Eğer siz de çocukluğunuzda Boğa Ferdinand kitabını okuduysanız bu filmi de mutlaka izleyin derim. Tabi uzun süreli ve akıcı olması açısından kitaptan biraz farklı gitse de mesaj aynı, hikayenin naifliği aynı.
Hayvan sever,doğa aşığı ve sevgi pıtırcığı insanların kalbine dokunacak bir kitap Ferdinand, o kadar seviyorum ki anlatamam. Ben kitabı ilk olarak oscarlı bir film olan The Blind Side'da geçen bir sahneden öğrenmiştim. Michael Oher'in gerçek hayatından bir kesit olan filmde koruyucu annesi ona ve çocuklara Ferdinand'ı okuyordu tabi Michael'de kendini bu tatlı boğa ile özleştiriyordu. Genç ve heybetli fakat bir o kadar sakin ve duygusal olan Ferdinand'ın bir yanlış anlaşılma sonrası boğa güreşlerine sürüklenmesi, kötü yaşam koşullarından çıkmasına rağmen koruyucu ve aileye bağlı şiddetten hoşlanmayan Michael'le hikayelerindeki benzerlik..
O filmi de çok sevdim bu arada söylemeden geçmeyim:) O zamanlar çoluk çocuk fikri bile bana uzaktı ama bu kitap illa bende olmalıydı hemen sipariş verdim.
Şimdilerde oğlumla okumaktan zevk alıyoruz. "Dövüşmesin zaten boğalar, hayvanların canı yanmasın" diye üzülüyor.. Bir yandan birkaç gün önce gördüğüm video düşüyor aklıma üç tane ürdünlü mü suriyeli mi ne çocuk bir yavru köpeği canlı canlı biçiyor önce kuyruğunu sonra bacaklarını..biz bir böcek bile öldürmak zorunda kalsak o çıt sesi günlerce kulağımızdan gitmiyor, pişmanlıktan gözlerimiz doluyor.. O zaman #stopstierkampf diyelim ve bu güzel kitabı ve filmi tavsiye edip bitireyim:)
Oğlumla öğrendiklerimiz,okuduklarımız,izlediklerimiz ve gezdiğimiz yerler üzerine..
ICE'ın Kütüphanesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ICE'ın Kütüphanesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Haziran 2018 Çarşamba
Çocuk Takip Cihazları
Son zamanlarda çocuk kayıp vak'aların da ki artış ve serviste unutulan çocuklardan sonra bu konuyu daha detaylı düşünmeye başladım.
Çocukken başına buyruk bir velet oluşumdan bir kaç kez kaybolmuştum ama daha 3 yaşıma gelmeden pimpirikli annemin ev ve iş yeri telefonlarını/adreslerini bildiğim için bir mağazaya girip "ben buradayım" diye telefon açtığımı hatırlıyorum:) Bir kerede Tansaş'ın içinde kaybolmuştum ama orada annemi çığlıklarından bulmuştum..
Berkay'a evin ve iş yerinin adresini öğrettim, zamanla numaralarımızı da öğrenecektir. Zaten bu çocuklar için güvenlik saatleri burada mantıklı çünkü acil durum butonundan çocuk sizin numaranıza ulaşabiliyor,tek tuşla arama yapabiliyor. Fakat böyle bir takip sistemini çocuğa kullandırmak..yani bilemiyorum işin psikolojik yönüyle ilgili bir görüş bildirebilecek değilim ama etik bulmadığım kesin. İlk etapta yapılması gerekenleri öğretmek ve tabi mümkünse göz önünden fazla ayırmamak önemli. Ama okul ve okul gezileri var, büyüyorlar arkadaşlarıyla takılıyor ve parkta oynadığı alanlar genişliyor, kendini kısıtlanmış hissetmek istemiyor üstelik bu konuda bize artık karşı çıkmaya da başladı. "Her an dip dibe olmasak artık ben büyük bir çocuğum" dedi. Parkta "benimle şuan oynamana ihtiyacım yok burada arkadaş buldum onlarla oynayacağım sen biraz ilerde oturabilirsin bence" diyebiliyor mesela!
İlk önce kaybolursan bulunduğun yerden sakın uzaklaşma, inşaat ve köprü altı gibi ıssız yerlere gitme. Etrafta polis yoksa mutlaka yanında çocuğu olan bir kadının yanına git ve yardım iste. Daha önce kararlaştırdığımız kişiler dışında (bizde anane,dede,dayı ve kuzenim) asla kimseyle bir yere gitmemelisin. Tabi bunu örnekleme ile anlatıyoruz mesela amca olmaz,komşu olmaz,benim arkadaşım olmaz gibi. Burada amaç amcadan uzak dur demek değil ama en güvendiğin ve önceden karşılaştırdığımız isimler dışında kim olursa olsun gitme demek! Çünkü çocuklar bizim gibi düşünmüyorlar bir kere istisna yapıp oda olur,buda olur denildiğinde tanıdık bir başkasınında olabileceğini düşünecektir. O yüzden o listeyi iyice düşünüp karar vermek sonra çocuğa öğretmek lazım.
Birisi seni rahatsız ederse,elini kolunu tutarsa,seninle konuşmaya çalıştığında bağırarak yardım iste, tekme at ve sesini olanca gücünle çıkar gibi nasihat da veriyoruz tabi ki.
Şu takip cihazı olan kol saatlerinden de kullanan çok kişi tanıyorum.Acil yardım butonuyla tek kişiye ulaşabiliyor ve daha önceden sisteme kaydedilmiş 10 numara tarafından aranılabiliyormuş. Şu an düşünmüyor değilim eşimse kesinlikle istiyor. O kadar çok kayıp,kaçırılan ve servislerde unutulan çocuklar var ki ne yapacağını şaşırıyor insan. Bununla ve bedenini korumasıyla ilgili örnekler veren kitaplar almıştım. Mesela bu "Ben Herkesle Gitmem Ki" her ne kadar üstünde 5 yaş ve üstü denilse de 3 yaşın rahatça anlayabileceği tarzda güzel bir kaynak.
Aaa birde kalabalık konser yada büyük bir etkinliğe yada dağda yürüyüşe falan çıkarken çok parlak ve ayırt edilecek renkte kıyafetler giydiriyorum. Bunu da CSI dizilerinden öğrenmiştim.
Bu yandaki listeyi inceleyip eşimle konuşarak ortak karar vererek doldurduk. Dolabımızda asılı bazen hatırladıkça üstünde duruyoruz. Allah hepimizin evlatlarını esirgesin ve korusun ama ilk önce bizler her türlü önlemi almalıyız. Sosyal medyadan da soruyorum bunu "sizler ne yapıyor,nasıl önlemler alıyorsunuz" diye bir birimize yol göstermek açısından faydalı bulunuyorum. Gerçi biri "gözünün önünden ayırma yeter,çocuğuna sahip çıkarsan bir şey olmaz,çok gezme" diye mikemmel zeka ürünü bir fikir belirtmiş..
Allah kimseyi evladıyla sınamasın, büyük konuşmayalım diyorum ne diyeyim. Oğlumun okulundan da bununla ilgili konuları işlemelerini talep edeceğim.
26 Haziran 2018 Salı
Haftanın Kitabı: Frida Kahlo
Cinsiyetçi dayatmalara çocukluğundan beri cesurca karşı çıkabilmiş bu büyüleyici kadını, çocuklara göre anlatan bir kitabını bulabilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Sakat ama güçlü, aldatılmış ama aşkı aramaktan vazgeçmemiş, hayalperest ama idealist bir devrimci, hayvan sever, inatçı, harika bir sanatçı ve ressam.. Oğlumun onu tanıması için yaşına uygun şekilde okuyorum, sonra belki çıktılar alır resimlerini renklendiririz..
"Erkek annesi" olmanın ayrıcalık görüldüğü şu günlerde belki de en çok o tipte annelerin çocuklarına alıp hediye etmeli. Antiprenses serisi güzel bir dizi olacağa benziyor,bu serinin ilk kitabı. Kitabın ön kapağında "kızlar ve oğlanlar için" diye belirtilmesi çok çok hoşuma gitti. Oyuncakçılarda bile reyonlar kızlar ve erkekler için ayrılmışken bu ifade nasıl hoşuma gitti anlatamam.
Duygularını,memleket özlemini resimlerinden hissettirebilen "fiziksel ağrılarına rağmen sanatın, mutluluğun peşinden koşmuş ve sadece kendisi için değil, başka insanlar için, dünyanın iyiliği için savaşmış bir kadın" Frida! Eğer seviyorsanız mutlaka çocuğunuzun kitaplığı için bir inceleyin derim.
İyi okumalar..
"Erkek annesi" olmanın ayrıcalık görüldüğü şu günlerde belki de en çok o tipte annelerin çocuklarına alıp hediye etmeli. Antiprenses serisi güzel bir dizi olacağa benziyor,bu serinin ilk kitabı. Kitabın ön kapağında "kızlar ve oğlanlar için" diye belirtilmesi çok çok hoşuma gitti. Oyuncakçılarda bile reyonlar kızlar ve erkekler için ayrılmışken bu ifade nasıl hoşuma gitti anlatamam.
Duygularını,memleket özlemini resimlerinden hissettirebilen "fiziksel ağrılarına rağmen sanatın, mutluluğun peşinden koşmuş ve sadece kendisi için değil, başka insanlar için, dünyanın iyiliği için savaşmış bir kadın" Frida! Eğer seviyorsanız mutlaka çocuğunuzun kitaplığı için bir inceleyin derim.
İyi okumalar..
16 Nisan 2018 Pazartesi
Çocuk Kitapları : Elmer Serisi
Rengarenk kendine has bir fil olan Elmer'i tanımayan yoktur ama biz anne oğul çok sevdiğimiz için bahsetmek istedim. Benim en sevdiğim tarafı "farklılıklar güzeldir" mesajını gözümüze sokmadan, çok öğretici bir hikaye ile anlatmadan, normal şekilde bahsediyor oluşu. Gereklilik kipi kullanmamasını bence çocuklar bile fark ediyor, bu da hikayeyi daha çok sevdiriyor ve seriyi daha özel bir yere koyuyor.
Öz saygı, farklılıklara saygı ,sıradan olanında güzel olduğu, çeşitlilik, olumlu düşünce, dayanışma, kuşaklar arası ilişkiler (dede torun gibi), hoşgörü gibi bir sürü farklı konu geçiyor içinde ve dediğim gibi buna rağmen öğretici ve sıkıcı değil aksine rengarenk ve sıcacık.
Biz ilk olarak Elmer ve Büyükbaba Eldo'yu almıştık. Berkay dedesiyle okumalara doyamamıştı. Okulda da geçen ayın Gems konusu "Gökkuşağı" idi. Elmer ve Gökkuşağı'nı okudular ki o kitaptaki "verdikçe eksilmezsin" mesajı da bence çok hoştu. 1 ay boyunca çeşitli Elmer etkinlikleri yaptılar ve çok eğlenmiş hatta evde de okulda ki gibi boyama yapmak istedi. İnternet ve Pinterest bu konuda bir derya, "Elmer etkinlik" yazınca onlarca öneri çıkıyor.
Geçen günde okulla birlikte İyi Cüceler Kitap evine gitmişlerdi, dinledikleri hikayenin ardından her çocuk (20tl bütçeleri ile) kendi seçtiği kitabı tek başına alışveriş yaparak almış. Bizim ufaklıkta Elmer kitabını seçmiş:) "Neden bu?" dedim. "Çünkü o tatlı ve iyi bir fil, çok renkli oluşu da ne güzel,bence benim arkadaşım olsa çok iyi anlaşırdık" dedi. Seriden iki kitaba daha göz koymuş bile onları da istiyor. Hem kendime hem çocuğuma bolca kitap aldığım için gereksiz yere masraf(!) yapmakla suçlanıyorum en başta annem ve çoğu kişi tarafından ama gerçekten anlayamıyorlar kitapların verdiği zevki, kurdurduğu hayalleri, nasıl bir sığınak olduğunu. Eğer ikinci el için bolca seçenek ve güzel çocuk kütüphanelerimiz olsaydı tabi ki bu seçenekler değerlendirirdim fakat böyle bir imkan yok.
Elmer der ki; " farklılıklar güzeldir ama özel olmak için farklı olmaya ihtiyacımız yok!
3 Nisan 2018 Salı
Evcil Hayvanın Ölümü
Evimizin minicik neşesi Mimi' yi kaybettik:( Üstünden biraz süre geçti tabi yeni değil ama acısı hep taze böyle şeylerin. Sabah Berkay'ı okula geçirdikten sonra yanına gittim neden sesi çıkmadı diye o sırada fark ettim. Tabi bir önceki gece saatlerce oynadığımız ve oğlumun onunla kıkır kıkır gülüşmesi,saçlarına konması, öpmesi aklıma geldikçe çok üzüldüm, oturup ağladım. Hatta ağladıkça rahatladım.
Benim şimdiye kadar 3 köpeğim, ikide muhabbet kuşum vefat etti.
Hatırlıyorum da annem bu konuda bizimle fazla konuşmamıştı. Babaannemi kaybettiğimizde bile ciddi bir konuşma yapmamıştık. Çok sonraları biriyle konuşurken benim ne kadar güçlü hatta bazen umursamaz olduğumdan bahsettiğini duydum. Hiç bir şeyden korkmadığımı düşünüyormuş ve bu sebepten de desteğe ihtiyacım olmadığını düşünmüş! Belki de ben bu yüzden oğlumla her şeyi konuşmaya çalışıyor, hiç bir konuyu üstün körü geçiştirmek istemiyorum. Zaten okuduğum kadarıyla çocuklara "ölüm" kavramını anlatan kişinin psikolojisinden etkilenecekleri için, ölümü içsel olarak sindirmiş birinin anlatması uygun olurmuş.
Benim için anlatmamak bir seçenek değildi. Benimle her duyguyu konuşabileceğini bilmesini istedim. Ayrıca bu yas süreciyle nasıl baş ettiği ileri ki yaşamında da yas ve kayıp ile nasıl baş edeceğine dair bir referans oluşturacağı için elimden geldiğince dikkatli davranıp,destek olmaya çalıştım.
Biliyorum çağımızda ebeveynlik artık daha zor çünkü her şey travma sebebi. "Balığı öldü ayyy söylemeyelim, hemen yerine aynısından koyalım" gibi bir fikir çoğu kişiye göre daha normal. Ben ise önce geçiştirdim ama unutulur denilen süre geçmesine rağmen hala sormaya devam edince, kuşunun öldüğünü söyledim. Üzüldü, keşke daha iyi baksaydık hasta olmasaydı dedi ama sadece hastalıktan ölünmez her şey doğar ve ölür dedi. Uyuyor desen uyansın der,artık daha iyi bir yerde desen gidip görmek ister,kaybettik desen o ayrı bir boşluk oluşturur.. Ee soyut kavramları anlayabilecek bir yaşta değil. Anlattık yine de ama bu kadar basit kapanmadı konu çünkü sadece hastalıktan ve yaşlılıktan ölünmüyor. Konuştuk biraz..sıkıntı vericiydi. Dibimizde savaş var ve savaştan kaçan ,sokaklarda hayat mücadelesi vermeye çalışan binlerce mülteci var. Çocuk bunları görüyor çünkü her yerdeler, haber değil ki kanalı değiştir görmesin! Dilendirilen çocukları görüyor, sokakta ölmüş bir hayvan da görebiliyor. Sonuçta hayat herkese adil davranmıyor, doğduğun coğrafya nasıl bir hayat yaşayacağın konusunda belli imkanlar sunuyor. Ebeveyni olmayan çocuklar, yuvada büyüyenler, şehit çocukları, sakat doğanlar, kanser olanlar.. Küçücük yaşında kendinden büyük sorunlarla mücadele edenler var. Neler neler yaşayan çocuklar varken normal olanı çocuğumdan saklamak onu gerçek dünyadan sakınmak istemiyorum.
Ama her çocuğun yaşından ziyade duygusal yapısına göre anlatılabilecek bir tarz vardır diye düşünüyorum. Ben cenazeye götürmeyi tercih etmem mesela ama bunu da yapan çok. Bakıyorum da köylerde çocuklar baktıkları hayvanların kesildiğini görüyor hatta dağlarda avcılık yapanlar, haliyle çocuklarına da bunları öğretiyor. Hollywood filmlerinde görüp eleştirilen şu ölü süslenen evler vardır ya hani içinde insanların yaşaması yadırganır. Aslında imamların camilerde yaşaması ve büyük şehirler dışında morgların camilerde olması, dışarıda ölü yıkanması, çocukların bunlara şahit olması hatta kurbanlık kesilirken çocuklara izlettirilmesi, cenaze namazlarında en ön saflarda tutulmaları falan hiç konuşulmaz. Toplumumuzda pek tutarlı bir davranış modeli yok yani. Herkesin inancına ve yetiştirilme tarzına, kendi aile yapısına göre konuyu ele alış şekli değişiyor.
Ölüm de doğum gibi normal. Ama herkes süreci farklı yaşıyor. Genelde insanlar kendi hazır hissetmediği yada karmaşık şeyler hissettikleri duygulara karşı ,işte ölüm gibi, çocuklarda travmatize duygular yaratabileceği için konuya değinmekten kaçınırlar. Oysa çocuğu kaygılandırmadan ölüm ve umuttan beraber bahsedilebiliyor. Bunun yolunu anlatan kitaplar fazlasıyla mevcut, içinden kendinize göre olan bir tane muhakkak ki bulursunuz.
Ama her çocuğun yaşından ziyade duygusal yapısına göre anlatılabilecek bir tarz vardır diye düşünüyorum. Ben cenazeye götürmeyi tercih etmem mesela ama bunu da yapan çok. Bakıyorum da köylerde çocuklar baktıkları hayvanların kesildiğini görüyor hatta dağlarda avcılık yapanlar, haliyle çocuklarına da bunları öğretiyor. Hollywood filmlerinde görüp eleştirilen şu ölü süslenen evler vardır ya hani içinde insanların yaşaması yadırganır. Aslında imamların camilerde yaşaması ve büyük şehirler dışında morgların camilerde olması, dışarıda ölü yıkanması, çocukların bunlara şahit olması hatta kurbanlık kesilirken çocuklara izlettirilmesi, cenaze namazlarında en ön saflarda tutulmaları falan hiç konuşulmaz. Toplumumuzda pek tutarlı bir davranış modeli yok yani. Herkesin inancına ve yetiştirilme tarzına, kendi aile yapısına göre konuyu ele alış şekli değişiyor.
Ölüm de doğum gibi normal. Ama herkes süreci farklı yaşıyor. Genelde insanlar kendi hazır hissetmediği yada karmaşık şeyler hissettikleri duygulara karşı ,işte ölüm gibi, çocuklarda travmatize duygular yaratabileceği için konuya değinmekten kaçınırlar. Oysa çocuğu kaygılandırmadan ölüm ve umuttan beraber bahsedilebiliyor. Bunun yolunu anlatan kitaplar fazlasıyla mevcut, içinden kendinize göre olan bir tane muhakkak ki bulursunuz.
Durduk yere her canlı bir gün ölümü tadacaktır diyelim demiyorum tabi ama vakti geldiğinde bundan kaçınmayı ben kendi adıma doğru bulmuyorum. Yaşam döngüsünden bahsediyoruz, mesela Aç Tırtıl bile ne evrelerden geçiyor değil mi? Yapraklar diziyoruz yan yana yeşil,sarı,kahverengi,mor ve kuru.. Onlarda değişiyor. Hayat aynı durmuyor. Derelerden akan su göle doluyor,göl hep aynı olduğu yerde ama içindeki yaşam değişiyor, o su biz fark etmeden buradan geçip denizlere ulaşıyor. Sürekli bir devir daim mevcut. İnsan doğuyor,büyüyor,seviyor.. Kışın doğa bile uyuyor ama baharla yeniden uyanıyor. Her şey sonsuza kadar yaşasaydı ne korkunç olmaz mıydı? Geçen gün sosyal medyada çok severek takip ettiğim bir anne sormuştu ölümsüzlüğü ister miydiniz diye, bende verilen sınırlı süreden memnunum dedim.
Ölüm olmasaydı her şeyi erteler hep sonraya bırakırdık ama önünde sonunda bunun olacağını bildiğimiz için YAŞIYORUZ. Kimi zaman tadını çıkararak kimi zaman şikayet ederek.. Bu hafta sonu okuduğum bir çocuk kitabı "Natalie Babbitt / Ölümsüz Aile" bu konuda tekrar düşünmeye itti beni. Belki çok yakın bir aile yakınını kaybetseydik daha farklı konuşmalar da olacaktı ama şimdilik konuyu deşmeye gerek yok. Durduk yere çocuğu varoluş komasına mı sokayım:) İki post önce çocuklar için felsefe konusunda bahsettiğim kitaplarda da var bu konu. Kumkurdu kitabında da Zacharina' nın başından böyle bir olay geçiyor,okuyanlar hatırlayacaktır. Konuyla alakalı başka çocuk kitapları; Dedemin Adası ve Ben'in Gemisi olabilir. The Tenth Good Thing About Barney çoğu kişiden duyduğum ve tavsiye edilen bir kitap ama ben henüz okuyamadım. Annem Her Yerde diye bir kitapta annesini kaybeden bir çocukla ilgili ama o çok daha özel ve ağır bir konu tabi.
Yani aklında ölüm kavramı yokken çocuğa bunu anlatmak değil de olduğu zaman yada merak edip sorduğunda geçiştirmeden bahsetmekten yanayım. Hayatın bize neler getireceği belirsiz tabi. Siz olsanız bu konuyu geçiştirmekten yana mı olursunuz yoksa anlatmaya mı çalışırsınız merak ettim.
29 Mart 2018 Perşembe
Neden Varım ? Filozof Çocuk
"Düşünmek çocuk oyuncağıdır!"
Son zamanlar sık sık okuduğumuz ve üzerine uzuuun uzuuun sohbet ettiğimiz iki kitaptan bahsetmek istedim. Genelde İnstagram üzerinden #iceneokuyor etiketiyle okuduğumuz kitapları hızlı şekilde paylaşabilsem de bazıları hakkında daha uzun yazmak istiyorum. Çocuk kitapları genelde belli bir ders vermek üzerine kurulu olsa da ben daha çok "düşündüren" tarzda olanları seviyorum.
Bu kitabı bir deney parçası gibi gören minnak, hoşuna giden soruları bakkal amcadan,servis şoförüne,dededen, kuzene bazen komşularımıza bile soruyor. Bende ondan esinlendim ve Berkay'ın verdiği ilk cevapları videoya aldım, her sene aynı soruları tekrar soracağım bakalım hayatında neler, ne yönde değişmiş bu basit soruların cevaplarıyla az çok anlayabilirim diye düşündüm.
Gerçi aynı sorulara verdiği cevaplar şuan bile değişebiliyor çünkü yeni şeyler öğreniyor, başkalarının konu hakkında ki fikirlerini beğeniyor ve kendi düşüncelerini bu şekilde geliştirebiliyor. Mesela kitaptan bir soru "Başkalarının şanslı olduğunu düşünmenin sebebi kıskançlık olabilir mi?" Bu soruya yetişkinler ve çocukların verdiği cevaplardan araştırma konusu çıkar o derece enteresan.
“Her sorunun tek bir yanıtı yoktur! Gerçek tektir fakat doğrular ise kişinin inancına, ahlakına, yetiştiği topluma göre değişiklik gösterebilir. Yani tek doğru cevabı aramaya uğraşma bunun yerine daha çok soru sor, keşfet ve ömür boyu düşün. Yanıtlar içine sinene kadar sormaya devam et.
Sen benim inandığıma inanmak zorunda değilsin! Herkes ile aynı düşünmek zorunda değilsin ama farklılıklara saygı duymalısın. Ve kimse ile inandıkları yüzünden dalga geçilemez!" Ona sürekli bu şekilde bahsediyordum ama kitapta zaten bunları pekiştirir şekilde bolca soru sorarak düşünmeye teşvik ediyor.Cevaplar vermekten kaçınarak öğretici olmaktan çok ,sorular sordurmaya yönelik.
Ölüm hakkında da sorular var mesela ve inançlar hakkında. Bunlar çoğu kişi/aile için sorgulamaya bile açılamayacak, zinhar yasak konular. Ama işte kendiniz bile cevabını veremediğiniz soruları ve anneniz öyle yaptı diye yapmaya devam ettiğiniz şeyleri çocuklar merak ediyor. Çocuk kestirip atılan "çünkü öyle" gibi bir cevapla tatmin olamazsa, başka arayışlar içine giriyor. Sorsun ne var? Nasıl oldum diye sorsun, neden beni seviyorsun diye sorsun, çocuğun olmasam da beni sever miydin diye sorsun.. Sever miydin hakikaten? Kendinle arkadaş olmak ister miydin? Herkes neden farklıdır diye sorabilsin çocuk, özgürlük ne demektir diye sorsun ve belki ölüm nedir diye.. Bazı inançlarda ölüm son değil başlangıçtır diyebilmek zor mu? Her çocuğun anlayabileceği şekilde cevaplar var. Adil olmak nedir, sanat nedir, mutlu olmak için neye ihtiyacım var, hukuk nedir? Sordukça ufku açılsın.
Çocukken çok merak ederdim mor neden mor, kim demiş ilk mor diye? Çilek neden çilek, neden muz değil? Neden okula gitmek zorundayım? Balık neden yüzer? Denizaltı nasıl yüzer? Güzel nedir?
Kazalar her zaman kötü değildir, mesela pekte talihsiz olmayan bir kaza sonucu Penisilin bulunmuş değil mi? Sorularıma bıkmadan yanıt veren, yetemediği zamanlarda önüme ansiklopediyi koyup "al oku öğren" diyen bir babam vardı. Evet canım benim zamanımda google yoktu,ansiklopedi vardı :) O kadar yaşlıyım yani :p Neyse annem hep geçiştirdi, babamda genelde cevap verdi ama daha çok kitap almaya çalıştı. Kütüphane üyelik kartı aldı. Elinden geldiğince destek olmaya çalıştı.
Her şeyi bilmem gerekir mi? Birde bu var tabi. Bu seride ki kitaplar sorulara yanıt vermekten kaçınıyor daha çok sorgulamaya ve yeni bir soruyla başka bir konuda düşünmeye yönlendiriyor. İstemediğiniz bölümleri atlayabilirsiniz tabi ama genel olarak güzel.
Hatta çocukla felsefi muhabbet yapmak büyüklerle tartışmaktan daha kolay. Ön yargıları yok, kalıplaşmış düşünceler yok aksine merak var. Daha çok soran, sorgulayan ve düşünen çocuklar bizlerin geleceği, bu yüzden elimden geldiğince sorularını cevaplıyorum ve destekliyorum ki merakını köreltmeyim.
Son zamanlar sık sık okuduğumuz ve üzerine uzuuun uzuuun sohbet ettiğimiz iki kitaptan bahsetmek istedim. Genelde İnstagram üzerinden #iceneokuyor etiketiyle okuduğumuz kitapları hızlı şekilde paylaşabilsem de bazıları hakkında daha uzun yazmak istiyorum. Çocuk kitapları genelde belli bir ders vermek üzerine kurulu olsa da ben daha çok "düşündüren" tarzda olanları seviyorum.
Bu kitabı bir deney parçası gibi gören minnak, hoşuna giden soruları bakkal amcadan,servis şoförüne,dededen, kuzene bazen komşularımıza bile soruyor. Bende ondan esinlendim ve Berkay'ın verdiği ilk cevapları videoya aldım, her sene aynı soruları tekrar soracağım bakalım hayatında neler, ne yönde değişmiş bu basit soruların cevaplarıyla az çok anlayabilirim diye düşündüm.Gerçi aynı sorulara verdiği cevaplar şuan bile değişebiliyor çünkü yeni şeyler öğreniyor, başkalarının konu hakkında ki fikirlerini beğeniyor ve kendi düşüncelerini bu şekilde geliştirebiliyor. Mesela kitaptan bir soru "Başkalarının şanslı olduğunu düşünmenin sebebi kıskançlık olabilir mi?" Bu soruya yetişkinler ve çocukların verdiği cevaplardan araştırma konusu çıkar o derece enteresan.
“Her sorunun tek bir yanıtı yoktur! Gerçek tektir fakat doğrular ise kişinin inancına, ahlakına, yetiştiği topluma göre değişiklik gösterebilir. Yani tek doğru cevabı aramaya uğraşma bunun yerine daha çok soru sor, keşfet ve ömür boyu düşün. Yanıtlar içine sinene kadar sormaya devam et.
Sen benim inandığıma inanmak zorunda değilsin! Herkes ile aynı düşünmek zorunda değilsin ama farklılıklara saygı duymalısın. Ve kimse ile inandıkları yüzünden dalga geçilemez!" Ona sürekli bu şekilde bahsediyordum ama kitapta zaten bunları pekiştirir şekilde bolca soru sorarak düşünmeye teşvik ediyor.Cevaplar vermekten kaçınarak öğretici olmaktan çok ,sorular sordurmaya yönelik.
Ölüm hakkında da sorular var mesela ve inançlar hakkında. Bunlar çoğu kişi/aile için sorgulamaya bile açılamayacak, zinhar yasak konular. Ama işte kendiniz bile cevabını veremediğiniz soruları ve anneniz öyle yaptı diye yapmaya devam ettiğiniz şeyleri çocuklar merak ediyor. Çocuk kestirip atılan "çünkü öyle" gibi bir cevapla tatmin olamazsa, başka arayışlar içine giriyor. Sorsun ne var? Nasıl oldum diye sorsun, neden beni seviyorsun diye sorsun, çocuğun olmasam da beni sever miydin diye sorsun.. Sever miydin hakikaten? Kendinle arkadaş olmak ister miydin? Herkes neden farklıdır diye sorabilsin çocuk, özgürlük ne demektir diye sorsun ve belki ölüm nedir diye.. Bazı inançlarda ölüm son değil başlangıçtır diyebilmek zor mu? Her çocuğun anlayabileceği şekilde cevaplar var. Adil olmak nedir, sanat nedir, mutlu olmak için neye ihtiyacım var, hukuk nedir? Sordukça ufku açılsın.Çocukken çok merak ederdim mor neden mor, kim demiş ilk mor diye? Çilek neden çilek, neden muz değil? Neden okula gitmek zorundayım? Balık neden yüzer? Denizaltı nasıl yüzer? Güzel nedir?
Kazalar her zaman kötü değildir, mesela pekte talihsiz olmayan bir kaza sonucu Penisilin bulunmuş değil mi? Sorularıma bıkmadan yanıt veren, yetemediği zamanlarda önüme ansiklopediyi koyup "al oku öğren" diyen bir babam vardı. Evet canım benim zamanımda google yoktu,ansiklopedi vardı :) O kadar yaşlıyım yani :p Neyse annem hep geçiştirdi, babamda genelde cevap verdi ama daha çok kitap almaya çalıştı. Kütüphane üyelik kartı aldı. Elinden geldiğince destek olmaya çalıştı.
Her şeyi bilmem gerekir mi? Birde bu var tabi. Bu seride ki kitaplar sorulara yanıt vermekten kaçınıyor daha çok sorgulamaya ve yeni bir soruyla başka bir konuda düşünmeye yönlendiriyor. İstemediğiniz bölümleri atlayabilirsiniz tabi ama genel olarak güzel.
Hatta çocukla felsefi muhabbet yapmak büyüklerle tartışmaktan daha kolay. Ön yargıları yok, kalıplaşmış düşünceler yok aksine merak var. Daha çok soran, sorgulayan ve düşünen çocuklar bizlerin geleceği, bu yüzden elimden geldiğince sorularını cevaplıyorum ve destekliyorum ki merakını köreltmeyim.
25 Kasım 2017 Cumartesi
Gezi Günlüğüm
Minik Gezginler için harika bir hediye değil mi? Haftasonu minnakın doğumgünü için iki haftalığına tatile gidiyoruz. Eşim birkaç güne geri dönecek ama biz anne oğul gezmelere devam edeceğiz.İpucu için; gittiğim yerde birbirinden güzel müzeler,nefis kahveler ve en güzelide cıvıl cıvıl bir xmas markt var:))
Ee tatil öncesi oğlum için mini bir hediye alayım dedim.İçinde ülkemizin haritasıda var,biz gittiğimiz yerleri beraberce işaretledik ve yakında nerelere gidiceğimizi bile konuştuk.
Yakın zamanda yapmayı düşündüğümüz bir gezi öncesi minnaka ufak bir hediye vermek istemiştim.Fotoğrafları için minik çerçeveler,gün içinde hoşuna giden yerler ve yemekleri onun anlatımıyla not alabileceğimiz sayfalar,stickerlar,müze/konser/uçak/tren biletleri için bir zarf bile var.İstediğim, anılarını kendi gözünden saklayabilmek ve ilerde ona bunları hediye etmek! Klasik balık burcu davranışları işte.
Kitap Akademi Yayınlarından çıkmış ben kitapyurdu.com dan aldım.Aslında kendinizde evde hazırlayabilirsiniz ama ben görünce dayanamayıp direkt aldım:)
9 Temmuz 2017 Pazar
Bir Dikili Ağacı Olmalı İnsanın
Artık gölgesinde oturup,meyvesini yiyebileceğin,sırtını yaslayıp dinlenebileceğin bir ağacın var oğlum.Beraber büyüdüğünüzü görmek nasip olur umarım.
Haydarpaşa Kitap Günlerinde Tefrika Yayınlarından aldığım Küçük Aziz Nesin ve Kiraz Ağacı kitabını yanımda getirmiştim.
Piknikte okuduk kimbilir kaç kez çok sevdik ikimizde.Ve hatta minnağı çok özendirmişti "bizde ekelim kiraz,o zaman büyürüm ve ağacımın altında ben sana kitap okurum anne" demişti.O an neler hissettiğimi az çok anlar anneler.Ahhhh seni çoook seviyom be çocuk! Uzun ve sağlıklı bir ömrün olsun inşallah.Ağacın büyüsün,dallanıp budaklansın da altında beraber oturalım yine.
Benim yetiştiğim kültürde her yeni doğan çocuğun adına bir ağaç dikilir.Ama kendinin bunu istemesi ve yapması ayrı bir zevk.Verdiği emeğin karşılığını almak için sabretmesini doğal yoldan öğrenecek ne mutlu bize.
10 Haziran 2017 Cumartesi
Haydarpaşa Kitap Günleri
Kadıköy Belediyesi saolsun çok güzel etkinlikler yapıyor.En son çevre günü konserlerine gitmiştik şimdide gardaki kitap fuarına.
Çok iyi yazarlar geliyor ve imza günleri oluyor hatta bazı vagonlarda okuma yapılıyor.Bizim oğlan her zamanki gibi yerinde duramadığından biz onları es geçtik.Vagonlara indi bindi,koştu..doya doya gezdi.
Haydarpaşa çok güzel bir mekan.Öyle hoş bir atmosferi var ki kitaplarla buluşunca harika olmuş.Gençler sağa sola oturmuş gitar vs çalıyorlardı.
İndirimler pek ilgi çekici değil,internet her zaman daha uygun ama yeni çıkan bir iki kitap vardı istediğim onları aldım.Oğlan zaten hemen kendine birkaç şey seçtip koltuğunun altına sıkıştırdı:) Kitapların artması iyi oluyor en azından aynı şeyleri dönüp dönüp okumuyoruz.
12 Mayıs 2017 Cuma
Çocuk Kitabı Seçimlerim
Seçimlerim derken hem oğlum hem kendim için:) Çocuk kitabı okumayı çok severim.Neleri seviyorum bir bakalımmm oğluma okuduklarımın dışında çocukken severek okuduğum serileri topluyorum mesela Pıtırcık:) Roald Dahl'a bayılırım ve onunda serisini tamamlamak istiyorum.Bu sene fuardan çok severek aldığım ve oğlumun kütüphanesinin baş köşesine koyduğum KumKurdu serisi var mesela ve yetişkin çocuk herkes okumalı!!! Artık doğumgünü çocuklarına bunu hediye götürmeyi düşünüyorum.Geçenlerde Kadıköy'de bir sahafta gördüğüm Küçük Vampir serisinden iki kitabı ve Gizemli Bahçeyi aldım.Küçük Vampir serisini tamamladıktan sonra baştan okumak istiyorum:) Bu seneki Tüyap'tan ise Jules Verne ve Narnia Günlüklerini almayı düşünüyorum.Harry Potter serisinide ciltli olarak tekrar alıyorum:) Always!
Dünya klasiklerini ve kült denilen kitapların çoğunu okuduğum için artık daha çok tarih,ebeveynlik kitapları,distopya,bilimkurgu ve polisiye okuyorum.
Okuma alışkanlığının kazanılmasında en önemli şeyin anne-babanın kitap okumayı sevmesinden çok çocuk için doğru kitabı bulmak olduğuna inanıyorum.Ailesi "kitaplara verdiğin para boşa giden emek başka birşey değil" dediği halde duvarlar dolusu kitapları olan bir arkadaşım var.Tutkusu öğretmeninin ona okuması için verdiği bir kitap ile başlamış.Tabiki ailede bu alışkanlığı görmek ister istemez çocuğu iyi yönde etkiler ve özendirir orası ayrı.Ben zaten gazeteden,dergiye hatta broşür vs dahi herşeyi okurum:)
Oğlum için kitap seçerken çok özeniyorum.Her ne kadar minnakla kitapevlerine gidiyor ve seçimi ona bırakıyor olsamda bazı klasik kitapları araştırarak alıyorum.Dünya klasiklerinin şuan onlarca yayınevinden basılmış hali mevcut.İçlerini biraz incelediğinizde ağzınız açık kalabilir! Heıdı'nin arkadaşı Klara'nın büyükannesine türban takan ve Milli Eğitim tarafından çocuklara okunması tavsiye edilen, birilerine yaranılmak için "yanlı" olarak değiştirilmiş kitaplar gibi.Öyle tuhaf şeyler var ki kitaplarda.. Çocuklar için kısaltılmış olanlarıda tercih etmiyorum çünkü içeriği,dili herşeyi değişiyor.Dil derken mutlaka iyi bir çevirmenden ve bilinmiş yayınevlerinden çıkan kitapları tercih ediyorum zaten bir süre sonra çevirmenleri tanıyorsunuz.Kötü çeviri harika bir kitabı okunması zor hale getirip insanı soğutuyor.
Oğlumun yaşına uygun olanlardan en çok tercih ettiklerim Yapı Kredi Yayınları,İş Bankası,Can Yayınevi,Pearson ve Tudem.. İnstagram hesabımda zaten kitapları tek tek paylaşıyorum.Öyle güzel ve eğlenceliler ki defalarca okuyoruz ama sıkılmıyorum desem de inanmayın aynı sayfa 135789 kez okunur mu hiç?! Ama çocuğuma kitap okumayı seviyorum hatta bazen cümleleri tamamlamasını..bu bizim olayımız! Kitap kurdu olsun yada çok sevsin değil amacım, okuyoruz çünkü bundan keyif alıyoruz.
24 Ekim 2016 Pazartesi
Aç Tırtıl Aktiviteleri -2-
Bir önceki yazıda bahsettiğim biraz daha farklı fikirler bunlar hatta bazılarını (son üç resimi) direkt yazıcıdan çıkarıp hemen oynayabilirsiniz!
Hepsini tabiki başımın belası pinterestten buldum:)
Aç Tırtıl Aktiviteleri
Yarın oğlum "haftanın çocuğu" kapsamında okula en sevdiği kitabı götürecek."Aç Tırtıl" kitabını çok seviyor, özellikle tırtılın cumartesi günü yediklerini ezbere biliyor:) İnstagrama videosunu koymuştum bir iki gün önce kitabı parmağıyla gösterip söylüyor,bir anne sormuş okumamı biliyor diye gahahaha yok artık:))
Neyse örtmenimiz not düşmüş maile yanında hikaye kartı,kostüm,kukla gibi materyallerde olursa daha iyi olur denmiş.Bugün bende evdeki malzemeler ile birşeyler yaptım aslında vaktim olsa her çocuk için tırtılın şapkasını ve kuklasını yapmak istiyordum ama başka sefere artık..
Benim yaptığım bunlar;
•Kelebeğin yaşam döngüsünü anlatan bir kart çizdim,kuru kalemler ile yaptım.
•Parmak baskısı ile rakamları çalışma.
•Caterpillar "C" harfini kesip oğluma boyattım ve tırtılın şarkısını yazıp,resmettiğim sayfaya yapıştırdım.
Dediğim gibi keşke bir gün daha vaktim olsaydı daha farklı şeylerde yapardım ama sizlere fikir olması açısından bulduğum "aç tırtıl aktivitelerini" bir sonraki postta yayınlayacağım.
Herkese eğlenceli vakitler dilerim:)
4 Haziran 2016 Cumartesi
Anaokuluna Hazırlık İçin Kitap
Kreş vakti yaklaşırken ufak hazırlıklarımız devam ediyor tabi.Bu kitaplarda gerçekten güzel ve eğlenceli yardımcılar.Tabi bunlar pratikte işe yaradı ama gerçekte neler olacağını bilemeyiz.Az çok bir tahminim var fakat sonuçta bu bir çocuk ve minnaklar her zaman evebeynlerini şaşırtırlar.
Önereceğim ilk kitap çoğu çocuğun sevdiği "Maisy" karakterinin "İlk Deneyimler" serisinden.
Henüz hiç bir kitabı başından sonuna tam olarak okuyamadık.En sevdiği sayfaları tekrar tekrar okutuyor ve resimler ile ilgili sorular soruyor.Bu kitapta birkaç sayfayı okuduk, Maisy'nin bir sürü arkadaşı var ve onlarla vakit geçirirken çok mutlu:) "Aa o da nee öğle uykusu vakti mii?", "Hayıır anne uyku yok,anne sus!" Tamam bu kitap buraya kadarmış:)
Bu da "Larousse Ansiklopedim" serisinden "Anaokulunda".Bu kitaplar ince,uygun fiyatlı,çıkartmalı ve rengarenkler.Bu serinin çoğu kitabı bizde var ve eğlenceli buluyoruz.Okulda ilk gün neler olur yada neden okula gideriz gibi soruların basit ve kısa cevapları var.
Okulu gezmeye gittiğimizde kitaptaki faaliyetlerin gerçekten yapıldığını kendi gördü.Bende oranın "kendi kuralları olan" bir oyun okulu olduğundan bahsettim.Gayet mutlu gidip mutlu ayrıldı.Eve gelince tekrar bunlara göz attık ve tekrar gitmek istiyor.Acaba okul başladığında nasıl olacak,neler yaşayacağız?
Ve bakalım bu hazırlıklar ne kadar işe yarayacak:)
12 Mayıs 2014 Pazartesi
Küçük Kara Balık
İranlı büyük yazar Samed Behrengi'nin en ünlü iki kitabından biri.Ülkemizde 12Eylül sürecinde yasaklanmış,İranda ise hala yasaklı mühtiş kitap.Çocuklar için yazılan bir masal kitabı olmanın ötesinde adalet,eşitlik,özgürlük kavramlarını vurgulayan bir eser.
Ülkesinin başına çöreklenen baskı yönetimine masal yazarak karşı koymuş,başkaldırmış,bu çabasında da büyük başarı kazanmış yürekli bir yazar Behrengi.Gencecik yaşta öldürülmüş ama yazdığı masallar,ezilen halkın dilinde bir ölümsüz türkü olmuş.
Küçük Kara Balık; çocuk yaşta özgürlük kavramını öğrettiği,sorgulamayı öğrenirler aman ufukları açılır,merak eder,aydınlanır,ilerde ağaçlar kesilmesin diye başkaldırırlar:) diye yasaklanmıştır.
Küçük Kara Balık; çocuk yaşta özgürlük kavramını öğrettiği,sorgulamayı öğrenirler aman ufukları açılır,merak eder,aydınlanır,ilerde ağaçlar kesilmesin diye başkaldırırlar:) diye yasaklanmıştır.
Doğuştan muhalif annecimin bana okuduğu,benimde şuan anlamasa bile büyük zevkle oğluma okuduğum,sayfaları yıpranmış,sevgili kitabım.Bireysel başkaldırı ama daha çok kendine güven temalıdır.Bunu okuyan çocuğa büyüdüğünde "yapamazsın","başaramazsın" diyemezsin.Özgürlükleri kısıtlandımı kabul ettirip boyun eğdiremezsin.
"...oysa küçük kara balığa göre hayat yalnızca yemek,uyumak,küçücük;dünya sandığı gölde yaşamak değildi.."
Uyutulmaya çalışılan bir neslin bireyi olan ben oğlum yönlendirmelere kanmasın,kendisi öğrensin,sorgulasın,kararlı olsun,kalıplara sıkışmasın istiyorum.
Oğlum "Kırmızı balık" olman dileğiyle...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

















