini başka sorulara ve endişelere bırakıp gidiyor.
  Şimdilerde hem ülkenin durumu,ne olacak bu çocuğun geleceği,nasıl bir okula versek,spora gitmek istiyor trafik iş vs arasında bunu nasıl halledeceğiz?
Acaba iyi bir ebeveyn miyim, çocuğuma yeterli geliyor muyum.. Asıl önemli olan konulara hakkında endişeleniyor muyum? Heyyy napıyorum ben:) Niye bu kadar düşünüyorum yerine ne zamanlar böyle düşünüyorum da buldum cevabı.Hep o ebeveynlik kitapları ve mikemmel annelik blogları yüzünden ve hatta bazı yakınlarımın "ya sen ne güzel çocuk bakıyorsun,nasıl ilgilisin,biz çok severek takip ediyoruz minnağı ve seni,sen ne zaman büyüdün de anne oldun giz" demelerinin baskısı da var. Yooo ben harika bir anne değilim yani sanırım onların harika kavramına uyuyor olabilirim ama mesela daha az bağırmalıyım daha anlayışlı olmalıyım ve aslında birazda kuralcı olmalıyım ama olmuyor.Ama onların böyle söylemesi de bende baskı yaratabiliyor.
   

  Halbuki çocuk olmakta zormuş hakkını yemişim minnakların. Onlarında kendi aralarında ve yetişkinlerle olan iletişimlerinde savaş verdiği konular varmış. Anlaşılmaya çalıştıkları, dertlerini anlatmaya ve dinlenmek için verdikleri mücadeleleri.. Yada dışa vurmadıkça bilmediğimiz dertleri.
  
  Geçen gün Berkay'ın yaşadığı bir olayı paylaşayım; parka oyun oynuyoruz beraber sonra salıncağa bindi hemen yan salıncakta aynı yaşta bir çocuk var.Plajda zaten sürekli denk geliyoruz ama çok hırçın davranışları olduğu için Berkay yaklaşmıyordu onunla oynamaya.Sonra çocuk annesine " bu çocuk niye gözlük takıyoooo" diye sordu annesi "gözleri bozuk" dedi.Berkay bu sırada oralı değil bana gülümsüyor sadece.Sonra çocuk yine sordu "yani bu çocuk arızalı mı?" annede "eh işte takmazsa ileride daha kötü olur o yüzden takıyor arkadaş,tamam hadi sus" dedi.Hatta "işte o yüzden diyorum havuç ye,balık ye" falan dedi.

"Çocuklar aynı yaşta ama oğlan bizimkinin 3 katı daha ne yiyecek acaba? Çocuğu gün boyu meyveli yoğurt cips,mısır, krakerlerle falan besliyorsunuz hiç meyve falan yerken görmedik annesiiiiii" diyecektim, sustum. Meğer annelik duygum insanlığıma ağır basıyormuş bunu düşünmek bile kötüydü çünkü.Tamam mükemmel değilim tabi ki yanlışlarım olacak ama küçük bir çocuğun önünde böyle bir tartışma hoş olmazdı.Tabi ben böyle düşünürken Berkay kadına "Ben arızalı değilim! Ne kadar ayıp böyle söylemeniz,gözüm bozukta değil sadece daha iyi görebilmek için takıyorum ayhhhh" dedi ve kalktı. Kalbim binlerce parçaya ayrıldı sanki:( 
Çocuklar büyüdükçe neden ebeveynlik kolaylaşmıyor sanki.Büyüdükçe kendi yatağını yapıyor,yemeğe yardımcı oluyor,okul ödevlerini yapıyor,odasını temizliyor,arkadaş ilişkileri gelişiyor,kendini oyalıyor oyun istemekten vazgeçiyor.. Ama o zamanda okulda sorun yaşayıp gitmek istememesi,arkadaşlarıyla arasının bozulması,ergenlik asiliği,aşk sorunları falan olacak.En iyisi neden kolaylaşmıyor diye dert etmeyi bırakıp bunu kabul etmek.Hadi bakalım derin bir nefes alıyorum ve şimdilik öncelikli olan günlük,haftalık orta vadedeki sorunlara odaklanmayı seçiyorum.
Ebeveynlik oldukça keyifli aslında, sen her şeyi çözersin Giz dert etme. Nasılım ama kendi kendimi motive ediyorum ne yapayım:)

Not: Berkay geçen akşam dedi ki "eğer bir kardeşim olursa gözlüklü olsun istiyorum yani olmasında,olmasını istemiyorum bak ama olursa diye diyorum,gözlüklü olsun!"









29 Ağustos 2017 Salı

Tek Çocuk Hiç Çocuk Mu?

  Pazar sabahı ailemize pammuş gibi bembeyaz bir kız çocuğu katıldı.Eşimin bir numara büyük abisinin 3.kızı oldu.Hemen gittik tabi bir numarayla arasında 9 yaş var tabi o başka alemde,eskinin tekne kazıntısı bugünün ortancası başına geliceklerden habersiz mutlu görünüyor ama kıskanmış belli.Minnoyu görünce mutlu oldular ama bizimki sadece kuzenlerini özlemiş onlarla takıldı,bebeğe şöyle bir bakıp "bu ne be böyle,minnacık bişiyyy naapcakssınız bunu oyun bile oynayamaz bu" dedi ?!?! 

(Okula giderkende benzer bir olay yaşamıştık bakınız.)

   Dün akşam içinde ne biriktiyse artık uyumak bilmiyor.Ben GOT sezon finalini bekliyorum bi git uyu çocum hadi modundayım.En sonunda döküldü babanesi (telefondan yetmiş yani) demiş kiiii "yeni bir bebek gelicek eve çünkü sen çok yaramazsın birde uslu kızları olur ne güzel.." Ay ne diyim şimdi zaten aklım başka yerde yok annem yok dedim yatırdık zar zor.Sabah "eğer bu eve bir bebek gelirse bende sizi terk ederim ama kapının kilidine yetişemem onu açmanız lazım" diye uyandı:) Hayır o minik parnağını tehditkar şekilde sallıyor ve allahım yicem o ne tatlılık haha ciddiye bile alamıyorum durumu.Neyse baktım çocuk içlenmiş artık tam sözde veremiyorum gelecek belirsiz,herşey olabilir.Şuan için düşünmediğimizi,kısa yada uzun vadede daha farklı isteklerimizin olduğunu anlattım.Artık ne kadar anladıysa..
  Herşey bir yana maddi imkanlar çocuğuma endişelenmeyeceğim bir gelecek sağlayacak kesinlikte olsa (biliyorum ölümlü dünya ve hiçbir şeyin garantisi yok ama olsun) iki tane daha yaparım.Cidden bak yaparım ama gündemi sürekli değişen bir ülke ve piyasadaki belirsizlikler gözümüzü korkutuyor.Kendi işimizi yapıyoruz devlet memuru yada kadrolu şirket çalışanı değiliz ki! Amannn herkesin çocuğu özel okullarda mı okuyor","maddiyat herşey diiildir cınım",aaa birde "allah rızkını verir" var dimi offff cidden bunları duymaktan sıkıldım ama hata bende, sen niye sebep açıklıyorsun ki?! Fakat şu sebepten demesem bu sefer bencilsin,kendini düşünüyorsun,zora girmek istemiyorsun,sırf kendin için çocuğunu yalnız bırakıyorsun diyorlar.Yalnız bırakmak? Kardeş çocuğa yoldaş olsun diye mi yapılıyor eee birbirini öldüren,para için küsen,eşleri yüzünden konuşmayan kaç kardeş var? 
Eski bir arkadaşım,instagramdan görmüş takipleşiyoruz artık, "zaten evdesin yap aradan çıksın" demez mi? Çocuk bu çocuk,aradan çıksın ne demek?! Ayrıca evdeysem yinede çalışıyorum ben sersem neyden haberin var acaba.. 
  Anlaşılan o ki bir çocuk biz hariç kimselere yetmiyor!!! Ama ben hamileyken tek başımaydım,hatta doğuma bile yalnız girdim kimse yetişemedi,loğusayken yalnızdım kimse nasılsın diyip bir işin ucundan tutmadı.Herkes sadece konuştu.. Ama yap ikinciyi demek kolay hatta o zaman bile üçüncüyüde yap cicim aradan çıkıversin falan derler.Sen mi bakıcan arkadaşım? Hem herkes senin gibi üremek zorunda mı? Ben yandım sende yan mı diyorsun içinden yoksa kızzz:)) 
  Asıl favorim "Tek çocuklar asosyal oluyor amaaa" bunu sürekli söyleyen bir arkadaşımın 15 yaşındaki çocuğu tek başına bakkala dahi gidemiyor ama herkes kendi sorununu görmezden gelip karşısındakine akıl verme derdinde.Yav he he senin ki özgüven patlaması yaşıyor ya! 
  Ve son olarak gündemin saatlik değiştiği,istikrarsız ve nefret dolu bu topluma bir çocuk daha getirme ve endişe boyutumu ikiye katlama fikri beni geriyor.Kadınlar taciz edilmesin diye iyilik(!) olarak pembe otobüs yapılıyor bu ülkede,şort giydi diye toplu taşıma aracında dayak yiyor ve hooop konudan saptık:( Offf bilemiyorum ama kısmet tabi diyelimde çok katı konuşup evreni kışkırtmayalım dimi? 

  Ayy ne içlenmişim bee,yazdım rahatladım ohhhhj.Hatta öyle yumuşadım ki yarın "bizz hamileyizz" yazarsam şaşırmayın:))) Yok artık daha neler,direkt küfredin ayol öyle yazarsam..
  

8 Nisan 2017 Cumartesi

Ay Em Bek Bitcezz

  Yazma yada konuşma ve hatta en sevdiğim okumaya karşı bile isteğimin olmadığı biraz kaotik bir ay geçirdim.Eşimin liken diye teşhis edilip tedaviye başlanan hastalığının kist olduğu ortaya çıktı:( Önümüzdeki hafta ameliyat olacak ama bu konuda hiç konuşmuyoruz direkt olumluya odaklanmıştık ama annemin haberi olunca tüm sülalem eşime geçmiş olsun mesajları yağdırdı.Bu durum bazı insanlar için moral olsada o üzüldü:( Herneyse minnakın enerjisi tam gaz devam ediyor,büyüdükçe yavaşlar ayol demeyin valla kavga çıkar:p
 
  Tohumlarımı ayırdım bazılarını filizlendirdim ve oğlumla ekme dikme işlerine başlamıştık ama 10 gündür havalar yağmurlu ve kapalıydı çiçek fideleri almaya gidecek hevesim bile kalmadı.. Kuzey avrupa ülkelerinde yaşıyor olsam demek ki sonsuz bir depresyona falan girerdim:)
Kardeşim müşavirlik sınavını kazandı sırada staj var sonra doktora ama evlenmek istediği için sanırım o iş biraz beklemek zorunda kalıcak sonuçta evlilik dediğin saçma şekilde bütçeyi kökünden sallayan bişiy..
  Doğumgünü alışverişime bile kaç gün sonra çıktım şu sıkılgan halim geçer diye cıksss faydası pek olmadı.Tam şekeri azalttım derken köye dönen kayınvalidem baklava açmış,su böreği,tirit vs yapmış iyice yağa ve şekere bulandık:) Haftanın 4 günü egzersiz yapmaya devam ediyorum ve sabah kahvaltılarımı aksatmıyorum fakat öğleden sonra bir enerji düşüklüğüm var hatta tansiyonum kronik olarak düşük.Vitamin desteği falan almayı düşünüyordum bir ara ve üşenmiştim ayrıca kilo aldırır diye çekiniyorum ama bir doktora danışmam lazım bu durumu.
  Seçim yaklaştığı için ülkedeki genel gerginlik canımı sıkıyor,belirsiz bir gelecek yüzünden endişeliyim.
  Tüm bunlara rağmen bu hafta kocCamla (maşallah) gayet iyiydik ve "ikinci bir çocuk?" sorusuyla beni ... ay bilemedim uygun bir cümle dahi bulamadım o derece:)) Sanki ilkinde zerre yardımı dokunmuş gibi akıl verenleri zaten hiç saymıyorum!!! Kolik,mastist,hassas bebek,uyku ve tuvalet eğitimleri gibi kavramları tekrar hayatıma sokmaya hazır değilim!
  Yarı zamanlı iş güzel ama yazdan sonra artık devamlı olucak oğluşun okul saatleri uzayıcak belki erken yetişicem vs orası belirsiz şuan.Tatili aslında bir ay yunan adalarında gezerek (aşırı turistik olanlarda değil) geçirmek istiyorum ama kocCam çocukla yalnız başıma birşey gelirse nooolcak diye endişeli illa yanıma birini eklemeye çalışıyor sanırım tıpış tıpış Kaş'a gidicem gerçi orayada aşığım o ayrı.
Offf şimdi kahve yapıp dünden kalan un helvasını götürüp vicdan azabını çekerken  "big little lies" final bölümünü izliyiciiiim!

22 Şubat 2017 Çarşamba

Henüz Zamanımız Varken

Lavabonun içinde yıkanmayı bekleyen bulaşıklar vardı ama kadının hiiiiç umuru değildi:))Oğluyla gönlünce tepişip,kudurmayı,eğlenmeyi ve mutlu olmayı seçmişti.

  Evet belki durum biraz abartılı gözükebilir ve o bulaşıklar (bir önceki gün çok hastaydım) mutfak tezgahından yerlere kadar inmiş olabilir ama o an işte o anı kaçırmak istememek benim hakkım.Ben yemeğin ve dinlenmenin verdiği enerjiyle zaten bir gün önce yeteri kadar ilgilenemediğim evladımı, aman evim toplu dursun mantığıyla mutfağa girip bulaşığa girişip bıraksam o içeride yalnız oturup ya çizgi filmine bakıcak ya yanımda olmak istediği için paçalarımdan çekiştirip "yütfeeennn odama gelll" diye yakınacaktı.. Bulaşıklar bekleyebilirdi belki bi on dakika, belki bir yarım saat daha sonra yıkanabilirdi,önemli olan (benim önceliğim) oğlumla doyasıya gülüp,manasızca hareketlerle zıplayıp dans edip eğlenmek oldu! Ohhh iyide oldu! Bu noktada pembik evlerin sultanısı anaların kalp spazmı geçirdiğini tahmin ediyorum.Hatta bazıları acımasızca yorumlar yapar,bazılarıysa bilmiş bilmiş "biz anamızdan böyle gördük efenim,ev toplu oluncada oyun olur çocuğu böyle alıştırmamalı hedö hödö.." minvalinde ahkam kesebilir.Fakat evim temiz sadece dağınık çünkü içinde bir çocuk ve bir aile "yaşıyor" ,yaşanmışlık evimin her köşesinde.Dekorasyon dergilerinden çıkmış bir daire istemiyorum yinede her sabah topluyorum evet ama dağılınca kendimden geçmiyorum,çocuğumun vaktinden bunlar için çalmıyorum! 

Salonun ortasına bomba düşmüş gibi olabilir fakat hayal dünyasında kurduğu oyunu elektrikli süpürge sesiyle bozmuyorum.Eninde sonunda topluyoruz beraber.

  Kurabiye yaparken şekillendirmesine izin veriyorum, istediği kadar şekilsiz gözüksün düzeltmiyorum.Üstünü günde birkaç kez değiştirmek zorunda kalsamda kendi yemesini destekliyorum. "Pissss,pasaklııı,pirelenicek,ayyy ısırcak bak" diye dışardan belli belirsiz müdahele gelsede sokaktaki canları sevmesini gururla izliyorum! Parkta gönlünce oynamasını,su birikintilerinde zıplamasını seviyorum.Kendi kendini mutlu etmesini gözlerim dolarak izliyorum.Daha o gün temizlediğim banyoda küvetten sular fışkırtarak oynamasını gülerek izliyorum,sırılsıklam oluşuma katılarak gülmesini seviyorum.

  İlk günden beri her gece yatmadan yatağına gidiyor,üzerini örtüyor ve kulağına fısıldıyorum "seni seviyorum,seni çok seviyorum oğlum iyiki varsın,bizi çok mutlu ediyorsun" ve yavaşça öpüyorum.Bilinç altına işliyordur diye düşünüyorum belki bir gün o fısıltıları hatırlar yada sadece güzel bir his olur içinde bilemiyorum.. Yanına uzanıyorum parmaklarımı saçlarının arasında dolaştırıyorum ve ona nasıl doğduğunu,çok komik olduğunu hikayeymiş gibi anlatıyorum.Yatmadan önce "bişiiy dicem gel otur şöyle" dediğinde yüzünü yoğurarak sevmek istiyorum ama uykusu açılır diye korkuyorum çünkü bir an önce uyumalı bende accık dinlenmeliyim diiil mi? Evet benimde kendi önceliklerim var,eşim ve çocuğum içinde var ve en son ev/iş geliyor.İşler öyle yada böyle haloluyor ama geçen zaman gerı gelmiyor..Anı yaşamalı,keyfini çıkarmalı! 

Valla ben çocuğu sevmek için yaptım dekor için diiilll, henüz mıncırılmaktan zevk alıyor utanma,sıkılma hissetmiyorken ve hala izin veriyorken(!) doyasıya sevmeliyim..hala zamanımız varken.. 

   

  

17 Şubat 2017 Cuma

Uykusuz Anneler Klübü

   Yazmadan önce kendi kendime nazar değdirmemek adına bir süre geçmesini bekledim:) 

(sevgililer gününde okulda yapmışlar çok cici)

Bu bant uykusuz bir annenin 2,5 sene içindeki evriminin, bir keçe parçası ile can bulmuş kanıtıdır! İlk 6 ayda içindeki sevgi pıtırcığı(!?) halleri hayatımıza yeni yeni giren kolik,mastist,meme kalkanı gibi kavramlar ile kökünden sallanan ruh hali "tmm ok uykusuz kaliiciz bare kavga etmeyelim bu halimiz" ile yatıştırılarak, spor taytlar da yerini dizi çıkmış,kusmuklu eşofmanlara bırakarak....Offf.. Saçlarım hep kısaydı allahtan birde o dert çıkmadı ama duştan çıkınca çopu zaman kurulamaya vaktim kalmıyordu:(

Gece emmeleri devam ettiği sürece,yani yaklaşık iki sene kesintisiz uyku hiiiiç uyuyamadık ama ona feda olsundu o altı şişmiş gözler,elbet büyür anasına antiecingli kremler bişiyler alırdı dimi:)))

Gece emmesi bitti bu sefer tuvalet iletişimi başladı ve geceleri yine iki kez kalkıyorduk,sonra gecede bir kez ve artık sabaha kadar tutma halinin olması 2,5 yaşı buldu veeeee yihaaaaaaa şuraya birde cumartesi gecesi ateşi dansı iyi gider:p 

  Ben artık uykusuz anneler klübünden çıktım darısı diğer cannımmm annelerin başına.Bir zamanlar saçını başını yolmak istediğim o "yolun sonunda ışık var cınımm" anası oldum ahahhhgfj.

 

Not: Sabahın köründe kalkma vakti hiiç değişmiyor sanırım..



27 Ocak 2017 Cuma

Anne'nin Mola Hakkı (!)

  Çocuktan önceki hayatına dair en çok neyi özlüyorsun deseler kesinlikle uyumayı derdim.Çok uyuduğumdan değil ama öyle bir özgürlüğüm olduğundan..seçme hakkım vardı! Haftasonları devirip totomu yatardım bazen öğlene kadar.Geniiş geniş kahvaltı yapar,duşa girer ancak akşama doğru çıkardım gezmeye.Şimdiyse o saatlerde eve gelmiş oluyoruz:) Sanırım asıl özlediğim serbest stil uyuma değil de sorumsuzlukmuş dimi:D
  Öğlen ne yese,akşama ne yemek yapsak diye düşün.Nereye götürsem,ne oynasak,farklı bir yerlere mi gitsek acaba diye düşün.Kreş yeterli değil gibi farklı bir yer düşün,ee ilerde nasıl bir okula gidecek etraftaki okulları da düşün.Bu çevrede imkanlar kısıtlı farklı bir yere taşınmayı düşün.Birde bu karın kaslarını nasıl eski haline getiririm diye düşün.İşe başlayınca nasıl olur,evden çalışsam nasıl olur acaba onu düşün.Tatile nereye gidicez onu düşün.
  Bıkkın değil "yorgunum".Bu genelde yanlış anlaşılabiliyor.Zaman zaman böyle yorgun olduğum zamanlar oluyor.Çok sık değil ama oluyor.Anne olabilirim ama insanım bende heeeyyy! Bunu rahatça söylemekte benim hakkım ama bağzı süpper anneler içten ve samimi ayrıca masum olan bu açıklamayı,sanki kendileri hiiiiiç öyle hissetmiyormuşcasına kızgınlıkla karşılıyor ve yadırgıyorlar.Ayy demek istediğim hadi bana destek olun kendimi iyi hissedeyim değil! Kimsenin tohumuna para vermedim çok dert etmem ama kadının kadına,bir annenin aynı şeyleri yaşayan bir başka anneye daha ılımlı yaklaşamaması beni üzüyor.Sonra işte tüm bu eleştiri yağmurundan kaçıp,gerçek hissettiklerini kamufle eden harika gözükmeye çalışan anneler olmaya itiliyoruz:( 
  Şu bir ay bolca kitap okudum(1393 sayfa!),son bir haftadır sporda yapıyorum,netten uzak kaldım,ailemle güzel vakit geçirdim ohhh.Birkaç gece çocuksuz çıktık,konuştuk falan,eşime iş yerinde yardımcı oluyorum ama aslında devamlı ve saatleri düzgün bir iş bulsam daha iyi olur:) Bakıyorum negatif insanlardan,hızla değişen haber akışından,bazen çocukla yapış yapış geçen uzun zamandan sonra birkaç saat dahi uzak kalmak iyi geliyor!
  Soruyorum bir annenin çocuğunu içermeyen programlar yapması ve bundan zevk alması(!!!) onu kötü yada ilgisiz anne mi yapar? 
  

25 Kasım 2016 Cuma

Yetişkin Saati Uygulaması

  Heyyy biz 3 sene sonra "yetişkin saati" uygulamasına hele şükür,en sonunda,nihayet geçmiş bulunuyoruz.Çocuğu emanet edecek insanı olmayana zor bu işler cicim.Kaç senedir ilk defa sinemaya gittim,ilk defa kocCamla başbaşa yemeğe çıktık vs. Gerçi bi cacık ta yokmuş yada benim hatırladığım gibi değilmiş:D Ay yok yok benim beklentim büyüktü ondandır herhalde.Hayır vazgeçtim sorun kesin benim odun kocCamda,gerçi bende rezaletim daha 3.kadehte esnemeye başladım:) Birde sadece bana mı oluyor etrafta tutulacak oyuncak,çekiştirilip peşine koşulacak çocuk olmayınca elimi ayağımı nereye koyacağımı bilemiyorum:) 
  Neyse artık annem ve babam ayda iki kez,bir kaç saat torun bakmaya gönüllü oldular,eşimde çocuğu bırakmaya hazır olunca(!) kendimizi sokaklara attık.İlk önce izlemeyi çok istediğim bir film vardı ona gidelim dedik,biletlerimizi aldık sonrada vakit gelene kadar mağazaları dolaştık.Geçen ay mobilyaları değiştirmiştik o yüzden eksiklerimiz vardı rahaaat rahat aksesuar mağazalarını gezdim.Sonra kendimize ayakkabı vs bakarız derken yine çocuğa bir sürü şey alıp,evin reisine ise sadece bir gömlek ile alışverişi tamamladık.Eee birde kahve içelim yeni filmlere bakalım derken vakit geldi mi? Sonra filmde bitti.Sinemadan çıkınca yemeğe gittik kiii zaten orada bi acaip oldum.Hadi alışveriş ve film sırasında bir iki saat oyalanmıştık da konuşmak zorunda kalmamıştık ama yemeği yiyeceğimiz mekana gelinceeee.. Kaldık mı bir başımıza eşim ve ben,karı kocCa,anne baba,edi büdü,koçişkolatam ve evisinin valideğ sultanı:)))))mannak yaw bu hatunlar hahaha.Neyse siparişler gelene kadar içkilerimizi söyledik ben mezelere giriştim bir yandan "gelsede şu yemek zaten öyle vakit geçer gider,niye telefonu çalmıyo biri iş için arasaydı,sıkıldımmmmM,oğlum ne yapıyor acaba,manikür vaktim gelmiş,ayyy aman tanrım ellerim nasıl kurumuş sanki winterfell'de yaşıyoruz,aa iyi hatırladım acaba game of thrones ne zaman başlıyor bi guugla bakim" falan derken kocCam bir dürttü beni:D "Düşünürken daha hızlı yediğinin farkında mısın?" -neeee? "Bak karşıda dans salonu var herhalde diyoruum,ne komikler salon dansı yapan mı kaldı?" diye devam etti.O uzun sessizlikleri hiiiç bozmaz beni daha çok gerer ama bu sefer konu açtı!?! Ay ben şok:) Bayaa muhabbet ettik bu arada yemeninde içmeninde ayarını kaçırdım tabi "freedoooom" diye bir ruh hali,bir yandan "çocuk annemleri pelteye çevirir,başlarını şişirir bir daha da bakmazlar iç Giz iç boşver,bu kesin ilk ve son" diye kendi kendimi şişirdim.Sonrada ayvadan halledice göbüşümle Kadıköy sokaklarında bir utanç yürüyüşüüüüüüüüü yapmadım tabi kıııızzzz hahaha üstüne birde tatlıcı aradım:) Hayır neden deli gibi yemeye vurdum kendimi onu anlayamadım? 
 Bunlar hep acemilik tabisi sonraları düzeldim.Artık "normal" çiftler gibi çıkıyoruz.Bazen kuzenime fotoğraf atıyorum artık ne şekildeysem "oooo oğlan yok belli" diyor:))) 
  Benim ballı lokmam "sen babayla gez bende dedemle oynarım güzel olur bence" diyor yani onun açısından sorun yok,olsaydı zaten üzmezdim minnağımı.
Neyse ben şimdi düşünüp konu bulayım yarın için:))))) 

29 Ağustos 2016 Pazartesi

Okul Hayatının İlk Günü !

  Kimbilir kaç sene sürecek eğitim-öğretim macerasının ilk günüydü bugün. Dün gece uyumadan önce oğlumla okulda neler konuşacağımızı planladım ve normalde çok sakin olmama rağmen karnımdaki ağrıdan uyumam biraz zaman aldı:)) Ama o ne yaptı??? Hayiiinn evlat yaptı yine yapacağını:D Okuldan içeri girdiğimizde ismiyle ve gülücükler ile karşılandı, tam eğildim öpmek ve "bak ben burada bekliyorum.." demek için.. Nankör çocik bana "baayy anne" diyerek arkasını dönüp giderken el salladı,o kadar.Anaaa yalı kazığı gibi kaldım ya orda! Hiç sormamışta.. Bu bağımsızlık ve kendinden emin durum umarım hep devam eder.Bende hazırlıklı olayım naapim:D
İceoğlan çok duygusal ve hassas bir oğlan çocuğu bu yüzden kırılıp,üzüleceğini düşünmek beni endişelendirirken, bir o kadar sosyal olmasıda arkadaş bulmasını kolaylaştıracağı için endişelerimi benden uzaklaştırıyor.. Benim her zaman ki annelik çelişkilerim işte.
  Güvenliğinden ve yetkililerinden emin olduğum bir yer bulduğum için içim rahat.İlk günden burayı sevmesi ve ertesi gün gitmek istemesi güzel.Umarım bu heyecanı böyle devam eder.Oryantasyon süreci eskisi gibi değil olabildiğince bilinçli artık.Bana isterse ulaşabileceğini,tuvalet için kimden yardım istemesi gerektiğini,nerede uyuyacağını öğretmeniyle birlikte anlattık.İlk günler kısa süreler okulda bulunmamız lazımmış ki çabuk sıkılmasın,tekrar gelmek istesin,alışsın diye.
Bakalım neler olacak gelecekte bizi neler bekliyor..
Yeni eğitim-öğretim yılı hem minnaklara hem biz ailelere hayırlııı ve uğurlu olsun canlarım.

1 Haziran 2016 Çarşamba

Babacığım

  Aaa bu da oldu:)) Vallahi saçını süpürge et,yeme yedir falan dermişim haha yok canııım o kadar değil ama sürekli ben bakıyorum çooocum sana bir kez "annecimmm, anneciğim, annecii" demedin be! 
"Annemmmm" diye koşarak kucağıma atıldığın oluyor tabi ama kıskandım yani..
  Bir akşam zil çalınca kapıya "Babacııım geldii" diye koştu.Sonra şımarma zamanlarında falan çoğunluklada birşey isterken bu "babaccııım" lar çoğaldı.Babamızda pek bir mutlu,gururlu:) Her fırsat bulduğu yerde övünüyor bu durumla.
  Bu haftasonu kuaföre gittiğimde beraber kahvaltı yaptılar,4 saat kadar dışardaydılar sonrada ofise falan uğramışlar,yemek yemişler,kitap almışlar,bana da foto atıp durdular tabi.Bende bir keyif yaptım ohhhh sefam olsun vallahi hıhhhhh.Sonra canım sıkılmaya başladı,rahat battı,oğlumu özlediiiiim.Oda beni özlemiş:) Akşam döndüğünde kapıdan "annemmm" diye kucağıma bir atladı ki.. Rabbim hiç bir yavruyu annesiz yada annesinden uzakta koymasın.Bu nasıl bir sevgi, nasıl tarifsiz bir duygu! Gitti geldi bir 10dk kadar boynuma sımsıkı sarıldı.
Anladım kiii "annecim" demesede olurmuş.. Boşyere ne kıskanıyorsam bende, ahhh ahhh benden hiç umduğum gibi bir kaynana olmayabilir:)))

30 Mayıs 2016 Pazartesi

Yetişememek

  Bu resimden benim gibi rahatsız olanlarınız vardır mutlaka.Parmak kaldırın bakimmm:) Anneyiz biz robot değil,herşeye yetişmek zorunda değiliz!  
Birazcık yoruldum desen, "Annesin sen yaparsın" diye bir gaza getirmeler falan yok mu? Bu tarz tanımlar anneler üzerinde sadece psikolojik baskı ve yetersizlik kaygısı yaratıyor.Ve sayelerinde artık "süper anne sendromu" diye bir hastalık var.Aaa unutmadan birde toplumumuzda "saçını süpürge etme" diye bir tabir vardır kii o en kötüsü.Herşeyden vazgeçince daha iyi anne olduğunu söyleyenler çok tabi.Onlarla görüşmemek en iyisi.
  Sabah ayılmak için kahvemi yudumlarken (kendime böyle bir mug yapayım bende) gün içinde yapılacakları düşündükçe, kendini klonlamak isteyen bir ben değilimdir sanırım.Yalnız bunların sorumlusu tabiki çocuğum değil! Hayatımda nelerin değişeceğini bilerek onu dünyaya getirdim.Bunlar belki şehir hayatının hızından, belki giderek artan sorumluluklardan, belkide artık yaşımın ilerlemesindendir bilemiyorum.. 
  Arada bir asfalyalarımıda attırdılar mı tam oluyorum:) Bak şimdi, çocuğunu annesine emanet etmiş,mağazalarda restaurantlarda fink atan arkadaşım bana telefon açmış diyor ki "canıııım valla çok zormuş çocuklu hayat, kocamla haftada bir kere ancak dışarı çıkabiliyoruz." "Yahu ben 2,5 sene oldu daha kocamla bir kere dışarı çıktım sen ne diyon kadınnnn" desem mi? Yok bence o enerjiyi kahve siparişime saklayım:) 
  Ama sende bıktın değil mi sevgili bıloggırım? Hem her türlü imkana sahip,sülalesi yanında olup yakınanlardan hemde "süper anne" gibi gözüküp bunu yarış haline getirenleri görmekten artık bıkmadık mı? "Yetişemiyorsan sorun sende şekerim" alt mesajı veriyorlar resmen.Şimdi çalışan/çalışmayan anne ayrımı yapmıyorum ama yardımcısı olanların da yada kayınvalide,anne,teyze,kardeş gibi imkanı olanların "zamansızlıktan" dert yanmasını hiiiiç anlayamıyorum! Yalnız olanlar naapsın hanımlar? Şükredin ki çocuğunuzu bir iki saatte olsa emanet edebilecek yakınlarınız olduğuna.Bu nasıl bir nimettir bilmiyorsunuz.Sadece çocuk emanet etmek değil konu.Şahsen ben çocuğumdan ayrı kalmaktansa dışarıdaki herhangi bir işimi (market alışverişi,fatura,pazar,terzi,kargo...) halledecek biri olsa daha mutlu olurum.Evet böylede acaip bir insanım:))
  Kendi kendime bir düzen oturtmuştum ama gün geçtikçe,işler çoğaldıkça artık bazı şeylere yetişemiyorum.Eşimle iş bölümümüzde var ama bazen iki tane ben olsaydı diyorum:) Yinede taze anne olduğum dönemlere göre daha iyiyim.
  İlk zamanlar bebekli hayata alışma şoku,diş çıkarma,hastalıklar falan derken duş almak bile lüks oluyordu ama zamanla herşey yerine oturdu.Sadece "anne" olmadığımızı ne kadar erken fark edersek o kadar iyi oluyor.Kendi ihtiyaçları olan,hobileri,istekleri olan bireyler olduğumuzu.. Ben biraz geç fark ettim:( Artık kendime de bir şekilde vakit ayırıyorum.Bunu hepimiz yapmak zorundayız."Bulaşıkları sabahta kaldırsam olur,duşa girip keyif yapıcam" yada "ütü de beklesin amannn,sahilde biraz daha oturalım" diyebiliyorum.İnternete daha az giriyor daha çok kitap,dergi okuyorum.Zaten birde sosyal medyada herşeye yeten,ordan oraya gezen,fit,bakımlı,çocukları uslu,yemek yiyen,üst başları ve evleri tertemiz,süslü püslü sunumlar yapan,çocukları her daim güleryüzlü,bağırmayan falan kadınları görünce...... Ama Blogcu Anne ne güzel dedi geçen gün "o kadınlar var ya onlar aslında yoklar" diye:) Düşününce zaten imkansız olduğunu anlıyor insan.O yüzden daha gerçekçi olanları kendimize örnek almalı ve oksijen maskesini önce kendimize sonra çocuğumuza takmalıyız ki hep beraber yaşayalım! 



27 Mayıs 2016 Cuma

Bakımsız Anne ?!?

  Sosyal medya sağ olsun, sayesinde ne kadar çok ortak sorunla mücadele eden anne olduğunu fark ediyorum.Yalnız değilim,değilsin! Tabi genelde zaman ve yaşayış şekli farklı oluyor ama konular hep aynı! Şimdi yakınacağım konuda bunlardan biri:)            
(bu kadınların çocukları onları daha da cool ve hoş gösteren aksesuarlar gibiyken bizde durum niye tam tersi:))
   Zamansızlık, yetişememek, görüşülemeyen yakınlar, aksatılan kişisel bakım.. Mesela geçenlerde sabah kalkıp aynaya baktığımda, görüntümden hiç hoşnut olmadım.
Tamam çocuktan sonra kendimi salmadım ama eskisi gibi olmadığım da aşikar.Gözaltlarım "vampire diaries" dizisinden fırlamış gibi,cildimde matlaşmış püfffff.. Bahanem de hazır "çocukla kuaföre gidemiyorum,duştan sonra bakım yapamıyorum."
  Havalar sıcaklayınca sporu aksattım ama aynen devam edicem onda sorun yok.%90 sağlıklı besleniyorum.Ama hayatımda ilk defa vitamin desteğine ihtiyacım olabilir çünkü çabuk yorulmaya başladım.Mevsimsel mi acaba?
Hala sinemaya gidemedim:)) 2,5 sene oldu yahu.Bu önemli bir kritermiş,sosyal medya guruları öyle diyor ama oğlumu kime emanet edebileceğimi söylemiyorlar! Canııım benim annem,babam,kardeşim,kayınvalidem,yardımcım falan yok yakınlarımda,zırt pırt bırakıp kaçayım aaa rahat olan konuşuyor.. Neyse şekerler konudan sapmayalım,bu bir sonrasi postun konusu zaten,bir an önce kendimi 10.000 bakımına almam lazım:) 
  Hiç bir zaman kozmatik delisi olmadım ama en azından cilt bakımı rutinlerim vardı.Güneş kremi,maskeler,serumlar vs işte onlara geri dönüş yapıyorum hatta memnun kaldığım ürünleri buradan paylaşırım.Pratik,kolay bulunabilir,işe yarar ve temiz içerikliler favorim.
  Anne saçı(kısa saç,at kuyruk) yada anne kıyafeti diye birşey varmış mesela.Duyanınız,bileniniz var mı? 
Gerçi benim saçlarım ince telli ve sık değil o yüzden hiç uzatamam yani kısalığı üşengeçlikten değil hahayt:) 
Giyim olarakta casual tercihimdir.Kaç sneakersım var bilmiyorum ama ba-yı-lı-yo-rummm.
  Anne olmadan önce tabiki daha bakımlıydım ama vaktim vardı, genişşş genişşş kuaförde saatler geçirebilirdim yada spada.Şimdi..? Kaç aydır manikür yaptıramadım hatırlamıyorum.Ayrıca oğlumu birine emanet edebilsemde artık o kuaför koltuğunda saatlerce oturamam, değiştim.
 Kendime de yeni kurallar koydum.Mesela kremleri bir gün sürüp bir gün sürmemek yok gibi.Aynaya baktığımda kendimi sevmek için boyaya banmaya ihtiyacım yok çok şükür ama bu cilde daha iyi bakmalıyım ki ilerleyen yaşlarda da hala böyle kalsın..

* Gülmeliii! Nasıl da yararı var insan psikolojisine,ruhuna..
* Bol su içmeli.Soğuk su zararlı ama fresh olsun derseniz içine nane,salatalık,limon dilimi yada çilek atabilirsiniz.
* Bolca hareket etmeli!!!
* Uyku saatleri düzenli olmalı.(çoğu çocuklu kişi için bu madde hayal biliyorumm)
* Kendine,bir başına zaman ayırmalı!
* Küçüçük bir şey bile olsa kendini ödüllendirmeli.
* Fiziksel kusurlarının farkında olup bunları örtebilmeyi becerebilmekte çok önemli! Her kadın bunu yapabilmeli arkadaş.Kıyafet yada makyaj hilesi ne olursa..
* Makyajı temizlemeden yatmamalı.
* Makyajlı olsun olmasın akşam yatmadan yüzü temizleyip sonrasında cilde uygun bir nemlendirici sürmeli.Gece cilt kendini yeniliyor, biraz destek olursak sabah ışıl ışıl oluruz.
* Haftada bir kez ev yapımı maske yapılabilir.Limon&bal gibi mesela.Cilt bir süre sonra ışıldıyor resmen.
* Haftasonu pat diye "hadi dışarı çıkalım" diyen eşe karşılık,boş vakitte en iyi giden kombinleri seçip kararlaştırmalı.
* Cildimiz leke olmasın diye hemde kanser gibi hastalıklara karşı,her gün dışarı çıkmadan önce cilt tipine uygun güneş kremi sürülmeli.Makyaj bazı olabilenleride var.

Böyleee uzar gider listem.Herkesin öncelikleri farklı tabi ve bunlar dönem dönem değişebilirde ama şimdilik benimki böyle.Bakalım yine belli bir düzene kavuşabilecekmiyim.


  

29 Şubat 2016 Pazartesi

Kadın Kadının Kurdudur!

  Kadınlar gününde ki yazılar ve yorumları görünce şaşırdım kaldım."Çok saçmaymış kadın haklarını savunmak,eşit değilmişiz işte ne varmış,kızlar okuduğu için evlenemiyormuş,çalıştıkları için çocuk yapmak istemiyorlarmış"
Kadınlar arasında hep bir rekabet söz konusu zaten.Bu sosyal medya da daha da gözle görülür bir hal aldı!
  Sosyal medya hesabınızdan bir fotoğraf paylaşıyorsunuz; çocuğunuzun ayağında çorap olmamasından,altının hala bezli olmasına,nasıl çikolata verirsinden,bela okumaya varıncaya kadar neler neler.. Göbeğini gösteren videosunu koydu diye "inşallah çocuğun ölür edepsiz,hayasız.." diye bir anne adayına yorum yazılıyor hemde başka bir anne tarafından! Yemek paylaşsanız hemen bıd bıdd "bilmem nerde insanlar aç" diye başlıyorlar.Bunlar hep kadın çoğuda anne. Blogunuzda çocuğunuzun yüzünden uykusuz kaldığınızı yada yorgun olduğunuzu yazıyorsunuz ufuuuuu "anne olmasaydın" en iyi yorum oluyor.Kimsenin kimseye tahammülü kalmamış.Sanki kendisi hiiiç uykusuz kalmamış,hiç yorulmamış gibi yada sanki anne olunca bunlardan hiç bahsetmemeli gibi bir yanılgıya düşmüşler. 
  "Yorgunum" tamam mı? Bu benim itirafım! Bir çocuğun hayatımda neleri değiştirebileceğini düşünürken fazla iyimsermişim.Ama bu onu sevmediğim yada anne olduğum için pişman olduğum anlamına gelmiyor.Oğlum şu hayattaki en kıymetli varlığım.Onu büyütürken çoğu yerde zorlanabiliyor ve buradan yaptıklarımızı işe yarayan,yaramayan yöntemleri yazıyor,paylaşıyoruz.Birbirimizle dertleşiyor hatta yol gösteriyoruz.Bu bir nimet.Benimle aynı yollardan geçen anneler olduğunu bilmek rahatlatıcı.
Ama bir anne bir kadın bunu elimden almayı kendine hak görebiliyor.(yelteniyor diyelim aslında çünkü direkt paylarım)Kendisi aynı şeyleri yaşadığı halde dürüst olup bunu kabul edemiyor.Neden mi? "Kötü anne" olmak istemiyor." Ben bunlar için vicdan azabı duymuyorum!!! Duymamalıyım zaten çünkü benim de bir hayatım var.Benim hayatım da sadece çocuğum yok ailem,eşim,arkadaşlarım,işim var.Mükemmeli aramıyorum,hatalarımdan ders çıkarmaya çalışıyorum.
   Toplumdaki saçını süpürge eden,fedakar,cefakar,şikayet etmeyen anne rolüne uyanlar "iyi anne" oluyor.Eğer kendini düşünen bir kadınsanız biraz da anneliğin olumsuz yönlerinden bahsediyorsanız vay halinize! Ne kötü bir annesiniz canıııım.
Dövmeli anne olmaz,çalışan anne ilgisizdir,sezaryenle doğuran doğal anne olamaz,organik yedirmeyen anne düşüncesizdir...
Özellikle dört konu var ki tam bir üstünlük yarışıdır.Biri diğerine hep açıklama yapmak zorunda hisseder.

Çalışan anne - Çalışmayan anne
Emziren anne - Emziremeyen anne
Normal doğum yapan anne - Sezaryen doğum yapan anne
Evli anne - Boşanmış (Bekar) anne

Hiçbiri bir diğerinden daha üstün değil! Hayat hepimize farklı seçenekler sunuyor.Her anne mutlu bir aile ister, kimsenin ilk tercihi boşanmak değildir.
Hangi anne bebeği emzirmek istemez ki? Ben inanıyorum ki hiç bir aile çocuğunun restaurantta yada markette kriz geçirmesinide istemez.Ama olur işte ve o zaman hemen yanınızdaki kişiye dönüp "terbiye verememiş çocuğuna" diyeceğinize yada o ailenin sesinizi duyabileceği şekilde eleştireceğinize,zor durumda ki o insanlara öldürücü bakışlar atacağınıza hiç bir şey yapmayıp işinize bakmayı denesenize! 
  Kadın dediğin bir başka kadına destek olmalıyken ayağını kaydırma derdinde.Kimse bana yok öyle bir şey demesin yemezler.Amiriniz kadınsa o mevkiye nasıl (!) geldiği konusunda hep bir dedikodu olur.Boşanan kadın için  "akıllı olsaydı kocasını elinde tutardı" denir.Çalışan anne "ilgisiz,vicdansız,nasıl bırakıyor küçücük çocuğu" olur.Kariyerinden çocuğu için vazgeçen yada ara veren "erkek egemenliğine girmiş,ahhh vahhh evde tüm gün boş oturuyor,çocuğuna kötü örnek oluyor,işe yaramaz" olur.Olur da olur işte..
Tecavüze uğrar "mini etek giymeseydi" olur..
Taciz edilir "o saatte dışarda işi neydi olur..
Aldatılır "kadın olsaydı da kocası başkasına bakmazdı" olur..
Dayak yer "çenesini tutsaydı" olur..

Babası öz kızını istismar ettiğinde ne olur peki ha?? Öğretmen öğrencisini incittiğinde? Vardır gerçi yine sizin gibilerin akıl yürütmeden uzak lafları.Büyük konuşmayın bu dünya  bir sınav her an herşey başınıza gelebilir! Bilmeden etmeden kimseyi yadırgamayın,fıs fıs köşelere çekip konuşmayın.Biriniz çıkında bir destek olun!
  Ülkemizde kadınların maruz kaldığı çoğu haksızlığın karşı tarafında "daha hırslı bir kadın" var genelde.Daha yolda karşıdan yaklaşan kadını süzmekle kalmaz "orası estetik,ayyy makyaj güzeli bunlar,o topukluyu hangi normal kadın giyer hııı hıııı.." yorumlarıyla devam ederiz.. Evet çoğumuz böyleyiz.
Çok doluyum çoook.O yazıları yorumları gördükçe beynim zonkluyor.Tanımadığım bir insana nasıl böyle bir düşmanlık besleyebilirim diye düşünüyorum,aklım almıyor.Bunca nefretin,öfkenin sebebi ne? Nasıl bir toplum olmuşuz biz? 
  Kadın kadının kurdudur evet ama bizim içimizde sadece karanlık yok,aydınlık var,hayat var! Birbirimize düşmeden önce kendimize gelmeli,kendimizi sevmeli,birbirimizi sevmeliyiz.Özgürlüğümüzü karşı cinsten talep eden pozisyonda değil onu doya doya yaşanlar olmalıyız.Birlikte daha güçlü olduğumuzu unutmayalım.
Ananem,annem,teyzem,kuzenim,arkadaşlarım,emekçi kadınlar hepinizi seviyorum..





20 Şubat 2016 Cumartesi

Canı Bile Sıkılamayan Çocuk

  İşte o benim çocuğum:( Aslında çoğu aile benzer sorundan muzdaripmiş.Oyun grupları,eğitici atölyeler,yüzme kursu,masal dinletisi,gym,müzik atölyeleri derken çocukları ordan oraya kadar meşgul ediyoruz ki.. Kreşte aktivite,evde ayrı bir etkinlik derken hep başkası tarafından oynatılmaya alışan çocuk kendi kendini eyleyemiyor.
Baya bayaa yalnız kalmaya tahamülleri yok hep bir oyun kurulmasını bekliyorlar.
Hal böyle olunca bende bir araştırdım,çocuğu odasında oturup kendi kendine oynayan annelere de sordum "naptınız arkadaş bu bebeler böle uysal maşşallahh" diye:) Aldığım cevaplar ve okuduklarımdan anladığım kadarıyla bu durumda da çocuğun karakteri çook önemli tabi birde çocuğa evde bakan kişinin tutumu.Ayy ben buldumcuk gibi ne istese yanındayım çocumun ee birde oyun oynamayı seviyorum,beraber koşuyoruz,dans ediyoruz,sahilde parkta kumları üstüme boca etsede gülüyorum sadece, hoşuma gidiyor oynamak amaa banada mola vakti lazım ve biz bu dengeyi tutturamıyoruz:( Öğlen uykusu süresi de azaldı hatta dışarı çıkmadığı günler yorulmadığı için uyumuyor bile.Bende o saatlerde dinlenmeye alışmışım tabi şimdi zombi gibiyim.
 Bahçeli evde oturabilecek durumumuz şuan yok ama allahtan artık bahçeli ofisimiz var:) Bakınız İceman nena ile bahçe süpürüyor.En azından haftada birgün,yazın daha çok burada vakit geçirebilecek.Belki bir köpüş bile evlat ediniriz ilerde kimbilir..
Eveeet görüldüğü üzere oyuncakları azaltılıp kendi haline bırakılan çocik ne yapıyor! Çöpe atılıcak diye ayırdığım koliyi getirmiş,üstünden araba kaydırıyor ve sayıyor.Çoğu yeni nesil ebeveynler bu tarz oyunları "boşu boşuna geçen vakit" olarak görsede ben hoşlandım.
  Sıkılmasın diye sürekli oyalamayla,oyuncaklara yada aktivitelere boğmayla aslında onlara iyilik yapmış olmuyoruz.
  Kendi çocukluğumu düşünüyorum da ister istemez, nasıl da şanslıymışız! Saatlerce sokakta arkadaşlarımız ile oyunlar oynardık.Tabiki kurslara yada çeşitli etkinliklere katılıyorduk ama yaşıtlarımız ile çok vakit geçiriyorduk.Ama şimdi apartman-rezidans çocuğu neslinin böyle bir imkanı yok.Hatta bu sebepten eve misafir gelince bile sevinir oldu çocuklar:) Büyük küçük fark etmez onlarla ilgilenecek birileri daha çıktı diye mutlu oluyorlar.Valla biz misafir geldiğinde "laf dinleme doooğru odaya" talimatına uyar gider odamızda oynar,oyalanırdık.Dayak falan da yoktu ama o disiplin,sınır bir şekilde sağlanmıştı.
Daha iyi ebeveynler olucaz diyen biz yeni nesil annelerde bir sorun var galiba.. Aman psikolojisi bozulmasın,şu pedegog böyle diyor,bu kitap şunu öneriyor,tv izletmeyim,organik besleyim,özgüven falan derken contaları yakmışız toptan.Yeni nesil çocukların suçu yok, yeni nesil ailelerin suçu var bunda.En çokta heryerde "çocuğumla şöööyle kaliteli vakit geçiriyor,haftanın her günü atölyelere götürüyorum" diyen hatta bunu gözümüze gözümüze sokan anneler de saolsun.Çocuğunla etkinlik yapamıyorsan kötü annesin işte o kadar! 
Yahu annem bile "çocukta özgüven eğitimi şöyle olurmuş,tuvalet eğitimi için şu foruma kaydoldum ben sende oku emi ne güzel", "renkleri şu etkinlik ile öğretelim" diye link atıyor:) Annem cağnım annem sana noldu böyle:)
  Ben bu anne-oğul yapışak ikiz durumumuza kendimce çözümler buldum.İki yaş sendromunu da atlattık mı tamam zaten:) Yok canıııım kesin başka bişiy çıkar dimi? Neyse umarım böyle devam eder.Oyuna daldığı sırada kapıdan pencereden gözlemlemiyorum."acıktın mı" diye oyununu bölmüyorum."ayyy o öyle yapılmaz" diye müdahele etmiyorum.Ayrıcaa artık "ay bi git be çocuum,hade bakim accık oyun oyna sen , "bak anne şimdi yemek yapıyor işi var ya bana yardım et yada odanda oyna ben işim bitince yanına gelicem", "anne biraz dinlensin Berkay da biraz annesiz kafa dinlesin" diyorum:) Ama verdiğim sözü mutlaka tutuyorum.Ee napim misafirim ile iki çift sohbet edemeyim,kocamla hiç konuşamayım mı? Bu yüzden pişikolojisi mi bozulucak? Yok artık!
Hem  "mikemmel insan" diye birşey yok illa ki bir iki sorunlu yanı olucak.Ne kadar az olursa o kadar iyi tabi.
  Yani artık sürekli oyalamaya çalışmıyorum.Arabanın içini oyuncak ile doldurmuyorum,yolu izlesin etrafı daha çok gözlemlesin diye.Evde bakıyorum sıkılınca biraz resim yapıyor,uçak uçuruyor,bebeklerini tuvalete götürüyor-besliyor falan..bi bakıyorum öylece yere uzanmış elinde iki tren bişiyler anlatıyor.
Okulda bize öğrettikleri  "sıkıntı çekmeyen sorun çözücü olamaz"  nasıl da doğruymuş.Girişimci insanlar,mücadeleci olanlar hayatta her istediği önüne hazır gelenlerden çıkmıyor! Bırakıyorum sıkılsın bundan sonra ayyy..