oğlumla geziyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oğlumla geziyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2018 Çarşamba

Beşiktaş Deniz Müzesi



  Geçen ay Berkay ile 4 müze gezdik biride Beşiktaş Deniz Müzesiydi. Bazen İstanbulda turist gibi gezmeyi seviyorum.

Buradan çıkıncada Dolmabahçe'nin harika atmosferinde yürüyüp stadımızın önüne vardık ve tabiki sıradaki durak Beşiktaş Müzesiydi ama daha çok ilgisini çeken stadın içini görmek olduğu için biz şeref turuna çıkmayı tercih ettik.

 Çocuklar için çok daha eğleceli olduğu kesin ve düşündüğümün aksine baya talepte olan bir etkinlikmiş,yabancı turistler bile vardı. Soyunma odaları,kupalar,localar,yedek klubeleri vs derken stadın her yerine girmek ayrıcalıkla ve eğlenceliydi.
Aslında buradan da çıkınca Küçükçiftlik Parkta ki kahve şenliğine gidecektik ama önündeki aşırı kalabalığı görünce vazgeçtik bunun yerine motorla karşıya geçip boğaz havasıyla iyice açıkıp yorulan minnağı Kadıköy'de her daim gittiğimiz balıkçıya götürdük. Bazen İstanbul'da tursit gibi gezmek çok eğlenceli oluyor.Bu şekilde daha önce Eminönü,Kapalı Çarşı vs de yapmıştık.Sırada Balat,Kız Kulesi ve saraylar var ve tabiki çocukların en çok ilgisini çeken sarnıçlar..Yaşı tutsa İstanbul muhafızları gezisinede katılmasını isterdim.
  Maalesef ülkemizdeki müze kültürü hatta sanatın hiç bir alanında çocuklar düşünülmediği için yurt dışında gezip gördüğünüz tarzda interaktif, kapsamlı ve içinde çocukların gezdiği müzeler bulmanız çok zor. Koç yada Sabancı gibi özeldeki müzelerde hem çocuklara yönelik etkinlikler oluyor,hemde kalıcı eserlerin dışında dönemsel güzel sergiler oluyor haliyle buraları gezmek daha eğlenceli. Özellikle Koç Müzesi tam çocuklara hitap edecek türden. En kısa zamanda da orayı gezeceğiz.

  Deniz Müzesine ulaşım çok basit çünkü otobüsten yada vapurdan indiğiniz anda karşınızdaki meydan da bulunuyor.Yanında sırasıyla Milli Saraylar Müzesi ve Resim Müzesi de bulunmakta. Devam edip Dolmabahçeden Atamızın fotoğraflarıyla süslü yoldan yürüdüğünüzde 5 dk içinde Dolmabahçe'nin o muhteşem kapısına varıyorsunuz ve hemen karşınızda da KaraKartal'ın stadı yükseliyor. Biz eğer hava güzelse buradan Karaköy'e kadar bile yürüyoruz oradaki mekanlardan birinde dinlenip sonra Galata'ya kadar ulaşabiliyorsunuz. Oradan da ver elini Eminönü. İki günde yürüyerek tarihi yarım ada turu yapmak isteyenler için başvuruları alayım:) Şaka bir yana İstanbul da yaşayıp hala buraları görmeyen yada hakkıyla gezmeyen çok insan var.


  Deniz müzesine dönecek olursak burası ülkemizde kurulan ilk askeri müze ve Osmanlıdan günümüze denizciliğin nasıl geliştiğyle ilgili oldukça kapsamlı bilgiler mevcut.Özellikle o ilk dalgıç kıyafetleri olan bölüm atmosferinide etkisiyle ilgi çekiciydi.Beni en çok gemi battı şamandırası ve tabiki Atamın odası etkiledi.

Kıbrıs şehitlerini vs geçipte en son Dumlupınarı görünce artık gözümden yaşlar geldi. İlk duyduğumdan sonra hiç unutamadığım o ses kaydı "konuşabilirler,türkü söyleyebilirler ve isterlerse sigarada içebilirler.." ve karşıdan gelen kabullenmiş o ses "vatan sağolsun! ah bir ataş ver..." Mekanları cennet olsun umarım haklarını bize helal ederler.

  Eski dalgıçların ayakkabıları Berkay'ı çok güldürdü.Şimdi ki vucudu saran kıyafetleri ve snorkelleri düşününce oldukça tuhaf göründü sanırım.Pek sevgili ecdadın zevk_i safa sürdüğü onlarca kayık,kadırga vs dönemin ihtişamını anlamaya yetiyor.. Bir yanda da savaş zamanı mühimmat taşınan kayıklar,gemi battı şamandıraları.. Aslında kürek çeken otomatlar vs yapılabilirdi çocukların ilgisini böyle şeyler daha çok çekiyor.

Giriş çocuklara ücretsiz, müze kart geçmiyor (zaten neredeyse hiç bir yerde geçmiyor) ,bilet ücreti 8,5 tl. İçeride güzel de bir cafesi ve hediyelik eşya bakılabilecek bir dükkanı var. Farklı dil seçenekleri ile sesli rehber mevcut. Haftaiçi 09.00-17.00 arası haftasonu ise 10.00-18.00 saatleri arasında açık. Çok rahat 2-3 saatinizi alır gezmek. Çocuklar için havadar ve ferah bir mekan olduğu için oradan oraya koşup gemilerin arasında dolaşmak gördüğüm kadarıyla baya eğlenceliydi:) 









Erfelek Şelaleleri Gezisi


   Bir önceki yazıda bahsettiğim Erfelek şelaleleri burası.Aslında Tatlıca Şelaleleri olarakta geçiyor. Yine tabelalar ile bulunması zor olduğu için konum açarak gitmeniz gereken bir doğa harikası daha. Üstelik yaklaşık 20-25 sene kadar önce keşfedilmiş! Doğaya karşı farkındalığın ne kadar az olduğunu, doğal kaynakların ise nasıl sorumsuzca kirletildiğini görmek istiyorsanız doğru yerdesiniz.

 Dışarıdan bakıldığında müthiş güzellikte bir yer. Yazın en sıcak günlerinde bile serin,suyun rengi turkuaz ve yeşilin 15485 tonunda. Kendiliğinden oluşmuş doğal yürüyüş ve tırmanma parkurları, basamaklar şeklinde yükselen irili ufaklı toplam 28 şelaleden oluşan bu alanın uzunluğu 2 km kadar ama her şelalenin tırmanma zorluğu farklı. Çoğunda tırmanmaya yardımcı halatlar mevcut fakat hemen yan tarafında ahşap yürüyüş patikasıda yapılmış ama oradan çıkıpta bu güzelliğin her anını tadamazsınız benden söylemesi. Orası genelde gördüğü her yere sadece "görmüş" olmak için gelen selfie delisi insanlar yada soğuk sular ve keskin kayaların arasından yürümekte zorlananlar için. Ayrıca Berkay dahil bir sürü çocuk tırmanıyordu, yani biraz totodan iteklemek kimi zamanda yukarı doğru elinden kolundan çekmek gerekiyor ama olsun:) Çok keyifli.


Yakınma konusu 2; dağ başında üstelik göletlerin, şelalerin olduğu bir yere insan upuzun elbiseler yada topuklu ayakkabılar ile gelir mi? Hadi geldin en azından oralardan inatla tırmanmaya çalışıp arkanda kuyruklar oluşturman ne kadar normal? Kısaca ziyaret edecekseniz haftasonu yada bayramlarda uzak durun derim ki böyle güzel bir yerde sinir krizleri yaşamayın. Daha sonra sosyal medyada da bu şikayetleri çok gördüm,yani tek sorun yaşayan ben değilim. Maalesef bu yerlere gelen insanların çoğunluğu bilinçsiz. Her yerde etrafı saran yoğun mangal dumanın yanı sıra çöp kutuları olmasına rağmen olduğu yere bırakılan onlarca poşet çöp benim gibileri tabiki rahatsız ediyor. Şelalenin tepesinde ulaşılması zor yerlerde dahi o eşsiz renkteki suya atılmış sigara izmaritleri ,lcw poşetleri ve pet şişeler.. Gerçekten yazık böylesine güzel bir ülkeyi el birliği ile kirletiyor ve kıymetini bilmiyoruz.

  Burası sonbaharda ayrı güzellikte ve hava daha soğuk olduğu için ziyaretçileri de genelde doğa tutkunları oluyor. İşte o zaman keyfile yürüyüşünüzü tamamlayabilirsiniz. Çok değişik şekillerde ağaçlar ve kendine has bir bitki florası var. Öylece koştur koştur geçmediğinizde tüm bu güzellikleri fark edebilir ,minik su birikintilerinde ki yavru kurbağaları izleyebilirsiniz Biz bu sefer yılan,kaplumbağa,bolca kurbağa ve atmaca dahi gördük! Suyun soğukluğu,tırmanmaya çalışırken ıslak kaylardan kaymak,her köşeyi geçip her tepecikten tırmanında "aman tanrım daha güzeli olamaz herhalde" dedirten cinsten konuşmalar,halatlarda sallanmak,yürümekten yorulmamak,temiz hava..

İnstagram profilime bu geziden kalan fotoğrafları sabitledim eğer isterseniz oradan daha çok fotoğrafa ulaşabilirsiniz.











11 Nisan 2018 Çarşamba

Mini Bahar Kaçamağı Ve Alaçatı Ot Festivali



       Havalar harika değil mi? Bizde bu güzel havaları fırsat bulduk ve soluğu   İzmir'de aldık. Aslında hedef Sakız adasında ki Roket Savaşlarına katılmaktı ama oralardan iki günde dönemeyeceğimizi bildiğimiz için adaları uzun bir zamana bıraktık ve bu sefer Alaçatı Ot Festivalinde bulduk kendimizi.



 Gerçi bizim kaldığımız yerde zaten harika köy pazarları ve yeşilliğin her çeşidi olduğu için festivaldeki fahiş fiyatlı ürünlere kanmadık ama festival havası işte çok eğlenceli ve farklı bir ortam. Bol otlu böreklerden meşhur Çeşme Limonatasıyla kaç tane yediğimden bahsetmiyiciğiimm:)) Üstelik sonra Kumru ve midyede yemedim:))) Çeşmede harika damla sakızlı muhallebi ve dondurma da yapıyorlar gideceklerin aklında olsun.

   Gelmişken benim de özlediğim lezzetlere gömüleceğim kesin. Sabah şehre indik Pasaportta boyozla kahvaltı sonra Hisarönünde enfes Kaymaklı Şambali yedim. Minnağımı gezdirmeyi düşündüğüm bir kaç yer vardı mesela Atatürk Müzesine gittik. Kızlar Ağası Hanını gezdik. Asansöre geçen sefer götürmüştüm bu sefer orayı geçtik onun yerine Teos Harabelerini ve Sığacık Değirmenini gezdik. Her köşede lokma dökülüyordu kayıtsız kalamadım sizin yerinizede yedim:) Gitmeden bilerek tartılmıştım, gelince bir baktım 1.7 kg fazla üstelik 20 gün kadar kaldığım Avusturya'dan bile 650grm alarak dönmüştüm hemde vücüdumun %60 kadarı tatlı, geri kalanı birayken! İzmir yaradı bize oğlanın yanakları al al oluyor her gidişimizde. Instagram arşivim geziden kalan fotilerle dolu ama aldığım otlarla yaptığım tarifleride buradan paylaşırım artık:) 
  Ertesi gün kalabalığa hiç girmeden tüm gün plajda takıldık. Denizin kokusu, dalgaların sesi ve güzelim imbatın keyfini çıkarmak gibisi var mı? Kamyon,kepçe,kova,kürek ne varsa atmıştım arabanın arkasına. Sandviçlerimizi ve Sığacık pazarından aldığımız Ebegümeci ve enginar dolmasını, otlu ve kıymalı börekleri, damla sakızlı kurabiyeleri, mücverleri ve içeceklerimizi de alıp saatlerce yerimizden kalkmaya bile ihtiyaç duymadan oturduk. Denize girerdim ama minnakı zaten zor tuttuk, gitti geldi ayaklarını soktu o yüzden kıyıda takıldım. Tv falan olmadan akşamları üçümüz sohbet edip sonra erkenden uyuduk bu bizim için garip bir deneyim oldu. Hepimizin evde meşgul olduğu bir şeyler varken aslında hep üçümüz olsakta pekte baş başa sayılmıyormuşuz onu anladım. Üstelik sabahta erkenden ve uykumuzu tam alarak gayet ernerjik kalktık. 
    
Böyle ufak kaçamaklarda olmasa bu koşuşturmalı hayattan nasıl zevk alacağız değil mi?  Şuan evde dünya iş var ama aklımda Düzce'de Torkul Yaylasına gidip kamp mı yapsak yoksa iki gün Mudanya mı yapsak diye düşünceler var:) Hafta sonları Dedeağaça geçip yemek yiyip gelmek artık hayal olacak gibi maalesef. 
Euronun ve doların durumu düşünüldüğünde bundan sonra biraz zor gibi gözükse de bakacağız bir çaresine. 

5 Ocak 2018 Cuma

Viyana Gezi Notları- Haus Der Musik

   İşte Viyana’da en çok eğlendiğimiz mekan! Burası interaktif bir müzik müzesi.


Aslında ziyaretçi kitlesi özellikle çocuklar değil çünkü müzik ve ses adına her türlü bilgi,eşya,enstrüman var ve bunların hepsini misafirlerine çalma imkanı da sunuyor.Mozart,Bethooven,Strauss hakkında ilginç bilgiler ve odalar mevcut.Bu odalarda sanatçıların hayatı hakkında ilginç bilgilerin yanı sıra özel eşyaları da mevcut.
Bir kere şu merdivende delicesine eğlenmeyecek birini tanımıyorum bizim fotimiz aslında videodan çekilmiş bir kare çünkü hiç orada hoplayıp zıplarken fotoğraf çekilmek gelmedi.
  5 katlı bir müze ve sizi yönlendirerek ilerlemenizi sağlıyor ama aynı şekilde gezerek aşağı inemiyorsunuz o yüzden keyfini çıkararak gezin derim.İçeride bazı odalarda bale izleyebilir,eski konserleri dinleyebilirsiniz.Bu tarz köşelerde kaliteli ses sistemleriyle seçtiğiniz parçaları dinleyebilirsiniz.
Sesler hakkında her türlü gerekli,gereksiz bilgiyi öğrenip birde acaip eğlenceli şekilde deneyimleyebileceğiniz bölümler var.Ekranlardan müzik aletlerini seçip çalabiliyorsunuz hatta Berkay bu bölümde çok eğlenmişti.Benim en sevdiğim yer kesinlikle Viyana filarmoni orkestrasını yönetebilme şansı sunulan alandı.
Yaşayan en büyük orkestra şeflerinden biri kabul edilen Zubin Mehta size hoşgeldin diyor,tabi heyecan dorukta,nasıl yönetmeniz gerektiğini anlatıyor ve ta tadammm sahne sizin.Çok yavaş olursanız çalmayı bırakıyorlar,çok hızlıysanız ayak uyduruyorlar ama parça bittiğinizde orkestrdan biri ayağa kalkıp sizi bir güzel paylıyor:)) Berkay annesi gibi Strauss sever çıktı yada şansa (tabiki şansa ayol okuma mı biliyor çocuk) Annen Polka’yı seçti.Elini kolunu öylesine çılgınca salladı ki bittiğinde ayağa kalkan bir sanatçı “hiç mi ritim duygun yok evladım, bize resmen la cucaracha’yı çaldırdın” dedi:)))
Sırada bu deneyimi tatmak için bekleyen ahalide baya güldü, o kadar eğlenceli ki anlatamam gidin görün canım.Ayrıca 3,5€ gişeden kendi çaldığınız parçayı alabiliyormuşsunuz.
Viyana Filarmoni Orkestrası'nın kurucusu Otto Nicolai ve Berkay!







 Fonda bizi büyüleyen Mozart ve Strauss vb müzikler eşliğinde hayran hayran odalar arasında dolaşıyoruz..
Her köşesinde müzik çalan veya dans edilen bu şehre gelmeyi tercih etmemizde ki ana neden zaten romantik bir dönemde hüküm sürmüş bir imparatorluğun müzikleri,dansı,sanatı.. Evde sıkça Andre Rieu dinlediğimiz için Berkay’a yabancı gelmiyor tınılar.Hatta Blue Danube de gaza gelip evin içinde döne döne dans ettiğimiz için atlıyor kucağıma ve başlıyoruz şaşkın bakışlar altında yampirik şekilde dans etmeye:)) Videolar düzgün çekilmiş olsa kanal açıcam:p


Giriş 13€ ama diğer müzelere göre ziyaret saatleri daha uzun. 10:00-22:00 arası ziyarete açık.Rehber köpeklerin girmesine izin var ve engelliler için özel parkurlar mevcut.3 yaş altı çocuklar ücretsiz.

2 Ocak 2018 Salı

Çocukla Viyana’da Gezilecek Yerler

   Gezi bloglarından farklı olarak “Çocukla Viyana’da” eğlenceli neler yapabilirsiniz kısaca bahsetmek istiyorum.Eee sadece “ben” demekle olmuyor küçük gezginlerinde seyehatten mutlu dönmesini sağlamak lazım.
Viyana’da görülecek çoğu yer birbirine yakın, tabi bizim gittiğimiz mevsimde yürüyerek dolaşmak pek mümkün değildi.Şehrin toplu taşıma sistemi harika olduğu için o tramvaydan in, U-bahn’a bin,ordan in hop on hop off a bin derken 2 gün içinde çoğu yeri görebilmeniz mümkün.
Her müzeye girmeye kalkarsanız euro’nun durumundan dolayı baya maliyetli olur o yüzden öncelikli bir liste yapmanızı öneririm. Mesela daimi koleksiyonunda Claude Monet,Renoir,Picasso ve Munch gibi birbirinden muhteşem sanatçıların olduğu Albertina bence görmeden dönülemez listesinde! Dönemsel sergilerde mevcut mesela biz oradayken Raphael vardı.En sevdiğim ressamlardan Klimt eserleriyle dolu Leopold Museum da benim listemde öncelikliydi mesela.Ama bunları rahat gezebilmek için önce oğlumun gönlünü hoş ettim.
Çocuklar için Zoom Kinder Museum ilk ziyaret edilmesi gereken yerlerden biri diye düşünüyorum.Gezi sonunda dönem kıyafetleriyle fotoğrafta çekiyorlar, çok şirin.Baya aktiviteli olan ve adından anlaşıldığı üzere sizi zamanda yolculuğa çıkaran Time Travel Vienna çoook eğlenceli benden söylemesi.
  Haus des Meeres, bu sefer ziyaret edemedim ama yazın gittiğimde kesinlikle uğrayacağım yerler arasında! Yanında parkıda olan bir akvaryum burası,içeride çeşitli aktiviteler olması yanı sıra restaurantınında hoş bir şehir manzarası var.
Viyana denilince ilk akla gelen fotoğraflardaki meşhur dönme dolap “Wiener Riesenrad” ın olduğu yer Prater! Özellikle havalar iyiyken çok keyifli vakit geçirilebilecek bir parkın içinde yer alan Prater kesinlikle yaz listemde! 


Yakınlarında bulunan Donauturm Kulesi ise çocuklar için oldukça heyecan verici bir alternatif.İki asansörlü turıstık kulenin 165mt yüksekliğinde bir döner restaurant bulunuyor.Bu manzarada kahve içip birer tatlı götürmek iyi fikir.Asansörler kuleye 35.sn de öylesine hızlı çıkıyor ki başınızın dönmesi kaçınılmaz.Cesaretiniz varsa bungee jumpingte varmış ama havaların  iyi olduğu dönemlerde tabi.
Her yerde Turist Infoları mevcut ve gercekten cok yardımcı oluyorlar bu konuda bir sıkıntı çekmedik.Ayrıca kaldıysa buralardan Türkçe broşür bulabilmenizde mümkün.Eeee sabah fıldır fıldır sarayları gezip akşamda operaya gidemeyeceğimize göre biz tercihimizi ailecek eğlenebileceğimiz yerlerden yana kullanıyoruz.Zaten öyle ışıl ışıl ve etkinlikli bir tarihe denk geldik ki her yerde kurulan Chriskindlmarkt gezdik ve yiyip içip eğlendik.Bu canlı pazarlar zaten hem bir çocuğu hemde yetişkini oyalayacak kadar büyük ve renkli.
    Şehirde gezerken neredeyse her sokakta, büyük bir imparatorluğun zenginliğinin ve ihtişamının kanıtı olarak barok mimarinin en güzel örneklerini izliyorsunuz..Çok güzel şekilde muhafa edilmiş binalarını,opera binasını hele o “respect” diye karşısında bir dur dedirtecek belediye binasını görüp kıskanmamak mümkün değil.Bu arada buraları gezerken müzeler sokağını yada Parlemanto binasını falan mutlaka görüyorsunuz merak etmeyin.Gezilecek yerler birbirine çok yakın olduğu için herhangi bir yeri gözden kaçırmak pek mümkün değil.Kaybolursanız da en yakındaki asyalı grubun peşine takılıverin:)
   Şehirde her noktada güzel çocuk parkları var buralar dinlenmek ve çocukları eğlendirmek için ideal oluyor ama biz kışın denk gelince birde Disney’e gidemeyip üzülen minnakı eğlendirmek için çiftlik temalı bir açık hava parkına gittik. -6 derece sıcaklıkta çocuğunu bu acaiiiip eğlenceli yere getiren tek Türk anası bendim:)) Märchenparkweg/ Family Park familypark.at adresinden nasıl bir yer olduğunu inceleyebilirsiniz.Grimm masal karakterleri,cadılar,kazanlar falan bizim anneleri korkutur belki ama korsan adası,ejderhalar,top atışı yapılan alan,çiftlik hayvanlarını girip doyasıya sevebildiğiniz bahçe,traktör turları vs derken o kadar çok eğlendik ki kim takar Hansel’i yemeye çalışan cadıyı:p Kişi başı 18€ ödedik.İçeride yeme içme yerleri mevcut ve lavoboları da temizdi.Yaz içinse içeride su aktivitelerinin olduğu bir alan var.


  Ama kışın burada olmanın ayrı bir güzelliği var çünkü açık havada meydanlarda yada pistlerde “eislaufen” buz pateni yapma imkanı.İnanılmaz eğlenceli vakit geçiriliyor.Bu mevsimde gelip Semmering’e gitmemek?!? Ayrıca gece o pistlerde ki ışıltılı alanlar falan inanılmaz eğlenceli.Kayak severleri buraya alalım Night skiing Zauberberg Semmering.




Yaz listemde yer alan, kışları kapalı Zipline ise burada yapılabilecek en eğlenceli aktivitelerden biri.Bu civarlarda adventure park teması yaygın ve gayette güzeller.Mayıs&sonrası gidiyorsanız ve macera tutkunuysanız Zipline Stoderzinken i mutlaka bir araştırın derim.
Şimdilik ailece eğlenmeli,gezmeli acaip bir tatil için benim önerilerim bunlar.Gittikçe daha farklı yerler keşfedersem de eklemeler yaparım:) 

   Bu arada en sevdiğimiz ve çoook eğlendiğimiz müzeyi bir sonraki posta sakladım çünkü iki satırla anlatmaya kıyamadım.—>>>

27 Aralık 2017 Çarşamba

Viyana Gezi - Hundertwasserhaus

   Hundertwasser Haus! Burayı ziyaret etmezseniz Viyana’ya gelmiş sayılmazsınız o kadar diyorum.Ayrıca o kadar güzel ki.. Viyana’nın o mükemmel şekilli oldcity binalarının arasında,renkleri ve tarzıyla kendini hemen belli ediyor hatta neredeyse onlara bir tepki gibi ortalarında yükseliyor.
Yapının minarı Friedensreich Hundertwasser biraz Gaudi’yi anımsatıyor tabi.Farklı şehirlerde benzer binalar ve yaşam alanlarıda varmış.Burası zaten geziye açık değil çünkü içeride yaşayanlar var ama önünde bol bol foti çekip, arka bahçesini görebilir ve vaktinizde varsa karşısındaki pasajda zaman geçirebilirsiniz.Pasajın içi böyle..


Sırf Berkay çok istedi diye iki magnete 10.90€ verdim.11 değil yalnız dikkatinizi çekerim,bu millet çok tuhaf yahu cent yoksa üründe yok:) Bozuk para çantan dolup taştı resmen incik cıncık parayla.İçeride Mozart Corner ve kahveci var ayrıca envai çeşit hediyelik eşya ve tabiki her şekle girmiş Klimt aksesuarları mevcut.Mevsimsel olarak değişiyordur tabi çünkü çok güzel ağaç süsleri vardı ama biz Salzburg’tan alınca başka bakmadık.Fincanlar 10€ dan, 150€ kadar vardı.Resimler,posterler,kar küreleri,magnetler,müzik kutuları,kağıt ağırlıkları... Çıkınca metro durağına yürürken güzel galeriler gördüm, hatta bir resmi o kadar çok beğendim ama maalesef fiyatı fazla tuzlu geldi.

  Minnak burayı çok beğendi,böyle bir yerde oturmak istermiş, rengarenk ne güzel dedi.Önündeki telefon klübeside Superman’in miş:p 
Burası gezi rotanıza eklenmesi gereken bir yer bence zaten fazla vaktinizide almayacaktır.




*Ulmon Offline Map,interneti kısıtlı olanlar için offline bir harita uygulamasıdır.Gezilecek yere gitmeden önce indirip,ziyaret etmek istediğiniz yerleri işaretleyin rahat rahat kaybolmadan dolaşın.Amannn yada kaybolun yahu çok eğlenceli olabiliyor..

23 Aralık 2017 Cumartesi

Zotter - Çikolata Fabrikası Gezisi

   Mitzi Blue! Size gezmesi eğlenceli hemde lezzetli bir yer anlatıcam yanaşın yamacıma.Zotter Chocolade Manifactur! 
Hangi çocuk çikolata fabrikasına gideceğini duyarda gece rahat uyur? Sabahı zor ederek, iki çocukla kahvaltı sonrası yollara döküldük.Leobersdorf’tan Graz istikametinde yaklaşık 1 saatlik bir yol aldıı.Bazı yerlerde yoğun sis vardı ama yol boyu manzara çoook güzeldi.Aslında burası tam baharda ziyaret edilecek bir yer çünkü arkasında fabrikaya ait kocaman bir çiftlik var ve hayvanları ziyaret edip,sevebiliyorsunuz.Parkı ve bio restaurantı da mevcut.Skywalk yeri bile yapmışlar.Çocuklar için doğumgünü partileri vs yapılabilecek güzel bir yer.
  Neyse önceden arayıp rezervasyon yaptırmıştık.İki yetişkin iki çocuk 57€ verdik.Biletleri elimize alınca kendimi Willy Wonka’nın Altın Biletini kazanmış gibi hissettim! 


Montlarımızı bıraktıktan sonra ilk durak sinema salonunda yerimizi aldık.Yarım saat kadar (ingilizce alt yazı ile) markanın sahibinden kuruluşunu ve çikolatanın nasıl yenileceğini(!),çeşitlerini ve kakaonun yolculuğunu dinledik.Bu arada şirket fair trade politikası uyguluyor söylemeden geçmeyelim.Eğlenceli bir sunum olduğu için çocuklarda izledi hatta adamın terliklerinide ayakkabılarınıda farklı farklı giyiyor olması,çoraplarını farklı farklı giyen İceoğlanın çok hoşuna gitti.Sunum bitince kapılar açılıyor ve salıyorlar sizi fabrikaya; gez ve tat! 


Başlıyoruz elimize tutuşturulan porselen kaşıkla çikolata çeşmeleriyle savaşa:) Videosunu instagramda paylaşmıştım çok eğlenceli.
   Çocuklar şaşkın ordan oraya herşeyi tatmak için çabalıyorlar.Biz hem okuyalım hem tadalım derdindeyiz.Katlar arasında dolaşırken ilginç heykeller ve mini videolar ve broşürler size eşlik ediyor.Her yer cam olduğundan çalışanları görebiliyorsunuz ama çikolataya gömülünce hiç dikkat etmemişim.Ananaslı biberli çikolatada nedir? Ne çeşitler var anlatamam.Favorim lavantalı oldu.Çikolata ne kadar sert ise o kadar çok kakao bulunduruyor demekmiş yani bu iyi birşey.Ayrıca ısırılarak değil ağızda eritilerek yenilirmiş hıhh..

Dışarıda sıcaklık -2 civarı ve sonsuz kar manzaralı pencerelerin önünde oturmuş,enteresan sıcak çikolata çeşitleri deniyoruz.Yeşil çaylı,tarçınlı ballı,fındıklı.. Arada bolca su içmezseniz tatlar birbirine karışıyor.
   Gezi bitince bile çocukların ağzını silmedim o kadar tatlılardı ki baktıkça gülümsedik.Çıkışta tabiki market bölümünden geçiyorsunuz.Porselen kaşık 2€ ! Neyse çocum çok beğendi hatıra dedik aldık.Ben içeride deneyip beğendiğim çeşitlerden kahveli,mangolu,lavantalı ve çilekli olanlardan aldım.Hediyelik çokolatalarımızıda çantamıza koyup yine yollara düştük.Biz çocuklarla yaklaşık 2 saat kadar kalmışız burada.Ama gitmek için illa çocuğa gerek yok hatta biz oradayken tek çocuk bizim minnaklardı.Mutlaka gezin görün bolca yiyin için ve keyfini çıkarın derim.
Çocuklar fulll enerji yerlerinde duramıyor:) Buradan sonra birde Käsekrainer yemeye gidiyoruz.. Burada favori yiyeceğimiz bu! 

* Fabrikada partiler,doğumgünleri vs yapılabiliyor.Sahibi de orada,gidip tanışan oldu ama dikkat ettim kimse foti çekilmedi.Adam biraz da takıntılı sanırım çocukların elleyip bozduğu rafları düzeltip duruyordu.Bu arada söylemeden geçemiyorum olduğumuz yerde ilk defa tek Türk bizdik!