kendim için etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kendim için etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2019 Salı

Ice Wood Design


   Merhabalar!
Uzun zamandır istediğim işlerden birini henüz hayata geçirebildim. İsmi konusunda tartışmalar var:) Marka logomuzda tabiki design diye belirtiliyor olsada Berkay bunun kendine ait olduğunu o yüzden Ernesto Oscar Umberto DeSing olan gizli ajan ismini vermek istediğini söyledi ve o kadar güzel ısrar etti ki kıramadım. Sonuçta http://shopier.com/icewooddesing artık açıldı. Korkuyorum ve karnıma ağrılar giriyor ne olacak diye ama mutluyumda çünkü istediğim bir şeyi yaptım.Sonucu ne olursa olsun geriye dönüp keşke demek istemiyorum artık. Bu yıl listemden birçok şeyin üstünü çiziyorum. aslında buraya da daha çok uğramak istiyorum. Berkayla denediğimiz yeni tarifler ve gezdiğimiz mekanlar var ayrıca güzel kitaplar okudum. 
 Ürünlerden ilk grup "çocuklar mutfakta" için tamamiyle sevimli dostlar modellerinden oluşan,gıdayla temasa uygun,alerjen olmayan akçaağaç malzemesinden yapılmış ve sadece zeytinyağ ile ovalanarak parlatılmış mutfak grubu. Kesme tahtası setlerinin en büyük özelliği bu uçları klasik bıçaklar gibi olmadığı için "aman üstüne düşer,ah gitti parmağını kesecek şimdi" derdi olmadan meyve,sebzelerini kendisinin zevkle hazırlayabileceği formda olması. Metal gibi kesilen gıdaların vitamini azaltması gibi bir durumda söz konusu değil. 

"Kendim yapabilmem için bana yardım et." Montessori pedogojisi bireysel zekaya dayalı ve yaratıcı problem çözme becerisini teşvik ve talep eder. O,kendi ayakları üzerinde durmayı ve bağımsızlığı eğitir. Amaç güçlü bir kişilik ve öz denetimin oluşmasıdır. Mutfak ise erken yıllarda öğrenilmesi amaçlanan pratik yaşam becerilerini en iyi öğrenme mekanıdır. Yiyecek hazırlamak,kendi kendine yetebilir hale gelmelerinde önemli bir adımdır. "Başardım" duygusunu tadabilmeleri ve öz değer yükseltici bu ortamlar için ahşap,güvenilir,alerjen olmayan ve kendilerne özel malzemeler kullanabilmeleri önemlidir.
Bende buradan yola çıkarak oğlumun da çok severek kullandığı kimi zaman kesme tahtası,kimi zaman kahvatıda tabak niyetine kullandığı bu ürünleri yapıp,pazarlamaya karar verdim.













İkinci grup ürünler ise ahşap yazı izleme tahtaları.Yazmayı kolaylaştırıcı ve 40*50 gibi güzel büyükbir ebatta doğal malzeme ve yine cilasız sadece yağ ile rengini ortaya çıkarmış,yumuşak bir ürün.Kendi ahşap kalemiyle set olarak geliyor.
Elifba seçeneğide mevcut. Özel kutularında ve kalemleriyle set olarak geliyorlar.Ayrıca tüm ürünlerin fiyatlarına kargo dahil. 










Üçüncü ve en sevdiğim çocuk yogasında da kullanılabilecek sonsuzluk tahtası. Sonsuzluk tahtası nefes alış verişleriyle uyumlu şekilde parmağını yada kendi özel ahşap kalemiyle izleyerek kullanıyoruz. İsterseniz mum ışığında yada biraz tütsüyle belki rahatlatıcı bir müzik ile etkisi artıyor. Aklını ve bedenini sakinleştirici birkaç dakika dahi yeterli oluyor. Bazen üzerine nohutlar koyuyoruz ve onları fazlalaştırıp dkkatini vermesini sağlıyorum ama bu bir aktivite değil bu bir çeşit deneyim! 

Kısacası hepsi bir anne olarak benim çocuğumu büyürken ihtiyaç duyduğum ve tabiki oğluma kullandığım kalitede ürünler. Şimdilik İnstagram hesabımdan ve linkini buraya koyacağım shopier üzerinden satış yapıyorum. Kısmet belkide kendi sitemi açabilim. 
İşte böyleee.    

http://shopier.com/icewooddesing

Umarım sevilir,umarım beğenirsiniz.






15 Ocak 2019 Salı

Tekrardan Merhabalar


  Merhabalar. Uzun bir aradan sonra buraya dönmek çok güzel. Eşimin daha önce bahsettiğim hastalığının onca zaman sonra tekrar etmesi bizi biraz sarstı. Zaten çok gezmeli ve güzel başlasada acı kayıplar yaşadığımız yorucu bir yazdan çıkmıştık.Hızla başlayan okul süreci ve şuan daha az stresli bir hayat için iş değiştirme daha doğrusu bazı daha yorucu gördüğümüz alanları bırakma/devretme aşamasındayız. Daha sade ve mümkünse daha az stres istiyoruz ama ufukta birde taşınma var. Malum ilkokul zamanı yaklaşıyor ve biz bu çevredeki okulları beğenmediğimizden ayrıca sosyal hayatımıza daha iyi gelebileceğini düşündüğümüz daha aktif bir semte geçmek istiyoruz. Yani hem okul hem ev arayışındayız. 

  Ben uzun zamandır düşündüğüm bir işe başladım, henüz meyvelerini vermemiş olsada ay başında inşallah buradan da sosyal medya hesabımdan da duyuracağım. El işi ve çocuklar üzerine bir iş ve tabi tek uğraştığım için sınırlı sayıda model olacak. Gerçekten emek vererek ve en sevdiğim modellerden çocukların zevkle kullanacaklarına inandığım ürünler. Umarım istediğim gibi olur. Aslında çok büyük beklentilerim yok ama kendime sevdiğim bir alanda azda olsa devamlılığı olan bir iş istedim,en azından "denedim" demek istiyorum. Bunun yanı sıra yazın üç büyük düğün var. Şimdiye kadar hiç böyle bir telaşım olamamıştı ama en sevdiğim insanlar bu yaz evlenmeye karar verdi. Biri kardeşim diğeri kuzenim hem maddi he manevi olarak yorucu bir iş üstelik baş nedime olarak kınadan düğüne ıvır zıvır dünya işim var:) 
  Ayrıca önümüzdeki sene Berkay'ı okula göndermek yerine 
"acaba gezsek mi,n'apsak ki?" gibi delice bir fikre kapıldık. İlkokula başlamadan önce son senesi. Çok heyacan verici olsada inanılmaz bir planlama ve tabi ki bizi epey zorlayacak bir bütçede gerekiyor. Şimdi ilk hedefimiz zaten önümüde kesinleşmiş olan taşınma,iş değişikliği ve iki seyahat ile üç düğünü atlatmak:) 
  Bu arada diyoruz ki bir liste yapalım Berkay kitaplardan yada programlardan neyse en çok görmek istediği yerleri seçsin tabi eşim ve bende. Sonra bu listeye göre öncelikle nerelere gidebiliriz, hangi aylarda uygun olur, nerede kalınır, ne yenir,uçak biletleri gibi maliyetleri çıkaralım. Kesinleştirdiğimiz yerler ile ilgili detaylı gezi planlarımızı dökümanlaştıralım (bu iş sadece bana ait tabi) sonrada uygun bilet kovalayalım ve tabi bu arada bunlar için bütçe ayıralım. Şuan üçümüzünde ortak olarak istediği iki ülkede (biri bu yaz tüm bilet konaklama vs herşeyimiz hazır olsada dedemin vefatı sebebiyle gidemediğimiz ama minnağın hala dilinde olan yer) en azından bir aya yakın vakit geçirmek istiyoruz ki biri asyada diğerine göre daha uygun görünsede biride euro bölgesinde:( Bu yaz fazla gezmesek iyi olacak:)) Para biriktirmek lazım. Evde özel bir kumbara yapıp o ülkenin bir fotoğrafını koyup,ortalık yere bırakmayı düşünüyorum. Birisi sürekli dışarıda yemeyi diğeride yeni oyuncaklar isterken iki kere düşünsün diye. Bende bir süre yüklü kitap siparişleri ve alışverişi bırakmalıyım tabi:P Şimdi önümüzdeki kesinleşmiş planları atlatmaya  bakalım.Ama seneye odaklanma işinide sürekli aklımızda tutalım malum kampanya vs kovalamak lazım artık. Umarım hayal ettiğimiz gibi gerçekleşir
  Aaaa nasıl unutmuşumm Berkay bir youtube kanalı açıp yemek tarifleri vermek,ne bileyim kutu oyunları tanıtmak yada gittiği yerleri kayıt etmek istiyor. Bence ekstra yorucu ve gereksiz bir iş ama uzun süredir bu konuda ısrarcı, sürekli fotoğraflar falan çekiyor hatta yakında bi seçim kampanyası bile olmuştu mutlaka ayrıca bahsedeeğim:) Neyse işte çocuğum çok hevesli babadan da onay geldi (sonuçta böyle şeylerde ortak karar önemli) acemice birşeyler için başlayacağız. Sonrasında ne olur bilemiyorum ama isteğini desteklemeye karar verdik tabi elimizden geldiğince,yetebildiğimiz kadar. Kanalı açılınca buradan da duyururum:)) Dansa ilgiside giderek artıyor ama şuan tek istediği şey bununla uğraşmak ve eskrim kiii ikinci seçenek için yaşın uygun hiçbir yer bulamadık maalesef.. 

Şimdilik ben kaçar.. 
  

1 Kasım 2018 Perşembe

Doğa Terapisi Hayalim

    Sadece küçük,sıcak,bizi mutlu edecek bir hayalim(iz) var.
Bu minik ağaç kulübeden istiyorum. Gerçi buraya yapılacak olan nükleer santral tüm hayallerimi baltaladı. Tamam biliyorum Almanya'da bu santrallerin etrafında yaşayan insanlar var ama orası denetimin sıkı olduğu bir ülke arkadaşım bu ülkedeyse tıbbi atık dahi nehirlere yada toprağa dökülebiliyor, nükleer atığı nasıl denetleyecekler? Yinede bunlar beni doğa terapisi hayalimden vazgeçiremeyecek gibi. Şunun güzelliğine baksana bir..

Ormanın içinde, köyden biraz uzak.. İnsanlardan ne kadar uzak o kadar iyi. Kendimle,doğayla baş başa kalmak istiyorum. Yılın belirli zamanları gelip kafa dinlemek,boş boş oturmak,bahçemle uğraşmak,çayıra uzanıp bulutların geçişini izlemek.Şöminede yanan odunun çıtırtısınden bile zevk alan bir insanım ben. Bir video yüklemiştim geçen yaz köydeyken. Tam da kulübemizi yapmak istediğimiz araziden. Rüzgar estikçe o ormandan gelen sese hayran olmuştu herkes üstelik o dijital bir ortamdan çıkarken ben tam göbeğindeydim. Uzun süre oğlum çiçek toplayıp, kelebek kovalarken ben o sesi dinledim. Doğadaki son Çocuk kitabında diyor ki; "Doğanın sevinç duygusuyla ve dinlenmeyle olan ilişkisi yadsınıyor." 
  Buraya harcayacağım parayı çocuğumun eğitimine yada bankaya tasarrufa atmamı yada kaç değişik ülke gezebileceğimi akıl verenler var. Kaç yaşına kadar yaşayacağımın yada hayatın bana neler getireceğinin garantisi yok. Şuan yaşıyorum ve azda olsa imkanım varken bunu kendimi ve ailemi ziyadesiyle mutlu edeceğine inandığım şeye yatırmak istiyorum.Eşim içinde yaşadığımız durumda bunun bize şifa sağlayacağına inanıyor. Berkay'ın dikkat dağınıklığına ,teşhisi konmayan ama bizim gözlemlediğimiz ve takip ettiğimiz, iyi gelebilir. Çocuk orada daha huzurlu. Üstelik odaklanabiliyor,keşfediyor,öğreniyor,bilişsel yetileri gelişiyor,avunuyor.Kendini avutabiliyor! Evde olsam yada işte hiç bir şey yapmayıp yinede huzurlu olamıyorum ama burası öyle değil. Yazlıkta öyle değil gerçi ama denizde insan çok oluyo, orman ise öyle değil. Dağ havası ve koşulları herkese uygun değil, çok şükür.

Çocuklarımız artık ne kendi dolaysız deneyimlerinden Doğa’nın Büyük Kitabı’nı okumayı, ne de gezegenin mevsimsel dönüşümleriyle yaratıcı şekilde etkileşime girmeyi öğrenirler. Kullandıkları suyun nereden geldiğini ve nereye gittiğini pek azı biliyor. İnsani kutlamalarımız göklerin büyük ayiniyle uyumlu değil artık.” WENDELL BERRY


Şimdi arazimiz var fakat henüz üzerine bir şey yapacak imkanımız yok yine de bazen gidip orada vakit geçirmeyi seviyoruz. Olmadı eski bir konteyner satın alıp onu dekore ederim,bu şekilde evlerde görüyorum küçük,sade ve hoş.Büyük camlardan ışığı ve sınırsız dağ manzarasını izlemek istiyorum. Bazen miskince oturmak bazen zorlayıcı aktiviteler yapmak,kitap okumak,mantar türlerini tanımaya çalışmak.. Bu bir şehir parkında yürümekten çok farklı bende bunu geç öğrendim. Özgürlük hissi,enerjinin artması ve uyku,erken kalkmayı sevmeyenler bile sabah erken vakitte öyle dinç uyanıyorsunuz ki harika hissettiriyor. Sadece düşüncesi bile öyle hoşuma gidiyor ki.
Hazır balkabağı, mantar ve armutların mevsimi gelmişken yola dökülmek lazımdı ama babam ameliyat oldu ve eşimin iki sene önceki rahatsızlığının belirtileri tekrar görülmeye başladı çok stresli bir dönem geçiriyoruz ya ergenlikte bu kadar sivilcem çıkmamıştı kendimi tanıyamıyorum.

Aaa bu arada Berkay kendi hayali için bu hafta itibariyle para biriktirmeye başladı.Harçlıklarıyla oyuncak falan almıyor,kurabiye ve erişte yapıp teyzelerine,ananeye,konu komşuya falan satış yapacakmış:)) Eski yada artık kullanmadığı oyuncak,kitap yada kıyafetlerimi satalım dedi artık letgo yada tutumluanne'ye falan koyarım bende.  Hedef Svalbard !     
Harika bir belgesel izledik ondan da vakit bulunca bahsedeceğim Berkay'a hayali için ilham veren o oldu.Tabi harekete geçmek ve ona destek olmak için banada ilham oldu.Neyse artık ben kaçtım taşınıyoruz bir sürü işimiz var mini bir mola vereyim dedim.


15 Ekim 2018 Pazartesi

Hak Ettiğimiz Yer

  Dünya'nın en önemli dergilerinden biri TİME, anne babaların evlatları arasında ayrımcılık yaptığını ortaya koyan bir araştırma yayınlamış bu sabah sosyal medyada denk geldim.Aslında uzun süre önce yayımlanmış ama ben yeni okudum:) Dergi editörlerinden J.Kluger "ayrımcılıkta kardeş etkisi" isimli kitabında ebeveynlerin %95 nin bir çocuğuna daha düşkün olduğunu geri kalan %5 inde yalan söylediğini öne sürüyor. Her anne-baba 
çocukları arasında birinin davranışlarını daha çok onaylama ve beğenme güdüsüne sahipmiş.Daha sonra bazı oranlar,cinsiyetlere ,yaşlara,ilk yada ortanca çocuk olmaya göre bazı istatistikler var. Mesela küçük çocuğa her zaman pozitif bir ayrımcılık vardır ve bu normal tabi.Bence çocukların ne kadar küçük oldukları ve karşıklı sevgi süreci o "aaa asla çocuk ayırt etmiyorum" lar çocuklar büyüdükçe,araya mesafeler,ilişkiler vs girdikçe mutlaka değişiyor ve biri diğerine göre öne geçiyor.
Tabi bu benim kendi tecrübelerimden yola çıktığım bir sonuç.. 
Bende dün akşam Berkay'ın yaşıtı bir arkadaşının doğumgününden döndükten sonra bunları yazmıştım..
Çocuğun kardeşi oldu, başka kardeşleri olan yaşıtları çocuklar vardı,onların aralarında konuşmaları,bebeklere çocukların ilgisi vs beni biraz düşündürdü.
  

Şimdi bakıyorum da bu tatlı oğlan benim hayatıma sihirli bir değnekle dokunmuş gibi. Hayatım tamamen olumlu anlamda değişti diyebilirim. Sanki beni büyütüyor, daha iyi ve anlayışlı bir insan olmamı sağlıyor. Koşulsuz sevmeyi öğretiyor, daha büyük bir kalbe sahip olmayı.. Oğlumun babasına da ayrıca teşekkür ediyorum. Bana anne sevgisini tattırdığı, anneliği deneyimleyebilme cesaretini verdiği için. "Benden başka bir benin yaratılışında çok önemli bir rolü var" diye bir ifade okumuştum loğusayken ve aklımda aynen olduğu gibi kalmış. Çünkü bende tam olarak böyle düşünüyorum.Bana miniğimi hediye ettin.Benim rehberim o...Bunu biliyorum. 

  Oğlumu yetiştirirken varlıkları ile maddi/manevi beni destekleyen&desteklemeyen aile yakınlarıma da teşekkür ediyorum. Berkay büyüdükçe çok şey değişti. Çünkü artık sadece duygularımı hissetmekle kalmıyor beni anlıyor. Göz göze geldiğimiz her an gülümsüyor ki bu çok kişinin dikkatini çekmiş "nasıl sevgi dolu" diyorlar. Gerçektende çok sosyal ve sevgi dolu bir çocuk. Benim için "7 cihanla barışık,geveze,babacı,huysuz,sürekli hareket halinde" diyor tanıyanlar.

  Benim jenerasyonumda çoğu anne yada baba "ben annem/babam gibi olmayacağım" der ama bazısı olumlu bazısı olumsuz manada kullanır. Sonunda öyle oluyor mu bilemiyorum ne kadar kaçtıkça bazı şeylere o kadar yaklaşıyorsun ama hayır, ben her aradığında orada olacağım! Yalnız olmadığını ve çok sevildiğini bilsin istiyorum. Çokta seviyorum. Bazen oyun sırasında yanaşıp ensesinden öpüyorum oynadığı oyunu kesmeden "bende seni çok seviyorum annecim" diyor. Bir gün durduk yere ağlamaya başlamıştı. ve normalde ağlayan bir çocuk olmadığı için telaşlandım "ne oldu bir yerin mi ağrıyor,bir şey mi var" diyor bir yandan sağına soluna bakıyorumdum. "Hayır canım yanmıyor yani bilmiyorum, sadece hissediyorum, gözümden yaşlar geliyor, sizi çok sevdiğim için anne" dedi. Gördüğüm annelik dışında ona birşey veremem korkularım o an yok oldu.
  Annemle birbirimize doğru adım atabilelim diye iki senedir çok uğraştım. Ben kendi yanlışlarımı kabul ettiğimi falan söyledim, bana neylerin dokunduğunu söyledim ama o hiç bir şekilde kabul etmiyor. Hep doğru yaptığını ve neden şimdi daha yakın olmak istediğimi anlamadığını söyledi. "Ben kesinlikle hep sevgi doluydum,sen sonradan tuhaflaştın soğudun,kardeşini çok kıskandın zaten kıskanç bir insansın" diyor mesela..üstelik ben sakin şekilde sorunlarımızı çözmek için uğraşırken. "Kimi kıskandığımı gördün, yani bir sürü güzel olmayan huya sahip olabilirim ama kıskançlık bunlardan biri değil" diyorum o zaman "benim yakın olduklarımı sürekli söylüyorsun,kardeşini kıskanıyorsun" diyor.Peki diyorum verdiğin örneklerdeki tek ortak payda sensin farkında mısın? Tabi cevap yok.. 
 Kardeş travması ve kardeş kıskançlığı çok karıştırılıyor. Bende artık gerçek manada bıraktım. Görüşüyorum tabi çünkü oğlum büyük annelerin ve dedelerin sevgisinden mahrum kalsın istemem ama öylesine ve çok az görüşüyorum. O hala oğluyla,kocasıyla,işiyle,hayatla olan dertlerini anlatıyor.. Ben daha önce anlatmaya kalktıklarımdan cevabımı aldığım için genelde destekleyici olmayı seçiyorum. Ona yetmediğinin farkındayım ve bu durumun benim için yük olduğununda o farkında. Kardeşimleyse aramda hiç bir sorun yok, ikimizde hayatlarımızı yaşıyor olduğu kadar görüşüyoruz. Hatta o bile bazen annemin bu davranışlarından rahatsız oluyor, böyle konular açıldığında bana bakışını annem bir fark etse. İçimdeki annelik ile barış içindeyim, hep öyleydi. Ama hamileyken bu yüzden çocuğumla (yada fetüsle diyelim) bağ kuramamış, doğduktan sonra olacaklar ile ilgili hep korku yaşamıştım. İkinci çocuğu istemeyişimin altında en çok bu neden yatıyor, sonra ülkedeki durumdan kaynaklı maddi nedenler(tüm suçuda ona atamam). Eşit davranamamak ,birini kayırırsam ki evet evlat çoğaldıkça sevgi çoğalıyor olabilir ama genelde çoğu kişide çocuk ayrımı yapıldığını görüyorum ki buna birinci elden şahidim..Yapamam.

  Ama artık hikaye benimle ilgili,eşim ve oğlumla yaşadıklarımla ilgili, dışarıdakiyle değil.. Bazen benimde oğlum gibi ,tam nedenini anlayamadığım şekilde gözlerimden yaşlar geliyor ama huzurluyum..artık. Bir süredir. Şükür edecek şeylere yoğunlaşıyorum sahip olamadıklarımdansa. Eksikliğini hissettiğim şeyleri farklı yollarda kapatmaya çalışmak yerine bu duygunun nedenine inip kendimi tamamlayabilmeye, olmadığı yerde çokta zorlamamaya başladım. Bu yaşa kadar bunları düşündükçe içimde biriken bir öfke ile boş yere baş etmiş, yok yere bu olumsuz duygularla yaşamışım diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bunuda yol gösterici aramayı bırakıp kendime dönünce fark ettim. Tamam biliyorum baya geç oldu ama oldu,olmaya çalışıyor. Uzun süredir çok daha iyiyim. Bu kendi kendime olmadı tabi izlediğim bazı şeylerden,kohn yada grille'nin kitaplarından,gestalt terapi ile ilgili videolardan,ne bileyim ışık olabilecek çoğu şeyden. Hayatımdaki herkesin varlığı için iyi ki diyebiliyorum, sonuçta beni ben yaptınız. Ama beni en çok oğlum tamamladı, hiç yaşamadığım bir sevgiyle doldurdu ve nasıl olduğunu anlayamadığım şekilde de artıyor. Ne zaman umutsuzlansam o minik eller yanaklarıma dokununca sırtım dikleşiyor. Tam manasıyla varlığıma sevgisiyle dokunuyor. 


  Yeni bir kitaba başladım Anne'nin Duygusal Yokluğu/ The Emotionally Absent Mother. kapağındaki “anne oradayken bile her şeyi eksik olan, bir şekilde ayakta kalmış o annesiz çocuğa… bu kitap senin için.” şeklindeki ithafını okuyunca hemen kitabı aldım.

“İyileşme süreci hiç bitmez, ama acı bitebilir ve annesiz gibi hissetme duygusu tamamen ortadan kalkabilir. İyileşmenin hiç bitmemesinin nedeni sürekli değişiyor olmamızdır. Bir kez geçmişe bağlı kalmaktan kurtulunca, kısacık bir zaman aralığı bile bakış açımızı değiştirir.”



5 Haziran 2018 Salı

Canım Ben

  Çekirdek ailemde ki öz şefkate sahip ve pozitif olan insan sayısı bir elin parmakları kadar. Ben,kuzenim,dayım ve ananem.Çemberi ne kadar genişletsek de başkasına rastlayamadık. İki teyzem,dedem,eşim,annemler ve geri kalanlar da genelde endişe ve stres seviyesi çok yüksek insanlar. Hani şu Cem Yılmaz'ın gösterilerinde örnekleme yaptığı " ayy çok güldük kesin başımıza birşey gelecek!" diyen tarzda tipler. Babam "Gamlı Baykuş" annemde "Ölüm Yiyen" (bknz Harry Potter),teyzem de CSI (çok fazla izleyip hepimize felaket senaryoları yazdığı için). Bilinçli farkındalık ölçeği testini alt üst derecede karmaşık insanlar. Tüm hayatlarını arada iyi olanı görerek yaşamaktan ziyade kötü olana,yolunda gitmeyeni örnek göstererek yaşıyorlar. Eve aldığım taze çiçek görüntüsü ve kokusuyla beni rahatlatırken yada kitaplar, bunu "fuzuli masraf" olarak görebiliyorlar mesela. Eskiden bu yönlerini eleştirirdim ama sonradan kabul ettim. Hatta "kabul" çok şeyi kolaylaştırdı. Çünkü artık anlatmaya çalışmak yada anlaşılmaya uğraşmak ve bunun bana hissettirdikleriyle uğraşmak zorunda değilim. Ohhh herkes nasıl mutluysa öyle gitsin dedikten sonra enerjimin düşmediğini fark ettim. Sonra bu bencilce geldi yine bir rahatsız oldum:) Tam bir kendini bulamama değil mi? Zaten bende bildiğim şeyi tam olarak içselleştiremediğimi fark ettim. Kendi yolculuğumda yeni sayılırken başkasını da buna sürüklemeye çalışmak "ben yaptım sende yap işe yarar" amacıyla değil sadece "ben faydalandım belki seninde işine yarar, ne güzel olur" diyeydi ama sanırım herkes için zaman farklı.. Yolculukta karşılaşacağımız yol göstericiler farklı..

  Oradan oraya atladığım bu konuyu hafta sonu gelen misafirimiz ile yaptığımız konuşmadan dolayı anlatmak istedim. Kadın enerji veren mağaralardan, meleklerle pozitif enerji veren yaşam koçlarından ve hatta gidip memnun kaldığı bir yerden bahsetti ve konu böyle açıldı. Ben bunlara inanmıyorum ,saadet zinciri bildiğin ama işte inanmanın gücü burada da ortaya çıkıyor. Placebo ilaç grubundaki denekler gibiler. "Çok iyi geldi 15 gün harikaydım!" eee sonra niye kötü oldun, bu durumun devamlılığı yok mu yani, sürekli göklerdekilerle bağlantı kuracak aracılar mı lazım? Bana göre enerji her yerde var,meditasyonun ve duanın iyileştirici gücüne inanıyorum ama geri kalanı para tuzağı gibi geliyor. Reıkı daha kabul edilebilir görünse de her yerde türeyen bu şifa merkezlerininde inandırıcılığı artık tartışılır. Yaşam koçluğu ve bilmem ne masterlığı sertifikası dağıtılan sürüyle merkez var. Nefes terapisti olmuş bir yaşam koçuna bakıyorum sosyal medya hesabına gelen eleştirilere öyle saldırganca yorumları var ki kendine faydan olmamış,kime ne yararın dokunur diye düşünüyorum. Karşınızda ki insanın enerjisi, konuşma şekli,vücut dili,ses tonu hem size yansıyan enerji hem güvenirlik açısından çok önemli. Self-compassion ile ilgili çok video izledim ama mesela ilk aklıma gelen Kristin Neff oldu o sakince anlatımı, sesi beni etkilemişti. Linkini anneme attım. Ben böyle şeylerden bahsedince sanki tarikata girmişim gibi bakıyorlar:) Bir dönem Mevlevihane' ye sıkça giderdim o dönemlerde hayatıma "sabır" kavramı girmişti. Daha sakin ve anlayışlı olmayı gördüm. Sözle anlatıldığında yada çok satanlar bölümündeki birbirinin aynısı kişisel gelişim kitaplarında ki gibi yapmalısınız,şöyle olmalı,olmuyorsa sorun sizdedir vs gibi değilde olduğu gibi olan insanlardan,gelişime ve eleştiriye açık insanlardan görmek..onlarla yaşamak daha etkili. Tabi sadece gördüm, öğrenme kısmı ise çoook az. Maalesef çok sabırlı bir insan değilim. Gerçekten çaba gösterdiğim zamanlar da bile bu benim için zor.
  Sonra Reıkı den bahsettik. Bir diğeri kızının plates hocasının Reıkı yaptığından bahsetti.Bel ağrısına iyi gelmiş,gelebilir. Bir yönden rahatsız çünkü ona sanki dinle ilgili gibi gelmiş ama aslında her hangi bir dine bağlı değil. Ben Reiki'nin ilkelerine ve evrensel yasasına daha bu kavramla tanışmadan yıllar önce zaten aşinaydım. Yaşam gücü enerjisi azaldığı zamanlarda stres arttığında hastalıklara daha açık oluyoruz diye düşünürdüm. Her zaman olumlu düşüncenin hem bedensel hem ruhsal olarak iyileştirici gücü olduğuna inanırım. Duanın ve şükür'ün mutlaka karşılığı olduğuna inanıyorum. Dönüp dolaşıp bu konular hep inanca geliyor sanırım. 
  Kendini sevmek de narsizim değil, ben kendimi seviyorum. Kusurlarımı da sevmeye çalışıyorum sonuçta kimse mükemmel değil, kendimi başkalarıyla kıyasladıkca eksik hissedeceğime herkesin kusurları olduğunu "kabul" ediyorum. Olduğun gibi görünmenin güzelliğini ve rahatlığını seviyorum. 

Kendimi seviyorum, canım ben!
Çevreme, doğa anaya ve onun çocukları olan hayvanlara saygı duyuyorum.
Sağlığım için şükrediyorum ve onu korumaya çalışıyorum.
Negatif düşünmeyi ve kötü sözler söylemeyi azaltmaya çalışıyorum.
Kin tutmak en çok bana zarar verir, ilahi adalete inanıyorum.
Ne ekersen onu biçersin, ilahi plan nihayetinde vuku bulur.
















11 Nisan 2018 Çarşamba

Mini Bahar Kaçamağı Ve Alaçatı Ot Festivali



       Havalar harika değil mi? Bizde bu güzel havaları fırsat bulduk ve soluğu   İzmir'de aldık. Aslında hedef Sakız adasında ki Roket Savaşlarına katılmaktı ama oralardan iki günde dönemeyeceğimizi bildiğimiz için adaları uzun bir zamana bıraktık ve bu sefer Alaçatı Ot Festivalinde bulduk kendimizi.



 Gerçi bizim kaldığımız yerde zaten harika köy pazarları ve yeşilliğin her çeşidi olduğu için festivaldeki fahiş fiyatlı ürünlere kanmadık ama festival havası işte çok eğlenceli ve farklı bir ortam. Bol otlu böreklerden meşhur Çeşme Limonatasıyla kaç tane yediğimden bahsetmiyiciğiimm:)) Üstelik sonra Kumru ve midyede yemedim:))) Çeşmede harika damla sakızlı muhallebi ve dondurma da yapıyorlar gideceklerin aklında olsun.

   Gelmişken benim de özlediğim lezzetlere gömüleceğim kesin. Sabah şehre indik Pasaportta boyozla kahvaltı sonra Hisarönünde enfes Kaymaklı Şambali yedim. Minnağımı gezdirmeyi düşündüğüm bir kaç yer vardı mesela Atatürk Müzesine gittik. Kızlar Ağası Hanını gezdik. Asansöre geçen sefer götürmüştüm bu sefer orayı geçtik onun yerine Teos Harabelerini ve Sığacık Değirmenini gezdik. Her köşede lokma dökülüyordu kayıtsız kalamadım sizin yerinizede yedim:) Gitmeden bilerek tartılmıştım, gelince bir baktım 1.7 kg fazla üstelik 20 gün kadar kaldığım Avusturya'dan bile 650grm alarak dönmüştüm hemde vücüdumun %60 kadarı tatlı, geri kalanı birayken! İzmir yaradı bize oğlanın yanakları al al oluyor her gidişimizde. Instagram arşivim geziden kalan fotilerle dolu ama aldığım otlarla yaptığım tarifleride buradan paylaşırım artık:) 
  Ertesi gün kalabalığa hiç girmeden tüm gün plajda takıldık. Denizin kokusu, dalgaların sesi ve güzelim imbatın keyfini çıkarmak gibisi var mı? Kamyon,kepçe,kova,kürek ne varsa atmıştım arabanın arkasına. Sandviçlerimizi ve Sığacık pazarından aldığımız Ebegümeci ve enginar dolmasını, otlu ve kıymalı börekleri, damla sakızlı kurabiyeleri, mücverleri ve içeceklerimizi de alıp saatlerce yerimizden kalkmaya bile ihtiyaç duymadan oturduk. Denize girerdim ama minnakı zaten zor tuttuk, gitti geldi ayaklarını soktu o yüzden kıyıda takıldım. Tv falan olmadan akşamları üçümüz sohbet edip sonra erkenden uyuduk bu bizim için garip bir deneyim oldu. Hepimizin evde meşgul olduğu bir şeyler varken aslında hep üçümüz olsakta pekte baş başa sayılmıyormuşuz onu anladım. Üstelik sabahta erkenden ve uykumuzu tam alarak gayet ernerjik kalktık. 
    
Böyle ufak kaçamaklarda olmasa bu koşuşturmalı hayattan nasıl zevk alacağız değil mi?  Şuan evde dünya iş var ama aklımda Düzce'de Torkul Yaylasına gidip kamp mı yapsak yoksa iki gün Mudanya mı yapsak diye düşünceler var:) Hafta sonları Dedeağaça geçip yemek yiyip gelmek artık hayal olacak gibi maalesef. 
Euronun ve doların durumu düşünüldüğünde bundan sonra biraz zor gibi gözükse de bakacağız bir çaresine. 

13 Şubat 2018 Salı

Yenilik Arayışları

   İki sene önce ki telaş yeniden sardı beni. Üstelik bu sefer iki farklı konu var önümde. Birincisi şehir dışında İzmir'de okul ve ev arayışı, ikincisi de İstanbul da.
Bu seneki planlarımızda artık bu büyük şehir karmaşasından kurtulmak var ama gerçekçi olmak lazım, sonuçta yapabileceğimiz işler belli ve çocuğun da okulu var yani daha küçük ve sıcak bir şehirde oturup hafta sonları da kaçmak için küçük bir bahçe alabilmek. Şuan vaktimin çoğunu bu araştırma alıyor. Berkay önümüzdeki sene artık ilkokula gideceği okulun hazırlık sınıfına gitmeli çünkü çocuk sürekli okul değiştirsin istemiyorum.
  Kısmetse bu yılbaşında taşınmış olacağız. Bana ailenden uzakta tek başına ne yapacaksın diyorlar ama başka bir ülkeye gidebilseydim açıkçası ilk tercihim orası olurdu, hemde ardıma bile bakmadan ama başka bir şehir fikri bile harika. Zorlukları muhakkak olacaktır ama olsun kimseden kaçmak için ekstra bahaneye ihtiyacım kalmayacak:) Zaten uzaktayım gelemem. Babamı özlerim tabi ama whatsupcım sağ olsun görüntülü konuşabiliyoruz.
  Belli bir yaştan sonra yer değişikliği, yeni insanlar, komşular, okul ve iş.. Evet bazı şeyler zor olacak tabi ama zorluğu kabul ediyorum. Uğraşmak istiyorum! Umarım hayat karşımıza daha güzel şeyler çıkarır. Oğlum için daha küçük ve daha sakin bir yerde yaşama imkanı sunar. Hafta sonları kaçabileceğimiz bir sürü koy var mesela şuan düşüncesi bile beni bu kasvetli ofiste gülümsetiyor. Az önce annemle konuştum ne meraklısın uzakta kalmaya, kardeşin asla böyle şeyler yapmaz diyor.. Aman tanrım bu konuda yazsam roman olur cinsten bir konu o yüzden hayır olumsuz duygulardan bahsetmek istemiyorum.

   Sadece küçük ve yeni bir başlangıç istiyorum. Hayatta hiçbir şeyin benden önemli olmadığını ve geçen dakikaları, saatleri kimsenin geri veremeyeceğini geç öğrendim. Hayatta beni yoran, yıpratan, üzen şeyler oluyor tabi ama bende onlar gibi, her şeyden önce kendimi düşünmeyi öğrendim. Bu , bilen bilir loğusayken ve sonrasında yaşadığımız bazı sağlık sorunları sırasında, ihtiyacım olduğu anda yanımda olmayan "sevdiklerim" tarafından öğretildi. Teşekkürler onlara, cidden ama teşekkürler çünkü bu konuyla bile barıştım artık içimde izleri kalsa da.. O zamanlardan beri motivasyonum daha yüksek, şikayet etmekten çok kimseyi takmadan keyfime bakar oldum. Kendi küçük aileme, kendi içime,çocuğuma yönelince bunun bize ne kadar olumlu dönüşleri olduğunu gördüm. Umuyorum ki daha sade ve huzurlu bir hayat bizleri bekliyor olsun ama ben sadece dilemiyorum, bunun için harekete de geçiyorum! Ailem ve sağlığım dışında bana çok ta şey lazım değil. Güzel başlangıçlara diyelim o zaman. Umarım yeni yıla yeni evimizde girebiliriz.







      

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Yiyom Yiyom Pammuk Gibi Oluyorum

  Üzgün olduğum zaman (çoğu kadın gibi) canım tatlı birşeyler istiyor.Bu dün yazdığım posttaki gibi bilişsel bir beslenme şekli sanırım.Ama mutlu olduğumuzda da pastayla falan kutlama yapıyoruz..yine tatlı! Duygusal beslenmenin tehlikeli bir alışkanlık olduğunu biliyorum,yeme bozukluğu hatta,ama çoğu zaman bilinçsizce yöneliyorum.Birde mekana göre yeme var.Kadıköy'e gittim mi Cafer Erol'a uğrayıp badem ezmesi almadan yada Eminönüne gidip lokum almadan dönemiyorum eve.
   Doğum günlerinde, düğünlerde, partilerde, bebekler doğduğunda, mevlütlerde hep bir lokum,çikolata, lokma döktürme falan.Kültürümüzde bayram dediğin el açması baklava olmadan olmaz! Sacece bizde değil ki Amerikalılarda cadılar bayramında şekere saldırıyor demek ki çokta yöresel bir sorun değil.Sevgililer gününü unutmayalım bir dakika!! Kalp şeklindr çokolata yemeyen bizden değildir:) Tabi reklamlar,her yerden biten gurmeler,tavsiyeler ve food channellar.. Yahu instagram sayfamı bir açıyorum akışta hep bir yemekler,tatlılar vs geçiyor:) Yooo bende böyle değil diyebilirsin ki zaten sorun bende canım.
  Mesela o gün kendime ait özel bir günse,bir başıma vakit geçirmişsem dönüşte oğluma mutlaka birşeyler alıyorum.Bunu fark edene kadar hep tatlı vs birşeylerdi artık mini figurler falan alıyorum.Rahat hissetsemde içten içe bir suçluluk falan mı duyuyorum ki? Yoksa babam her seyahat dönüşü bize gittiği yerden tatlılar,çeşit çeşit yiyecekler getirirdi yanii bendeki durumda bu öğrenilmiş bir davranış mı? 



 Evde kurabiye yapılan gün resmen bayram havası oluyor.Mutfağa gidip gelip tepsinin başında soğusun diye bekleme,elleyip parnakları yakma,sonra sütle götürme:) Hasta olduğunda da iyi hissetsin diye kurabiye yaparım.Kendim stresli olunca kaşık kaşık tiremusu yerim.. Yemeğin iyileştirdiği tek şey iştah oluyor aslında yoksa duygular üzerinde pek bir etkisi yok ama işte gel anlat mideye..     Bende olan bu duygusal yeme sorunu bari çocuğumda olmasa, geçte olsa farkına vardım.Bundan sonra iyi hissetmesi için sarılıcam,ona özel hikayeler anlatıcam belki bir iki kitap falan alırım.Ama sanırım kendim hala tereyağında cızırdayan şatoya,çok katlı bir lazanyaya,koccaman bir pizza dilimine tav olabilirim:)


12 Temmuz 2017 Çarşamba

Evdeki Yeşiller

  Benim succulentlerin çoğu çürüdü gitti.Ya yerlerini yadırgadılar ya çok fazla su verdim yada bir sürü farklı bakım isteyen çeşidi bir arada koydum ondan yada tamamen benim beceriksizliğimden.Ama gel gör ki oğlumun "kırpık" adını verdiği ve latince adını şuan hatırlayamadığım bu arkadaş çoştu gidiyor.
Yeni yeni açık yeşil renkte başlar veriyor.Her sabah kalkınca onu seviyor,minnak elleriyle okşuyor "büyü emi benim tatlımmm,çok güzelsin senn" diyor.Sonra "yazık diğerlerine kıskanmasınlar" diyerek benimkileri de accık okşuyor,öpüyor saolsun:) 
Bu boncuklarda benimkiler.Adı "bonibon" yada "bezelyecik" olmalıymış birisine göre.Bakalım bunnar nasıl olacak merak ediyorum.Duruma höre daha sonra kaktüs vs de almak istiyorum.

18 Nisan 2017 Salı

Tatlı Komplo

 Uzun zamandır sağlıklı beslenmeye çalışıyorum mesela hayatımdan kızartmaları,gazlı yada hazır içecekleri,cipsleri ve abur cuburları çıkarmış ve tatlıyı azaltmış durumdayım.Kendim alışverişe çıkınca marketten asla abur cubur almıyorum ve eşimi sürekli tembihliyorum! Adamın elindeki market poşetlerini gören ortaokul çocuğuna para verip alışverişe göndermişim sanır:) "Sen yeme hayatım benim suçum ne?" diyor, iyide a dostlar "benim suçum ne?" 
Tabi yerinizde ben olsam "sende boğazına sahip ol bre kadın!" derim ama mevzu o değil, zaten kendimin bile şaşırdığım derecede irademe sahip çıkıyorum.Eve ne pastalar,cheesecake,kurabiyeler,tulumbalar,kadayıflar,şöbiyetler,şambaliler,börekler geliyor ama yemiyorum yalnız anne elinden mis gibi ev baklavası oldu mu yada dün seyahatten getirdiği kaymaklı bu lokumu görmezden gelemiyorum:(  


  Birde kendini savunuyor yahu "bıdbıd etceğini biliyorum o yüzden en küçük boyunu aldım" diye😳hııııı pesssss!
  Offff vicdan azabıyla yidim ayol:) Duygusal yeme bozukluğu gibi değil ama yinede daha yerken pişman olabiliyorum:) Keşke kalorilerde ona gitse sonuçta suç onun.
Ya hadi bunu geçtim bari şarküteriyi azaltalım dedim hatta aylardır ağzıma pastırma bile koymadım ama o naapmışşş? Afyon sucuğu tutuyor elinde kangal kangal birde sırıtıyor "biberde alalım mangal yakayım sana" yak,koş aman eksik kaldın! Bosjnak kasabı bulup kuru ette almış! Yok eskidende zaten en sevdiğim şeyleri her zaman bulur gelirdi saolsun ama yapma etme dedikçe bu ısrar niye yahu? 
  Anneme söylüyorum artık biz gelirken sakın mantıymış,sarmaymış,arnavut böreğiymiş falan yapma.Sen yine kısır yap,mücver yap,mezeler,salatalar yap çeşit çeşit..En azından onlar destekliyor tabi birde kardeşim çok kilo aldı onu eski haline döndürmeye çalışıyorlar:) Offf kendimi psikolojik olarak şartlamaya çalışayım bari ne yapayım..


Ps: Bulamayanlar var,nimet bu şükret diyenler kesin olucaktır ki ben hep hamdolsun demeyi bilirim ama konu o değil,başka yere çekmeyelim lütfen🙏🏻

20 Mart 2017 Pazartesi

30'dan Boy Veriyorum

  Dirty thirty😆nihayet geldi.. Geldi yine yılın o anı.İyi ki doğmuşum be! Gönülden ve ağız dolusu bir "iyi ki" bu.Yeni bir yaş geldiğinde her yıl yaptığım gibi geriye dönüp şöyle bir baktığımda; beni büyüten acılar,akıllandım dedirten hatalar,bir daha asla dediklerim,acılar,kayıplar,sevinçler,doğumlar.. Geçip gidiyormuş hakikaten onu anladım.
  Keşke çocukluğuma dönsem diyenlerden değilim çünkü şuan tam olduğum yerde mutluyum ben.Oğlumla ve hayatımın aşkıyla tam olmam gereken yerdeyim diye düşünüyorum.miş,halt yemiş onlar!
  Geçen gün İnstagram da paylaşmıştım bunu; "Dajko(babişko) saçım nası olmuş dedim ve bu resmi göndermişim sanmıştım ama sadece foti gitmiş sorum gitmemiş..o bana karşılığında ne dediii? "Babammm o gözlerinin altı ne öyleee😱gel haftaiçi sana krem serum fln alalım bide gülme artık çok kırışıyosun" diye msj attı😳oy ben kendimi nerelere atam..fiyuuuu 30 yaşa yaklaşıyoruz tabisi boru deil😒göz altı,göz üstü,sabahı,akşamı ayrı ayrı kremler&maskeler kullanan bi kadında değilim.Eee bide gülerim,öyle böyle değil hemde 32diş sırıtırım,gamzelerim çukur çukur olana kadar gülümserim, varsın bu sebepten kırışsın yanaklarım pehhh! Kırışmışımmmmış! Rakamsal olarak 29dan bir farkı yok benim için 30un düne göre bugün yine aynıyım,saçımda beyazım yok ama kaz ayaklarım var:) kilom senelerdir +-3 hep,ders aldım desemde aynı hataları yaparım,hala sofrayı kaldırmamak için sohbeti uzatırım,kapı gıcırtısına oynarım bak bu da değişmez işte ama büyümüyorum,büyüyemiyorum! M&m paketindeki çikiletaları renklerine göre ayırıp sonra yiyorum leyn ben, hala bisküviyi (oreo demedim bak🤣) ayırıp önce kaymağını kemiriyorum,ne büyümesi hahaha..yaşlanıyoruz işte yavaştan bedensel o sadece.. Ayyyy bide şimdi 20lerin saflığı gidip 30ların olgunluğu aynı gün mü yükleniyor sisteme, bilen varsa bi yeşillendirsin🙈😄 "
+

  O kadar tatlı mesajlar geldi ki bayıldımmm! Şimdi sana 30'dan boy veriyorum arkadaş bi halt yok burada:) Reklamlarla beynimize kazınan 30 yaşdan itibaren gözaltı kırışık ve detox kremleri kullanma yaşı aslında bir yaşlanma belirtisi değil.


25 Kasım 2016 Cuma

Yetişkin Saati Uygulaması

  Heyyy biz 3 sene sonra "yetişkin saati" uygulamasına hele şükür,en sonunda,nihayet geçmiş bulunuyoruz.Çocuğu emanet edecek insanı olmayana zor bu işler cicim.Kaç senedir ilk defa sinemaya gittim,ilk defa kocCamla başbaşa yemeğe çıktık vs. Gerçi bi cacık ta yokmuş yada benim hatırladığım gibi değilmiş:D Ay yok yok benim beklentim büyüktü ondandır herhalde.Hayır vazgeçtim sorun kesin benim odun kocCamda,gerçi bende rezaletim daha 3.kadehte esnemeye başladım:) Birde sadece bana mı oluyor etrafta tutulacak oyuncak,çekiştirilip peşine koşulacak çocuk olmayınca elimi ayağımı nereye koyacağımı bilemiyorum:) 
  Neyse artık annem ve babam ayda iki kez,bir kaç saat torun bakmaya gönüllü oldular,eşimde çocuğu bırakmaya hazır olunca(!) kendimizi sokaklara attık.İlk önce izlemeyi çok istediğim bir film vardı ona gidelim dedik,biletlerimizi aldık sonrada vakit gelene kadar mağazaları dolaştık.Geçen ay mobilyaları değiştirmiştik o yüzden eksiklerimiz vardı rahaaat rahat aksesuar mağazalarını gezdim.Sonra kendimize ayakkabı vs bakarız derken yine çocuğa bir sürü şey alıp,evin reisine ise sadece bir gömlek ile alışverişi tamamladık.Eee birde kahve içelim yeni filmlere bakalım derken vakit geldi mi? Sonra filmde bitti.Sinemadan çıkınca yemeğe gittik kiii zaten orada bi acaip oldum.Hadi alışveriş ve film sırasında bir iki saat oyalanmıştık da konuşmak zorunda kalmamıştık ama yemeği yiyeceğimiz mekana gelinceeee.. Kaldık mı bir başımıza eşim ve ben,karı kocCa,anne baba,edi büdü,koçişkolatam ve evisinin valideğ sultanı:)))))mannak yaw bu hatunlar hahaha.Neyse siparişler gelene kadar içkilerimizi söyledik ben mezelere giriştim bir yandan "gelsede şu yemek zaten öyle vakit geçer gider,niye telefonu çalmıyo biri iş için arasaydı,sıkıldımmmmM,oğlum ne yapıyor acaba,manikür vaktim gelmiş,ayyy aman tanrım ellerim nasıl kurumuş sanki winterfell'de yaşıyoruz,aa iyi hatırladım acaba game of thrones ne zaman başlıyor bi guugla bakim" falan derken kocCam bir dürttü beni:D "Düşünürken daha hızlı yediğinin farkında mısın?" -neeee? "Bak karşıda dans salonu var herhalde diyoruum,ne komikler salon dansı yapan mı kaldı?" diye devam etti.O uzun sessizlikleri hiiiç bozmaz beni daha çok gerer ama bu sefer konu açtı!?! Ay ben şok:) Bayaa muhabbet ettik bu arada yemeninde içmeninde ayarını kaçırdım tabi "freedoooom" diye bir ruh hali,bir yandan "çocuk annemleri pelteye çevirir,başlarını şişirir bir daha da bakmazlar iç Giz iç boşver,bu kesin ilk ve son" diye kendi kendimi şişirdim.Sonrada ayvadan halledice göbüşümle Kadıköy sokaklarında bir utanç yürüyüşüüüüüüüüü yapmadım tabi kıııızzzz hahaha üstüne birde tatlıcı aradım:) Hayır neden deli gibi yemeye vurdum kendimi onu anlayamadım? 
 Bunlar hep acemilik tabisi sonraları düzeldim.Artık "normal" çiftler gibi çıkıyoruz.Bazen kuzenime fotoğraf atıyorum artık ne şekildeysem "oooo oğlan yok belli" diyor:))) 
  Benim ballı lokmam "sen babayla gez bende dedemle oynarım güzel olur bence" diyor yani onun açısından sorun yok,olsaydı zaten üzmezdim minnağımı.
Neyse ben şimdi düşünüp konu bulayım yarın için:))))) 

6 Ekim 2016 Perşembe

Kulak Kıkırdağı Deldirme(yinn) !

  Evettttt 7-8 sene önceki günlerce süren ateşli,iltihaplı,sancılı ilk denememden ders almamışım demek ki gittim, herkesin tüm itirazlarına rağmen kulak kıkırdağımın içine ... öhömmm şey yani kıkırdağımı iç ettim dicektim:) 
(Flat ve Helix olmak üzere iki yeni delik açtırdım.)
  Acı eşiğim çok yüksek o yüzden birşey hissetmedim pek ama gözümü dahi kırpmamam adamı rahatsız etti.Zaten her halt onun yüzüne oldu, o soğutucu/uyuşturucu spreyi fısssssss diye dayadı yaktı kulağımı adi herif.Uyuşturmadan tak dedim o kadar, acımaz merak etme hadiiiii lütfen falan desemde ikna edemedim "yok yok acır yazık" diyor bide:D 
  Annemle dışarda birkaç işimizi hallettik dönerken aklıma geldi, girdim öylece işte.Annem yapmamam için ikna etmeye çalıştı tabiki:) Kadın kendini dışarı attı adam zımbaya benzer şeyi çıkarttığında. Hiç dayanamaz böyle şeylere, zaten bu panik atak anacığım yüzüne ben böyle oldum herhalde,bir çeşit tepki olarak.Ay neyse hadi deldiriyorum yapıyorum bi delilik, ikinciyi niye hemen yanına yaptırıyorum ki? Sorun bende valla, izninle Cerenciğim "senin anan bir salaktı yavrum" diyorum burada.. Acı,sızı,yanma vs yok ama acayip su topladı, dünden beri şıp şıp akıyorda akıyor omzuma doğru, bende silip silip terramycın sürüyorum.Bugün ikinci gün geçmezse yarın doktora giderim artık onlar çıkarır küpeleri ama "ben dememişmiydim" diyecek annem ve sevgili kocCam yüzünden şuan inat ediyorum.
 Bakınız ne cici duruyor yukarda o minik halkalar.Ay çok sinirliyim kendime önce dövmeyi yaptırsaydım keşke! Şimdi kocCamda razı olmayacak, bak başına neler geliyor vs diyerekten.Nçık nçık akıllanmam ben:p
  Ama bunlar hep 30 yaşa son sürat hatta bodozloma yaklaşıyorum diye bence.Yaş rakamdır derim ve takmam ama bilinçaltım öyle düşünmüyor olsa gerek.Motor almayı düşünüyordum hatta birkaç model bakmıştık ama oğluma baktım ve vazgeçtim.Bu ülkede olmaz en azından:( 
  Gidip kremimi sürüp yatayım bari.Çocikim bakıp üzülüyor "ben öpersem geçer" diyor.Birde dünden beri bana "neden yaptın annemm nedennnn? Nedennn?" diye de çemkiriyor ananesi kılıklı sıpa.
Hakikaten neden yaptım ki ben halihazırdaki 5 kulak deliği yetmemiş miydikiiii?

14 Temmuz 2016 Perşembe

Balkon Bahçeciliği

  Daha öncede bahsettiğim gibi artık farklı uğraşlarım var.Bu güzellikleri sizinlede paylaşmak istedim.
Kokuları o kadar güzel ki anlatamam.Sabah taze taze toplamakta işin en keyifli yanı.
Minnak sulama işini çok sevdi.Dedesinin ardından koşuyor sprey şişesiyle teker teker çiçekleri suluyor.
Ayy evet terasta birçok çiçekte var babam çok seviyor fakat ben hiç birinin ismini bile bilmiyorum.Nasıl bakıldıklarını babam biliyor.Daha sonra onlarıda paylaşayım dimi rengarenk insanın içi açılıyorlar.Adamcağız her gün işten gelince çiçekleriyle konuşuyor:))
Ben yediklerime bakmayı daha çok seviyorum hehe.
Yalnız bu konuda kendimi iyice geliştirmek istiyorum bir sürü site buldum okuyorum.
Kabak çiçeğinin bilen var mı? Dolması çok lezzetlidir mımmmm.





16 Haziran 2016 Perşembe

Kendim İçin

  Yazın gelmesiyle su burcu ben çoştum:) İnanılmaz bir enerjim ve mutluluğum var tabi eve tıkılmadığım zamanlarda.. 
  Hergün yeni bir tarif deniyorum mesela çünkü birşeyler yemek beni mutlu ediyor napim.Eylülde minnak kreşe başladığında bununla ilgili bir kaç workshopada katılıcam çok heyecanlıyım.Çikolata,mezeler ve makarna yapımı ilk beğendiklerim oldu.Bakalım neler yapıcam..
  Müze kartımı da yeniledim ve geçen hafta üç tane gezmişim bile.Oğlanı da saldım has bahçeye ohhhh:)) Ve evet çocukla gidiyorum çünkü bırakabilecek yerim yok.. Bazen cumartesileri babasıyla işe gidiyor bir iki saat,sonra akşama kadar geziyorlar bende kendimi bakıma alıyorum.Bazen sadece eve gidip uyuyorum:) Böyle boş zamanlarda ilk önceleri afallıyordum "ayyy arkadaşıma mı gitsem?","masaja gideyim en iyisi","kuaförede gitmem lazım","evimi toplasam?!!!?" gibi ama sonra canım o an ne istiyorsa onu yapmaya karar verdim.Uyumak istiyorsam gidiyorum anneme,deviriyorum totomu,açıyorum teras kapısını ohhh püfürrr püfürrr:) Yatmadan önce "kısır,biber kızartması,bol otlu peynirli pişi ehhh bide çay demlenince dürtersin" diyorum tabikisi:p 
  Teras demişken babamla "balkon bahçeciliğine" merak saldık yeni yeni ve heryer saksı doldu.Bu konuyu ayrıca yazıciiim bolca fotoğraf ile.Babam hep çok severdi çiçek yetiştirmeyi ki zaten hali hazırda saksı saksı çiçeği vardı ama bu başka.Semiz otu,roka,tere,ıspanak,biber,salatalık,domates,pazı,taze nane,kabak.. İyice araştırıp bu konunun üstüne gidicem, kısa süreli bir merak değil bu.Sürekliliği olması,toprakla uğraşmanın verdiği huzur birde karşılığını lezzetli şekilde almak mımmmm.
  Haftasonları da mesire alanlarına yada ıssız sayılabilecek koylara atıyoruz kendimizi.Çocuğuda kendimizide topraklıyoruz.Yalın ayak dolaşmak,çocuğun peşinden koşmadan oturabilmek,deniz havası..ayyy haftasonu gelsin bir an önce! 
  Kıller abs egzersizlerime ara verdim Jillian bu sıcaklarda hiiiç çekilmiyor.Ama haftanın 5 günü kondisyon bisikletime biniyorum.1-1,5 saat kadar.Bu arada kitap okumayı denedim hiç rahat olmadı.Ee boş boş hamster gibi pedal çevirmekte sıkıyor beni, bu yüzden dizikolik oldum:) Yabancı diziler 20-40dk arası olduğu için bir haftada bir sezon bitirebiliyorsunuz! Ağırlıklı polisiye,bilim-kurgu,aksiyon,csı,criminal falan takılıyorum.Çok eğlenceli oldu ama, böyle daha çok zevk aldım spordan ne olduğunu anlamadan zaman geçiyor.
  Artık dört gözle tatili bekliyorum deniz,kum,güneş,dalga sesi,iyot kokusu..