anne çocuk muhabbeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne çocuk muhabbeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Şubat 2019 Perşembe

Ponçik Başkanlığı Seçimi


   Daha önce adı geçen "Ponçik Liderliği" seçiminden bahsetmek istiorum. Her ne kadar videoları,fotoğrafları ve ses kayıtları olsada bu şekilde de hatırası her daim taze kalsın istedim.
  Aslında aklımızda böyle birşey yoktu zaten herkes Berkay'a ponçiksin vs dediğinde "o ponçik,bu ponçik,herkes ponçik o zaman bende ponçik olamam","hem kim bu ponçiklerin lideri?" demesiyle başladı. Biyolojik yaşı 29 ama huyu 5 yaş civarında olan müstakbel damat adayı,pek olgun bir kişilik olan sevgili kardeşim "hayır ponçiklerin lideri benim sen diiilsin ahahahaha" diyerek ortalığı kızıştırdı. İşi gücü bebemle uğraşmak zaten:) O gece minnakta sinirlendi baktım içeriden pijamasının üstüne gömlek giymiş gelmiş "hemen herkesi arayacağız,oy isteyeceğiz,seçim yapmamız lazım böyle olmuyor, yeter bıktım ben dayımdan" dedi! Ta-dammm geleceğin politikacısı (töbe töbe). Haliyle bende analıktan kampanya sorumlusuna dönüştüm. Böyle herkes aranmaz bir video çekelim hemen, hem ınstagramdan ankete sunalım hemde yorum yazsınlar böylece daha kolay olur ama daha yakın seçmenlerini görüntülü ararız dedim. Saat 8 çocuğun yatmasına yarım saat kalmış hemen bir video çektik. Bana kalsa daha güzel cümleler kurmasını sağlardım ama "ben ne söyleyeceğimi biliyorum kaç yaşındayım sen karışma" dedi. Bana dediiiii! Neyse aşağıdaki videoyu çektik oradan takip edenler bilir. Anket başladı, o arada mesajlar geliyor. İnanılmaz eğlenceli ve keyifli bir süreç oldu. Bu sırada baba kişisi içeride uyuyor ama onunda telefonu çalmaya başladı:))) 

  Berkay önce teyzemleri,ananemi vs aradı ki eniştem zaten oğlana aşık "ben kampanyana 50 euro bağışlıyorum" dedi ama :P Yok dedi minnak "para istemez oy ver yeter" (bu çocuğunda parayı görünce ardına bakmadan kaçması tuhaf ya) Akrabalar,kuzenler vs aranıyor o arada annem komşuya kahveye gitmiş ama görmüşler onlarda hemen kulise başlamış sağolsun. Onları da aradık gerçekten çok tatlı komşularımız var eşleriyle vs görüştü minnak görüntülü oradan da oyları kaptı. Gelin kızımız ankette Berkay lehine oy verdi, ben kardeşimle kafa buluyorum "aşkım gönlümün lideri sensin ama oda küçük çocuk işte:))" 
  Bu arada dayıda oy topluyor arada yanlışlıkla hayıra basanlar olmuş mesaj atıyorlar "yanlışlık oldu aman" diye. Gazabımdan mı korktular ne:)
Yok canımmmm kimseyi kara listeye almadık. Dede hariç! Hain dedeee. Öz babacığım oğluna kıyamadı "benim çocuğumu üzüyorsun" dedi ve çekimser kalmayı ret etti, oyunu oğluşuna verdi. "Annecim hadi artık yat sen yarın devam ederiz" dedim ama bana ne dedi "ben kazanırsam sen lider annesi olacaksın, istemes misinnnn?" Vay anasını arkadaş masum diye yetiştirdiğimiz bebe, hırslı bir vol sitrit lobicisine dönmüş haberim yok. Gazada getirdi ya beni asssdhdg.
Ertesi gün öğlen, yoğun geçen bir gece ve onlarca görüşmeden sonra Berkay Ponçiklerin Lideri oldu. İlk önce bir video çekip seçmenlerine teşekkür etti:)  Onuda ödül alan gazeticilerde görmüş oradan aklına gelmiş. Neyse bir hafta falan geçmedi işte hastalandı dayısını arayıp "şuan ponçik liderliğini sana devrediyorum" dedi kıyamam dayısınıda mutlu etmek istedi. Demek ki hala içinde bir yerde benim masum bebem var:)) 
  Şaka bir yana bence çocukken böyle şeyler gelişimlerinde önemli. Uzman fikri değil bak bence diyorum. Çocukken evin önüne bez serip oyuncak yada kitap satmak,izci kurabiyeleri,limonata yada su satmak,tatil planı yapmak vs.. Alışveriş yapma yada valiz hazırlama sorumluluğu. Bunlar hep öz saygıya iyi geliyor diye düşünüyorum. Ben değerliyim,benim özgüvenim var, fikirlerime saygı duyuluyor,ailenin gerçek bir parçasıyım. 
 Belediyelerin çocuk meclisleri var belki ilkokulda oraya aday falan olur. Olursa mutlaka haberiniz olur sizlerden de oy isteriz artık:) Yerel seçimler yaklaşırken çocuğu sadece sandığın başına giderek değil gerçek bir seçim süreci yaşatarak olaya dahil etmiş olduk. Sonuç herkes mutlu. Kaybedebilirdi de bunuda konuştuk ama çok sevimli olduğunu düşündüğü için pek ihtimal dahilinde değildi:P Bu da iyi mi kötü mü bilemedim.

9 Ekim 2018 Salı

Türkiye'nin Enn Kuzeyi; İnceburun Feneri

    
    Son Sinop gezimizde Berkay'ı kuş bakışı fotoğraflarıyla meşhur şahin tepesine (ki boş yere gitmeyin beton binalardan o güzel manzara kapanmış)hani şu klasik Sinop fotoğraflarının olduğu yer, Tatlıca şelalelerine, limana ve İnce Burun Fenerine götürdük. En çok sevdiği yer şelaleler oldu ama fenerin olduğu noktada ülkenin en kuzeyinde olmak onu heyecanlandırdı.
Bizim için büyük bir olay olmasa da küçük bir çocuk için kısa süreliğine de olsa haritada onca insanın tepesinde olmak büyük bir maceraydı:) 
 -Şimdi ben herkesin üstünde miyim?
-Evet annecim
-Herkesin en tepesinde ben varım!
-He annem hepimizin paşasısın:))) (temam bir daha siyasi dokundurma yok)
-Peki dünyanın en kuzeyi neresi? Oraya da gidebilir miyiz? Gidelim miiiii?
-Bakarız ama oralar çok soğuk ve her zaman ziyaret edilmiyor sanırım.
-Çok mu para lazım gitmek için? (hay realistliğini seveyim çocuk)
-Evet ve uygun kıyafetler edinmek de lazım.Belki bir gün kuzey ışıklarını izlemeye gideriz he daha güzel olmaz mı?
-Kuzey ışıkları nasıl öyle oluyor anne?
-Denizi izlesene sen! 

  Eve gidene kadar zilyon tane kuzey diyarları sorusuyla beynim yandı ama olsun çok güzeldi. Yol Sinop merkezden Akliman'a doğru yaklaşık 15-20 dk sürüyor. Yolda sağ olsunlar tabela falan yok, gerçi yol demeyede bin şahit ister ama sonundaki manzaraya değer.

 Sarıkum tarafına dönünce yolun sonu birkaç köyden geçtikten sonra fenere varıyor. Yolunuzun üzerinde bir tabiat harikası olan Hamsilos da bulunuyor. Üzerine tık tık piiliz ve hemen sitesinden fotoğraflara ve gerekli bilgilere ulaşabilirsiniz. Eğer yaz mevsiminde ziyaret ediyorsanız yol boyu Sinop Karpuzu satan yerler var. Sinop karpuzu meşhurmuş meğer bizde yeni öğrendik, minicik ve çok sulular. Aslında bu mekanlar dışında yol boyu içeri doğru kıvrılan yollara öylesine dalınca gerçekten büyüleyici deniz veya orman manzaralarıyla başbaşa kalıyorsunuz. Cesur olun yahu,emin olun karşılığını alırsınız. O kadar çok ıssız koy var ki,yumuşacık kumlarda yürüyüp taşlar toplayıp,gönlünüzce piknik yapabilirsiniz. Veee oralara gidipte mantar,karalahana sarması ve keşkek yemeden de dönmeyin lütfen.



14 Ağustos 2018 Salı

Hiç Kolaylaşmıyor mu?

    Geçen gün bir şey paylaşmış ve "acaba çocuklar büyüdükçe ebeveynlik hiç kolaylaşmıyor mu?" diye sormuştum meğer böyle düşünen ne çok insan varmış.Oysa tanıdığım çoğu insan "büyüdükçe kolaylaşır merak etme" diye telkin ediyordu beni. 
Hamile olduğumu öğrendiğimde ilk önce annem kendi ulvi tecrübeleri ve gamlı baykuş haliyle beni düşünmeden sürekli "bulantı,kusma,aş erme,doğum acısı" üzerine konuştu.Sonra buna hamile olduğumu duyan aile üyeleri ve çemberin son halkası komşu teyzeler ve henüz bir kaç aylık annelik tecrübesi olan arkadaşlarım eklendi.En luzümsuz olanı da "uyu,iyi uyu çok ararsın bu zamanları" hayır uyku biriktirilen bir şey olsa neyse..
Ama hamileyken ne çok kilo aldım,ne ayılıp bayıldım,ne aş erdim nede bulantı kusma herhangi bir şey yaşadım. Genel olarak pozitif biri olduğum için ailemden ne kadar uzak kalırsam o kadar rahat olduğum için uzak durdum ve sakin geçirdim. Kontrol diye gittiğimde hastaneden çıkarken ağır kanama sonucu zorunlu sezaryene alındım haliyle kimse yetişemedi yine yalnızdım ama iyi oldu çok sakindim yinede tabi bu konuda bir kırgınlığım var bağğzılarına karşı(!) Hastaneye gelen başladı "bebek ona benziyor, şuna benziyor,ahh vahh bir haftada zor kalkarsın, yaran kışları hep şişip ağrıyacak, sütünde hemen gelmez, tek başına nasıl bakacaksın kimse yok yanında, çok gazlı olmasa bari.." 
   Çocuğun nasıl besleneceğini, nasıl giydirileceğini, hastayken neler yapman gerektiğini çocuğun annesinden daha fazla düşünen bir toplumda yaşıyoruz o yüzden bu "emiyor mu,sütün yarıyor mu,terler bak dikkat et" gibi kendine saklayamadığı fikirleriyle seni meşgul ve sinir edecek kişi sayısı bu ülkede metrekareye en az 3 tane düşüyor. Hadi bunları geçtik sonra başka başka  endişeler başladı.Karnım yine düzleşir mi,eşimle aramıza soğukluk girer mi,çocuk uyur mu,sünnet olsa mı olmasa mı, ne zaman konuşacak sonra aman allahım ne zaman susacak:) Her sorun bittiğinde yerini başka sorulara ve endişelere bırakıp gidiyor.
  Şimdilerde hem ülkenin durumu,ne olacak bu çocuğun geleceği,nasıl bir okula versek,spora gitmek istiyor trafik iş vs arasında bunu nasıl halledeceğiz?
Acaba iyi bir ebeveyn miyim, çocuğuma yeterli geliyor muyum.. Asıl önemli olan konulara hakkında endişeleniyor muyum? Heyyy napıyorum ben:) Niye bu kadar düşünüyorum yerine ne zamanlar böyle düşünüyorum da buldum cevabı.Hep o ebeveynlik kitapları ve mikemmel annelik blogları yüzünden ve hatta bazı yakınlarımın "ya sen ne güzel çocuk bakıyorsun,nasıl ilgilisin,biz çok severek takip ediyoruz minnağı ve seni,sen ne zaman büyüdün de anne oldun giz" demelerinin baskısı da var. Yooo ben harika bir anne değilim yani sanırım onların harika kavramına uyuyor olabilirim ama mesela daha az bağırmalıyım daha anlayışlı olmalıyım ve aslında birazda kuralcı olmalıyım ama olmuyor.Ama onların böyle söylemesi de bende baskı yaratabiliyor.
   

  Halbuki çocuk olmakta zormuş hakkını yemişim minnakların. Onlarında kendi aralarında ve yetişkinlerle olan iletişimlerinde savaş verdiği konular varmış. Anlaşılmaya çalıştıkları, dertlerini anlatmaya ve dinlenmek için verdikleri mücadeleleri.. Yada dışa vurmadıkça bilmediğimiz dertleri.
  
  Geçen gün Berkay'ın yaşadığı bir olayı paylaşayım; parka oyun oynuyoruz beraber sonra salıncağa bindi hemen yan salıncakta aynı yaşta bir çocuk var.Plajda zaten sürekli denk geliyoruz ama çok hırçın davranışları olduğu için Berkay yaklaşmıyordu onunla oynamaya.Sonra çocuk annesine " bu çocuk niye gözlük takıyoooo" diye sordu annesi "gözleri bozuk" dedi.Berkay bu sırada oralı değil bana gülümsüyor sadece.Sonra çocuk yine sordu "yani bu çocuk arızalı mı?" annede "eh işte takmazsa ileride daha kötü olur o yüzden takıyor arkadaş,tamam hadi sus" dedi.Hatta "işte o yüzden diyorum havuç ye,balık ye" falan dedi.

"Çocuklar aynı yaşta ama oğlan bizimkinin 3 katı daha ne yiyecek acaba? Çocuğu gün boyu meyveli yoğurt cips,mısır, krakerlerle falan besliyorsunuz hiç meyve falan yerken görmedik annesiiiiii" diyecektim, sustum. Meğer annelik duygum insanlığıma ağır basıyormuş bunu düşünmek bile kötüydü çünkü.Tamam mükemmel değilim tabi ki yanlışlarım olacak ama küçük bir çocuğun önünde böyle bir tartışma hoş olmazdı.Tabi ben böyle düşünürken Berkay kadına "Ben arızalı değilim! Ne kadar ayıp böyle söylemeniz,gözüm bozukta değil sadece daha iyi görebilmek için takıyorum ayhhhh" dedi ve kalktı. Kalbim binlerce parçaya ayrıldı sanki:( 
Çocuklar büyüdükçe neden ebeveynlik kolaylaşmıyor sanki.Büyüdükçe kendi yatağını yapıyor,yemeğe yardımcı oluyor,okul ödevlerini yapıyor,odasını temizliyor,arkadaş ilişkileri gelişiyor,kendini oyalıyor oyun istemekten vazgeçiyor.. Ama o zamanda okulda sorun yaşayıp gitmek istememesi,arkadaşlarıyla arasının bozulması,ergenlik asiliği,aşk sorunları falan olacak.En iyisi neden kolaylaşmıyor diye dert etmeyi bırakıp bunu kabul etmek.Hadi bakalım derin bir nefes alıyorum ve şimdilik öncelikli olan günlük,haftalık orta vadedeki sorunlara odaklanmayı seçiyorum.
Ebeveynlik oldukça keyifli aslında, sen her şeyi çözersin Giz dert etme. Nasılım ama kendi kendimi motive ediyorum ne yapayım:)

Not: Berkay geçen akşam dedi ki "eğer bir kardeşim olursa gözlüklü olsun istiyorum yani olmasında,olmasını istemiyorum bak ama olursa diye diyorum,gözlüklü olsun!"









13 Ağustos 2018 Pazartesi

Yazlıkçılık

  Kıyıya doğru yavaş yavaş yürüyorum. Deniz kenarına geldiğimde bir saniye bile beklemeden, düşünmeden kendimi suya bırakıyorum. Tatlı,huzur veren, dinç tutan bir serinlik..sırt üstü uzanıp gökyüzüne bakıyorum, masmavi sıcacık bir gökyüzü, tek bir bulut dahi yok. Kulağımda suyun içinde böylelikle dışarıda ki çocuk çığlıklarından,komşu şezlongda dönen dedikodudan izoleyim. Tuzdan ve durmadan dalıp çıkmaktan gözlerim yanmış. İnciri de fazla kaçırdım yine karnım ağrıyor. Evden yemeği hazırlayıp çıkmıştım ya düşünüp aklıma takılacak bir şey yok yoksa aklıma takılır rahat edemem biliyorum kendimi. 
Sakin ve huzurluyum, memleketimdeyim..
8 den önce denizden çıkmıyor, yemeğimizi yedikten sonra yürüyüşe çıkıyoruz. Sevdiceğim mırın kırın ediyor ama ben gecede denize giriyorum zaten içime mayo giyerek çıkıyorum evden ve bir şekilde kendimi suya atıyorum:)) Sabahtan daha güzel su, nasıl sakin sonra uzanıyorum şezlong da yanına yıldızları izliyoruz, biramızı yudumluyoruz..pek konuşmayız biz, el ele öylece duruyoruz..
..............................................................................................................
  Sıcak başıma nasıl geçtiyse artık o buğulu flashback den çıkıyor 5 sene sonrasına dönüyorum:)) Altı üstü plaja gidiyoruz ama sanki kavimler göçüne katılacak gibiyiz yahu şu halime bak;


Sandalyesi, oyuncakları, 3 çeşit deniz gözlüğü, paleti,şapkaları, havlular, kremler, hasırlar, atıştırmalıklar, meyveler vs.. 
Tam soyunup, yerleşip oturuyorum hoop bir bakıyor üç beş çocuk el ele koşarak suya atlıyor, eee o tek başına. Hemen komut geliyor tabi “teyzeee, anneeea kalkın şimdi çok güsel oyun buldum ben, bak burdan koşcaz cumburlop suya, ben üç deyince ok!” Ee ok tabi, senin gönlün olsun evladım. Gönlünü edip uzanıyorum tam güneşleniyorum "şöyle şeftali kıvamında yanarım bu sene,ne güzel" derken su tabancası oynu başlamış yerimden fırlıyorum, hem zaten omuzlarım fazla yandı off yine homojen bronzlaşamadım.
   ”Suyun içine dal anneee oyuncağım düştüğğ” , "acıktım","çişim geldi" komutlar bitmiyor tabi “şimdi ben sırtına çıkıcam yukardan suya atlıcam” ,”ben dalayım sen beni çek”,”sen ilerden dal gel ben seni çekeyim anne”,”kale yapalım anne”,”susadım”, ”taş topladım bunları saklayalım”. Yapalım oğlum, hepsini yapalım evladım. Neyse ki artık kendi kendine oynayıp,yüzebiliyor. Denize atlayıp atlayıp çırpınıp takılıyor yada başka çocuklarla arkadaşlık kuruyor. Arkadaki cafeye gidip çiğdem,cips,su vs alıp gelebiliyor tabi ki sürekli izliyorum ben ama tek gidip alıp geliyor. 
Havuz içinde gözünü açmayı öğrendi, denizde şnorkel kullanmayı öğrendi, ilk defa geç yatmaya başladı. Gece ben denize girerken kıyıda sürekli söylendi, oda karanlıkta suya girebilmek için babasının başını şişirdi ve rahat yüzemediğim için erken çıktım ama olsun. Yazlıkçı 70lik teyzelerle kanka oldu:)) Hele yandaki komşumuzla geçen seneden beri inanılmaz bir balkon konuşmaları var kadın bahçeye çıkmaya görsün “fidaannn napıyonnn? çay var bizde hadi bize gellll" :))


 2 Ağustos itibariyle kolluksuz yüzmeyi öğrendi.Yüzmeyi öğrendiğinde kıyıda oynarken rahat ederim sanıyordum ama ne mümkün.. Boyundan büyük bir öz güven ve cesaret ile atıyor kendini suya o nasıl biz hız ama anlatamam,çekip gidiyor derinlere doğru. Ayy dertsiz başıma dert mi aldım acaba:) Ama minnak çok mutlu ve başarısından dolayı inanılmaz gururlu. Bisikleti de iki teker kullanmayı halleder belki diye denedim ama ona daha var anlaşılan çünkü önü hariç her yere bakıyor sağ olsun. Bu sefer onu Efes ve Bergama'ya götürecektim ama anneannemi tek bırakamadık hem olsun minnak ona çok iyi geldi.Bu seferlik kısmet böyleymiş. Daha sonra Urla bağ yolu rotasını gezmek üzere not ettim. Şimdi kürkçü dükkanına dönüş vakti, cumartesi kardeşime kız isteyeceğiz ve o gece bayram için yola çıkacağız. Sonrada yaz tatilini resmi olarak kapatıyoruz.Hadi bakalım.
  

   

29 Mart 2018 Perşembe

Neden Varım ? Filozof Çocuk

                                               "Düşünmek çocuk oyuncağıdır!"


   Son zamanlar sık sık okuduğumuz ve üzerine uzuuun uzuuun sohbet ettiğimiz iki kitaptan bahsetmek istedim. Genelde İnstagram üzerinden #iceneokuyor etiketiyle okuduğumuz kitapları hızlı şekilde paylaşabilsem de bazıları hakkında daha uzun yazmak istiyorum. Çocuk kitapları genelde belli bir ders vermek üzerine kurulu olsa da ben daha çok "düşündüren" tarzda olanları seviyorum.
Bu kitabı bir deney parçası gibi gören minnak, hoşuna giden soruları bakkal amcadan,servis şoförüne,dededen, kuzene bazen komşularımıza bile soruyor. Bende ondan esinlendim ve Berkay'ın verdiği ilk cevapları videoya aldım, her sene aynı soruları tekrar soracağım bakalım hayatında neler, ne yönde değişmiş bu basit soruların cevaplarıyla az çok anlayabilirim diye düşündüm.
Gerçi aynı sorulara verdiği cevaplar şuan bile değişebiliyor çünkü yeni şeyler öğreniyor, başkalarının konu hakkında ki fikirlerini beğeniyor ve kendi düşüncelerini bu şekilde geliştirebiliyor. Mesela kitaptan bir soru "Başkalarının şanslı olduğunu düşünmenin sebebi kıskançlık olabilir mi?" Bu soruya yetişkinler ve çocukların verdiği cevaplardan araştırma konusu çıkar o derece enteresan.

  “Her sorunun tek bir yanıtı yoktur! Gerçek tektir fakat doğrular ise kişinin inancına, ahlakına, yetiştiği topluma göre değişiklik gösterebilir. Yani tek doğru cevabı aramaya uğraşma bunun yerine daha çok soru sor, keşfet ve ömür boyu düşün. Yanıtlar içine sinene kadar sormaya devam et.

Sen benim inandığıma inanmak zorunda değilsin! Herkes ile aynı düşünmek zorunda değilsin ama farklılıklara saygı duymalısın. Ve kimse ile inandıkları yüzünden dalga geçilemez!" Ona sürekli bu şekilde bahsediyordum ama kitapta zaten bunları pekiştirir şekilde bolca soru sorarak düşünmeye teşvik ediyor.Cevaplar vermekten kaçınarak öğretici olmaktan çok ,sorular sordurmaya yönelik.
    Ölüm hakkında da sorular var mesela ve inançlar hakkında. Bunlar çoğu kişi/aile için sorgulamaya bile açılamayacak, zinhar yasak konular. Ama işte kendiniz bile cevabını veremediğiniz soruları ve anneniz öyle yaptı diye yapmaya devam ettiğiniz şeyleri çocuklar merak ediyor. Çocuk kestirip atılan "çünkü öyle" gibi bir cevapla tatmin olamazsa, başka arayışlar içine giriyor. Sorsun ne var? Nasıl oldum diye sorsun, neden beni seviyorsun diye sorsun, çocuğun olmasam da beni sever miydin diye sorsun.. Sever miydin hakikaten? Kendinle arkadaş olmak ister miydin? Herkes neden farklıdır diye sorabilsin çocuk, özgürlük ne demektir diye sorsun ve belki ölüm nedir diye.. Bazı inançlarda ölüm son değil başlangıçtır diyebilmek zor mu? Her çocuğun anlayabileceği şekilde cevaplar var. Adil olmak nedir, sanat nedir, mutlu olmak için neye ihtiyacım var, hukuk nedir? Sordukça ufku açılsın.
  Çocukken çok merak ederdim mor neden mor, kim demiş ilk mor diye? Çilek neden çilek, neden muz değil? Neden okula gitmek zorundayım? Balık neden yüzer? Denizaltı nasıl yüzer? Güzel nedir?
Kazalar her zaman kötü değildir, mesela pekte talihsiz olmayan bir kaza sonucu Penisilin bulunmuş değil mi? Sorularıma bıkmadan yanıt veren, yetemediği zamanlarda önüme ansiklopediyi koyup "al oku öğren" diyen bir babam vardı. Evet canım benim zamanımda google yoktu,ansiklopedi vardı :) O kadar yaşlıyım yani :p Neyse annem hep geçiştirdi, babamda genelde cevap verdi ama daha çok kitap almaya çalıştı. Kütüphane üyelik kartı aldı. Elinden geldiğince destek olmaya çalıştı.
   Her şeyi bilmem gerekir mi? Birde bu var tabi. Bu seride ki kitaplar sorulara yanıt vermekten kaçınıyor daha çok sorgulamaya ve yeni bir soruyla başka bir konuda düşünmeye yönlendiriyor. İstemediğiniz bölümleri atlayabilirsiniz tabi ama genel olarak güzel.
  Hatta çocukla felsefi muhabbet yapmak büyüklerle tartışmaktan daha kolay. Ön yargıları yok, kalıplaşmış düşünceler yok aksine merak var. Daha çok soran, sorgulayan ve düşünen çocuklar bizlerin geleceği, bu yüzden elimden geldiğince sorularını cevaplıyorum ve destekliyorum ki merakını köreltmeyim.

31 Ekim 2017 Salı

Akran Zorbalığı

   Geçenlerde okuldan bir suratla geldi ; arkadaşı ona "sen şişmansın ve kötü görünüyorsun" demiş! Çocuk işte üzülmüş "ama ben şişman değilim ki ben sadece çocuğum dedim o anlamıyor" dedi.. Akran zorbalığı konusunda ilk tecrübemiz ve hazırlıksız yakalandık "çok kaba bir davranış beni üzdün,hoş değil söylediklerin" diyebilirsin dedim,hemen karşı çıktı "aaa insanlara kaba diyilmez üzülürler" Çocuk haklı bir yönden çünkü biz ona hep şişman,kısa,uzun,kel vs diye insanlar ayrılmaz sadece kadın,çocuk ve erkek vardır dedik.Ten rengi,cinsiyeti,görüşleri,giyimi,inancı bizi ilgilendirmez ve alay konusu olamaz asla dedik o da şimdi bana "hayır ben normalim o da normal böyle şeyler söylenmez işte ama o anlamıyor,beni üzdün seninle oynamak istemiyorum" demiş ve gelmiş.Artık onunla oynamak istemiyormuş ve bir ara dudağı büzüldü söylerken ağlayacak gibi oldu sonra “off tamam boşver” dedi.Belki kötü bir gün geçiriyordur arkadaşın falan dedik ama çokta takmak istemiyorum çünkü çocuk yani bu duygu halleri pek stabil değil,yarın gelir en çok onu seviyorum falan der.
İçim parçalandı tabi insan istiyor ki hep yanında olsun,kollasın,kimse duygusal yada fiziksel zarar veremesin...ama işte öyle olmuyor ne kadar çabuk bunlarla başa çıkmayı öğrenir ve kolay atlatmayı becerebilirse o kadar özgüvenli olacaktır.Karakteri şekillendirecek olaylar bunlar ve tabi bizlerinde takındığı tavırlar biliyorum ama ahhh kalbim.. 
Bazen diyorum biz fazla mı duygusal ve kibar yetiştiriyoruz dışarısı öyle değil,insanlar acımasız ve kavgacı.Ama hakkını aramak için şiddete başvuran bir insan olsun da istemem.Sana vurana sende vur diyemiyorum,kızmalısın sadece napıyorsun de mesela diyorum ama doğru mu yanlış mı bilemiyorum gerçekten.Böyle zamanlarda daha zor ebeveynlik.Hani büyüdükçe kolaylaşıyordu?! 
    Bir arkadaş içimi döktüğüm fotoğrafın altına yazmış “Seninkinden çok o çocuğa üzüldüm.Düşünsene 3,5 yaşlarında bir çocuk böyle davranmayı nerede öğrendi acaba?”  Haklı.Her çocuk eşit şartlarda büyümüyor tabiki.Berkay kavgacı değil hatta genelde susup,karşı koymayan taraf.Ama başka birini korumak için ses çıkartmaya çalışıyor.Sürekli gülümser ve insanlara sorular sorar,ilgilenir,sarılır.Eşim bu durumdan çok sıkıntılı çünkü fazla duygusal olduğunu düşünüyor, bende sadece kendi koruyabilecek kadar sesi çıksa yeter diyorum ama tabi bizim dememizle olmuyor.Çocuk gözümüzün önünde büyüyor ve gelişiyor.Yüksek sesli konuşmalardan dahi haz etmeyen sakin bir karakteri var.. Nasıl devam eder,neler yapabiliriz bilmiyorum ama bir anneden güzel bir öneri geldi.Anne zor/alaycı/yaramaz çocuğu canladıracak, çocukta kendini nasıl koruması gerektiğini öğrenecek.Bu rol yapma oyununu biraz değerlendireceğim tabi.Gelişme olursa bahsederim.Farklı önerilerede açığım.
Bu arada gözlüğede alıştı gibi:)




8 Ağustos 2017 Salı

Hep Bir Ekşın :)

  Geçenlerde köy gezimizde neler neler yaşadık.İceoğlan daha önce hiç denk gelmemişti ilk defa mezarlıkları gördü, akabinde ölümle ilgili çok soru sordu. Sünnet çocuğu gördü "bu çocuk çok komik giyinmiş bu ne beee eheheheh" diye gülerken bir densiz amca eliyle makas taklidi yapıp "Bülüğünü kestirdin mi büllüğünüüü?" diye taciz ettikten sonra mecbur o konuda da konuştuk."Ucundan biraz alıcaklar zamanı gelince vs,temizlik için şart,pislik olursa hastalık olur hatta o yüzden tuvaletını oturarak yapıyorsun çünkü ayakta hiç sağlıklı değil diye.Normal karşıladı "olur tamam pis olmasın" dedi.Bu arada halk arasında büllük denilen şey bildiğin penis:) Artık pipi demiyollağ demek.


Şişman diye dalga geçilen bir çocuk gördü "ne var onun vücudu öyleyse,benim ki böyle herkesin ki farklı,boyumuz,saçımızda farklı neden üzüldü ki kız?" dedi.Dalga geçen çocuğa gidip kızayım ben bir daha yapmasın hiç hoş değil dedi ama ilk önemsediği kızın neden üzüldüğü oldu.Labirent oyunlarında en uzun yolları seçip beni çıldırtan çocuk nasıl böyle mantık yürütüyor ya? 
  Bir akşam bahçede otururken kuyunun önüne düşen yaralı bir kuş bulduk ona üzüldü,tedavi ettik o iyileşme sürecine tanık oldu,güzeldi.. Nerde tuhaflık gelir bizi bulur dağda mantar toplarken sen kır sapını,sonra o ellerini gözlere sür, yandı tabi gözleri çıldırdı çocuk.Ramazanın son günü gitmiştik biz,şehirde pek duyulmuyor tabi ramazan davulunun sesi ya gece korkuyla kalktı,sonra neden saat kurmuyorlar ki bu ne saçma iş diye söylene söylene uyudu:) 
  En bombası bir akşam yürüyüşten dönerken bir anda aşka gelen büyükbaş hayvanları görünce "anneeee ne oluyooo ya,naapıyor bunlar?" diye bağırmasıydı. "Birbirinden hoşlanan çiftler için normal birşey annecim" dedim,"iyi tamam o zaman biz gidelim bari" dedi.Fakat bir büyük boy kuzeni "inekler sadece ineklere mi aşık olur? İnek kediye aşık olamaz mı?" diye sorular sormaya başlayınca bir koşu anasının kucağına attım yavruyu.Benim için "love is love" ama herkes aynı düşünmüyor,elalemin çocuğuna neyi nasıl anlatayım? Kendi çocuğumada bu konuda başkası fikrini anlatmadan önce ben konuşmak isterim ama mümkünse bu yaşlarda değil.Cinsel eğitim konusunu yaşına uygun olarak açıkca konuşmaktan yanayım,"ayıp" denilip geçiştirilmesini doğru bulmuyorum.
  Ay o kadar acaip sorular geliyor ve öyle tuhaf muhabbetler geçiyor ki aramızda..Bazen çenesinden yılsamda çok keyif alıyorum..bazen.. 

7 Temmuz 2017 Cuma

Su Tabancası Sorunsalı

   Bu haltıda yedik ya en sonunda ben daha ne diyeyim a dostlar? Öncelikle "Anne olunca bunu yapmam yeaaa" dediğim bir iki şeyi bana güzelce yedirdiği için buradan minnak oğluma teşekkürü borç bilir,daha da büyük konuşmam anacım sizde akıllı olun derim yoksa bu minnaklar aklınızı alıyollağ🙈 Tabi ki markete gidip çocuğu evde uyur vaziyette bırakma,ağlayınca oto koltuğundan çıkarma gibi uç şeyler asla yapmam ama mesela silah almam diyordum su tabancası aldım.Ay ama çok ta keyifli be! Moda sahilde doyasıya oynadık daha doğrusu o oynadı,dönerken benim her yanımdan şıpır şıpır sular damlıyordu🤣 

Tatil yerlerinde,
havuzlarda,akşam gittiğimiz parklarda her yerde çocukların elinde var,bakıyor güle oynaya koşarak çocuklar oynuyor özendi yavrucak.Düşündüm bi çocukken nasıl keyif alırdık kuzenlerimle,kardeşimle böyle oynamaktan.Ve hiç birimiz şiddet yanlısı olmadık,oyunu tadında bıraktık.Kardeşim askerdeyken bile silah eline bir kez aldı talim için (onda bile söylenerek) resmi bayramdı o şekilde tek bir fotoğrafı var.Şimdilerde çocukların silah görmeme gibi bir lüksüde yok,havaalanına gidiyoruz ohal var her yer taramalı tüfekli özel kuvvet polisleriyle dolu keza şehrin meydanları aynı durumda..en azından anlıyor artık silah dediğin şey "güvenlik kuvvetlerince" ve "gerektiğinde" kullanılmalıdır.Daha da yapabileceğim bir şey yok artık ben üstüme düşeni yaptım zaten, yapıyorumda.Barışçıl bir çocuk yetiştirdiğime inanıyorum.Ölme,vurma,zarar verme temalı oyunlar oynamıyor , öfkeli olduğu zamanlarda hararetli şekilde konuşarak anlatıyor ve çözmeden asla yakanı bırakmıyor.  
  "Silah korunma amaçlıdır annecim ve eve alınması iyi değil! Bizi zaten polisler,askerler koruyor bizim silaha ihtiyacımız yok.Kötü insanlar silah kullanır ve birilerini yaralayabilirler." şeklinde anlatıyoruz gördüğü zamanlar.Hatta ilk defa bir arkadaşında oyuncak siyah bir silah gördü bu kış ve kaptığı gibi çocuğun annesine gitti "Bunlar çok sakıncalı bilmiyormusun sen? Böyle pis şeyler çocuklara alınmaz! Al bunu çöpe at bence!" dedi! Hah dedim aferim bak bazı şeyleri doğru yapıyoruz demek ki.Bilmiyorum arkadaş ortamında çok tartışmıştık bu konuyu ama sonuçlara baktım birde oğluma..İceoğlan zaten fazlasıyla sevgi dolu ve ince ruhlu bir çocuk."Teşekkürlerrr","özür dilerim","rica ederim","lütfen","elinize sağlık" kelimelerini yerinde kullanır.Biraz atarlı,giderli bir velettir ama kavga etmez hiç.O yüzden elinde bu OYUNCAĞI verdiğimde olumsuz sonuçları düşünmedim.Zaten hiçte düşünüldüğü gibi kimseye hedef almadı, ilk iş gidip bahçedeki kediler için koyduğumuz su kabını doldurdu.
  Ailenin genel tavrı,tartışma zamanlarında ki tutumu,hal ve hareketlerini örnek alıyor çocuklar.Tabiki kendi karakterleri var ve istekleri farklı olucaktır ama sevgi ve anayış dolu bir ortamda büyüyen bir çocuğun aksi şekilde olabileceğini düşünmüyorum.



• Bunu da "aaa inanmıyorummm senin asla böyle bir oyuncak alcağnı düşünmezdim, çok erkeksi değil mi?" diye soran bir iş arkadaşım yüzünden yazma,bu konu hakkında içimi dökme gereksinimi hissettiğim için buraya iliştiriveriyorum.Ayrıca silahların "erkeklik" ile bağlantılı olduğuna inanmıyorum! Bireysel silahlanmaya karşıyım ama çok sevilen ve bununla övünülen bir ülkede yaşıyorum.Zevk için hayvan avlanmasınada karşıyım!!! Oldu mu? 😊😆 


25 Mayıs 2017 Perşembe

Bir Garip Kardeş Meselesi

  Okuldan arandığını görünce karnına ağrı girip,içinde biiişiyler kıpraşan,gerilerek cevap veren bir ben mi varım? "Ayy bi yerini kırdı kesin,bu kez bişiy oldu oyhhf.." diyerek bekliyorum karşımdaki konuşurken:)) Okuldan fazla aranılmayınca,birde çok hareketli bir çocuğa sahip olunca normal herhalde dimi?
 
  Bu aralar telefonla fazla ilgilenmiyorum ayrıca iki defa tatile çıktık,eve bir hafta misafir geldi falan derken unuttum.Geçen ay neler neler oldu kızzzz:))
  Okuldan aranmam ile başlayım.Öğretmen anlatmaya başladı konuştu konuştu, sonra sordu "evde son zamanlarda bir değişiklik vs oldu mu?" 10-15 gündür bir gerginlik varmış benim yavruda:( Evde de bir hırçınlık,paylaşmama,öfke,aşırı yapışık bir ilişki söz konusuydu zaten meğer evladımın bir derdi varmışmış.Dert "kardeş"!!!! Söz konusu olmayan,bahsi geçmeyen,hiiiiç düşünmediğimiz,henüz olmayan,şart olmadığını düşündüğüm kardeşin kıskançlığı:) Hey allahım ne çocuk bu yahu.
  Bizim oğlan pek bir duygusal bu sadece benim değil psikoloğundan,öğretmenine varıncaya kadar herkesin farkına vardığı bir durum.Duygularını anında yüzünden ve tavırlarından fark edersiniz.İlgi hep kendi üstünde olsun ister.Sanırım tek çocuk olmasının etkisi büyük.Ee birde anane&dede için tek torun,kuzenlerimde çok seviyor ve el üstünde tutuyor derken ilginin hep onda olmasına alıştı bu onun hoşuna gitsede aslında çok sağlıklı bir ilişki değil farkındayım ama elimden pek birşey gelmiyor.Telefondan sonra ertesi gün okula gittim konuştuk,onlar minnoyu bazen (sınıfıyla) 20-24ay oyun grubunun yanına götürmeye,kardeş konusunu okulda işlemeye karar verdiler.Zaten sorun da yeni kardeşi olan bir arkadaşı yüzünden olmuş.Annesi hamileliği belli olmadığı için 7.aya kadar çocuğa hiç bir şekilde anlatmamışlar ve çatt bebek 7 aylık doğmuş.Eve bir git annen yok,ertesi gün de kucağında bir bebekle geliyor!!! Okuldakiler çocuğu sakinleştirmeye çalışırken bizimkide etkilendi herhalde.Aynı zamanda yakın arkadaşımızın bebeği oldu i,birde amcasının bir bebeği daha olacağı haberini aldık.Hepsi üst üste fazla geldi yavrunun bünyesine herhalde.Sonraki hafta bu konu okulda işlendi ve biraz sakinledi.Hatta karşı komşumun çocuklarını görünce "bak onlar hiç sıkılmaz çünkü oyun oynayacak kardeşi var" dedi "ee sence oyun için bir kardeşin mi olmalı" dedim "bebeğe hayııırrrr,kardeşe evet" diye cevap verdi!?
(ne sevimliler dimiiiğ insanı üremeye teşvik ediyollağğğ ama sonraki fotoya bakınız,böyle uyanmak istermiyim her sabah..bilemiyorum..)

   Biz o noktaya henüz geldik mi bilemiyorum fakat İceoğlan bir kardeş,arkadaş,body birşey istiyor.Ne olduğunu tam olarak anladığından emin değilim:) Zaten bebek asla ve asla istemiyormuş sanki onun kararı sıpa hehe."Karnını aç ve lütfen oraya bir abi yada abla koy!" diye istekte bulunuyor.Çocuklar annelerin karnından geliyor evet ama sandığın şekilde olmuyor o aşkım diyesim geliyor:) Bebek istememesinin sebebi çok ağlıyor ve kakalarını üstlerine yapıyor olmalarıymış.Ayrıca bebek gelen eve babalar artık daha geç gelmeye başlıyormuş😳3 yaşında ki çocukların klasik park muhabbetlerimi bunlar? Evdeki olayları nasıl algılıyor ve birbirlerine neler anlatıyor bunlar böyle! 
  Üzerinden bir süre geçti ve bu sorunda unutuldu gitti ve tabisi yerine hemen başka bişiy geldi:) 

22 Aralık 2016 Perşembe

Büyüyünce Ne Olucağn Yavrum?

  "Söyle bakim teyzene ne olucen büyüyünce çocuum ?" Hangimize sorulmadı ki? Ayyy hiç sevmez,pis pis gözlerimi devirir ve hep (annem tarafından) cimcirilmeyle sonuçlanan cevaplar verirdim:) Sana ne yani sana ne arkadaş,boş muhabbet işte.Çocukla gerçekten ilgileniyorsan sor en son hangi kitabı okumuş,en çok ne yapmaktan hoşlanır falan.Birde bunun daha gıcık versiyonu "en çok anneyimi seviyorsuuuuun,babayımıııı hı hı?" Allahtan artık böyle sorular soranlar kalmadı yada var da bana denk gelmedi(hayret!). Ama ilerdeki mesleğini merak edenler hala mevcut,çocuktan bir cevap almaya çalışma,yönlendirme vs..
Babanesi geçenlerde "doktor olda sen bize bak emi oğlum?" dedi bizimkide oyuncak dr setini kapıp "paran varsa hemen bakabilirim"dedi hahahaha:))
  Bir liste yapsaydım neler olmaz belli gibi.Resim yeteneği çöp adam çizmekten (ki onun bile hakkını veremeyen) ileri gidemeyen ananeye çekmiş çeke çeke..Ressamlığı listeden sildik haliyle heykeldi,çiniydi falan onlarıda geç.. Dans ve müzik ise hala revaçta.Geçen ay kreşte veli-meslek tanıtım etkinliği vardı farklı farklı meslek gruplarından anne&babalar mini sunumlar yaptı sanırım ordan aklında kalan bir iki şey oldu.. Kendi düşündüğü birşeyler de var; uçak pilotu olup,araba yarışlarına katılmak ve dağlara tırmanmak istıyormuş birde kedi istiyormuş,birde bisiklet,birde dans etmek:)) Xmas dileklerine bağladı iyice sona doğru ama hayali buymuş madem ne diyiim.Aa unutmadan uçak pilotu olunca insanların kafasına çokolata atıcakmış herkes mutlu olcakmış.Başlarından aşağı yağsın istiyorsun yani değil mi oğlum dedim "hayır kafalarına atcam mutlu olcaklar" dedi töbee töbee:D İşin şakası bir yana böyle bir listem tabiki yok ve daha çok küçük olduğunu biliyorum.Gün geçtikçe şuan sevmediği alanlara ilgi duyabilir belki yeteneği bile vardır kimbilir.Canı ne isterse öyle olsun,mutlu olsun,kendine yetsin en güzeli..