annelik halleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
annelik halleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2018 Pazartesi

Hak Ettiğimiz Yer

  Dünya'nın en önemli dergilerinden biri TİME, anne babaların evlatları arasında ayrımcılık yaptığını ortaya koyan bir araştırma yayınlamış bu sabah sosyal medyada denk geldim.Aslında uzun süre önce yayımlanmış ama ben yeni okudum:) Dergi editörlerinden J.Kluger "ayrımcılıkta kardeş etkisi" isimli kitabında ebeveynlerin %95 nin bir çocuğuna daha düşkün olduğunu geri kalan %5 inde yalan söylediğini öne sürüyor. Her anne-baba 
çocukları arasında birinin davranışlarını daha çok onaylama ve beğenme güdüsüne sahipmiş.Daha sonra bazı oranlar,cinsiyetlere ,yaşlara,ilk yada ortanca çocuk olmaya göre bazı istatistikler var. Mesela küçük çocuğa her zaman pozitif bir ayrımcılık vardır ve bu normal tabi.Bence çocukların ne kadar küçük oldukları ve karşıklı sevgi süreci o "aaa asla çocuk ayırt etmiyorum" lar çocuklar büyüdükçe,araya mesafeler,ilişkiler vs girdikçe mutlaka değişiyor ve biri diğerine göre öne geçiyor.
Tabi bu benim kendi tecrübelerimden yola çıktığım bir sonuç.. 
Bende dün akşam Berkay'ın yaşıtı bir arkadaşının doğumgününden döndükten sonra bunları yazmıştım..
Çocuğun kardeşi oldu, başka kardeşleri olan yaşıtları çocuklar vardı,onların aralarında konuşmaları,bebeklere çocukların ilgisi vs beni biraz düşündürdü.
  

Şimdi bakıyorum da bu tatlı oğlan benim hayatıma sihirli bir değnekle dokunmuş gibi. Hayatım tamamen olumlu anlamda değişti diyebilirim. Sanki beni büyütüyor, daha iyi ve anlayışlı bir insan olmamı sağlıyor. Koşulsuz sevmeyi öğretiyor, daha büyük bir kalbe sahip olmayı.. Oğlumun babasına da ayrıca teşekkür ediyorum. Bana anne sevgisini tattırdığı, anneliği deneyimleyebilme cesaretini verdiği için. "Benden başka bir benin yaratılışında çok önemli bir rolü var" diye bir ifade okumuştum loğusayken ve aklımda aynen olduğu gibi kalmış. Çünkü bende tam olarak böyle düşünüyorum.Bana miniğimi hediye ettin.Benim rehberim o...Bunu biliyorum. 

  Oğlumu yetiştirirken varlıkları ile maddi/manevi beni destekleyen&desteklemeyen aile yakınlarıma da teşekkür ediyorum. Berkay büyüdükçe çok şey değişti. Çünkü artık sadece duygularımı hissetmekle kalmıyor beni anlıyor. Göz göze geldiğimiz her an gülümsüyor ki bu çok kişinin dikkatini çekmiş "nasıl sevgi dolu" diyorlar. Gerçektende çok sosyal ve sevgi dolu bir çocuk. Benim için "7 cihanla barışık,geveze,babacı,huysuz,sürekli hareket halinde" diyor tanıyanlar.

  Benim jenerasyonumda çoğu anne yada baba "ben annem/babam gibi olmayacağım" der ama bazısı olumlu bazısı olumsuz manada kullanır. Sonunda öyle oluyor mu bilemiyorum ne kadar kaçtıkça bazı şeylere o kadar yaklaşıyorsun ama hayır, ben her aradığında orada olacağım! Yalnız olmadığını ve çok sevildiğini bilsin istiyorum. Çokta seviyorum. Bazen oyun sırasında yanaşıp ensesinden öpüyorum oynadığı oyunu kesmeden "bende seni çok seviyorum annecim" diyor. Bir gün durduk yere ağlamaya başlamıştı. ve normalde ağlayan bir çocuk olmadığı için telaşlandım "ne oldu bir yerin mi ağrıyor,bir şey mi var" diyor bir yandan sağına soluna bakıyorumdum. "Hayır canım yanmıyor yani bilmiyorum, sadece hissediyorum, gözümden yaşlar geliyor, sizi çok sevdiğim için anne" dedi. Gördüğüm annelik dışında ona birşey veremem korkularım o an yok oldu.
  Annemle birbirimize doğru adım atabilelim diye iki senedir çok uğraştım. Ben kendi yanlışlarımı kabul ettiğimi falan söyledim, bana neylerin dokunduğunu söyledim ama o hiç bir şekilde kabul etmiyor. Hep doğru yaptığını ve neden şimdi daha yakın olmak istediğimi anlamadığını söyledi. "Ben kesinlikle hep sevgi doluydum,sen sonradan tuhaflaştın soğudun,kardeşini çok kıskandın zaten kıskanç bir insansın" diyor mesela..üstelik ben sakin şekilde sorunlarımızı çözmek için uğraşırken. "Kimi kıskandığımı gördün, yani bir sürü güzel olmayan huya sahip olabilirim ama kıskançlık bunlardan biri değil" diyorum o zaman "benim yakın olduklarımı sürekli söylüyorsun,kardeşini kıskanıyorsun" diyor.Peki diyorum verdiğin örneklerdeki tek ortak payda sensin farkında mısın? Tabi cevap yok.. 
 Kardeş travması ve kardeş kıskançlığı çok karıştırılıyor. Bende artık gerçek manada bıraktım. Görüşüyorum tabi çünkü oğlum büyük annelerin ve dedelerin sevgisinden mahrum kalsın istemem ama öylesine ve çok az görüşüyorum. O hala oğluyla,kocasıyla,işiyle,hayatla olan dertlerini anlatıyor.. Ben daha önce anlatmaya kalktıklarımdan cevabımı aldığım için genelde destekleyici olmayı seçiyorum. Ona yetmediğinin farkındayım ve bu durumun benim için yük olduğununda o farkında. Kardeşimleyse aramda hiç bir sorun yok, ikimizde hayatlarımızı yaşıyor olduğu kadar görüşüyoruz. Hatta o bile bazen annemin bu davranışlarından rahatsız oluyor, böyle konular açıldığında bana bakışını annem bir fark etse. İçimdeki annelik ile barış içindeyim, hep öyleydi. Ama hamileyken bu yüzden çocuğumla (yada fetüsle diyelim) bağ kuramamış, doğduktan sonra olacaklar ile ilgili hep korku yaşamıştım. İkinci çocuğu istemeyişimin altında en çok bu neden yatıyor, sonra ülkedeki durumdan kaynaklı maddi nedenler(tüm suçuda ona atamam). Eşit davranamamak ,birini kayırırsam ki evet evlat çoğaldıkça sevgi çoğalıyor olabilir ama genelde çoğu kişide çocuk ayrımı yapıldığını görüyorum ki buna birinci elden şahidim..Yapamam.

  Ama artık hikaye benimle ilgili,eşim ve oğlumla yaşadıklarımla ilgili, dışarıdakiyle değil.. Bazen benimde oğlum gibi ,tam nedenini anlayamadığım şekilde gözlerimden yaşlar geliyor ama huzurluyum..artık. Bir süredir. Şükür edecek şeylere yoğunlaşıyorum sahip olamadıklarımdansa. Eksikliğini hissettiğim şeyleri farklı yollarda kapatmaya çalışmak yerine bu duygunun nedenine inip kendimi tamamlayabilmeye, olmadığı yerde çokta zorlamamaya başladım. Bu yaşa kadar bunları düşündükçe içimde biriken bir öfke ile boş yere baş etmiş, yok yere bu olumsuz duygularla yaşamışım diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bunuda yol gösterici aramayı bırakıp kendime dönünce fark ettim. Tamam biliyorum baya geç oldu ama oldu,olmaya çalışıyor. Uzun süredir çok daha iyiyim. Bu kendi kendime olmadı tabi izlediğim bazı şeylerden,kohn yada grille'nin kitaplarından,gestalt terapi ile ilgili videolardan,ne bileyim ışık olabilecek çoğu şeyden. Hayatımdaki herkesin varlığı için iyi ki diyebiliyorum, sonuçta beni ben yaptınız. Ama beni en çok oğlum tamamladı, hiç yaşamadığım bir sevgiyle doldurdu ve nasıl olduğunu anlayamadığım şekilde de artıyor. Ne zaman umutsuzlansam o minik eller yanaklarıma dokununca sırtım dikleşiyor. Tam manasıyla varlığıma sevgisiyle dokunuyor. 


  Yeni bir kitaba başladım Anne'nin Duygusal Yokluğu/ The Emotionally Absent Mother. kapağındaki “anne oradayken bile her şeyi eksik olan, bir şekilde ayakta kalmış o annesiz çocuğa… bu kitap senin için.” şeklindeki ithafını okuyunca hemen kitabı aldım.

“İyileşme süreci hiç bitmez, ama acı bitebilir ve annesiz gibi hissetme duygusu tamamen ortadan kalkabilir. İyileşmenin hiç bitmemesinin nedeni sürekli değişiyor olmamızdır. Bir kez geçmişe bağlı kalmaktan kurtulunca, kısacık bir zaman aralığı bile bakış açımızı değiştirir.”



3 Ekim 2018 Çarşamba

Kavgada Sevdaya Dahildi

  
  Geçenlerde kocCama bir sürpriz yapmış onu Kayıkhane'ye konsere götürmüştüm o gece minnak annemlerde kaldı.Sırf biraz daha uyanık kalabilmek için uyku öncesi ne var yok şakımış anneme eşşek sıpası:) 
  Bir kaç akşam önce minnak ile Paint it,black ile coşuyor,salonda kafa sallayıp oradan oraya koşuyorduk ki baba kişisi böyle şeylerden pek hoşlanmaz öyle bir baktı ve kafa sallayıp içeri geçti. Baş ağrısı tutunca pek bir huysuz olduğu için tabi söyleniyordu "gel bi öpem" dedim niyeyse çocuğun yanında çekinior adam sanırım oğlu kıskanıyor ve hemen ortamıza bodozlama atlıyor diye ama bebe bunu anneme şöyle anlatmış. "Geçen gün annem babamı öpmek istedi ama babam onu itekledi, inanabiliyor musun anane bunu senin kızına yaptı! Merak etme ben annemi hiç üzmüyorum onu hep seviyorum,sarılıyorum.." 

  İlk evlendiğimiz iki sene inanılmaz kavga ediyorduk çünkü her istediği yapılmış bir şımarık çocuk olarak alttan alma konusunda pek başarılı değildim, adam zaten hatasını kabul etmekte zorlanan bir model.Neyse sonuçta hakaret vs olmadan iş tatlıya bağlansa da o zamanlar birbirimizi yeme ve sonrasındaki barışma da sanırım tutkunun fazlalığındandı:)))) Şaka bir yana çocuktan sonra enerjim mi azaldı ne oldu kavgada edemiyorum. "he he" deyip geçtiğim çok şey oluyor nede olsa bir şekilde istediğimi elde edebildiğimi (geçte olsa) öğrendiğim için o tartışmalara hiç girmiyorum. Ama iştede beraberiz ve bazen parasal konularda tartıştığımız oluyor. Hakaret yada şiddet içerikli kavgalar değil zaten ama ses haliyle yükseliyor. Zaten ses tonu bir anda yükselen,çoşan insanlarız ve çocukta aksine (kendisi borozan gibi bir sese sahip olsada) yüksek sesten hoşlanmıyor. Hemen yanımıza gelip "tartışıyor musunuz yoksa kavgamı ediyorsunuz bakim?" diye soruyor. "Babamı üzme anne zaten çok stresli o" dedi geçen gün eşşek ama yeri geldi mi de babasını azarlıyor "anneme karışamazsın o özgür bir kadın" diye:)
  Ebeveyn olarak duygularımı çocuğuma göstermekten çekinmiyorum. Öfke sadece ona ait olumsuz bir duygu değil yada hüzün. Çünkü biz olumsuz duygularımızı sanki yok gibi gösterir her şeyi kapalı kapılar ardında yaşar isek sanki bunları sadece o yaşıyor gibi hissetmesini istemiyorum. Belki öyle bir şey yoktur ama ben öyle hissediyorum.Sonuçta birine sinirlenmek doğal,hırslanmak,öfkelenmek normal. Bunları tek yaşayan o da sanki sorun onda, onun dışında herkes sevgi pıtırcığı gibi değil bunu bilsin.
  Fikir ayrılığı yaşadığımız halde birbirimizi sevip beraber yaşayabildiğimizi görmesi de önemli diye düşünüyorum. Çocuklar zaten kavganın içeriğinden çok sesin yükselmesine ve mimiklerimize odaklanıyorlar ama benim evdeki model içeriğe de hakim olmayı sevenlerden. Dediğim gibi tartışsak da yine bir şekilde anlaşmaya varıyoruz ve bunu "aman bu durumu çocuğa bir ders verme şansı olarak görelim de tane tane konuşalım" gibi bir moda girmeden gayet doğal devam ediyoruz. Bana bunun yanlış olduğunu ve çocuğumu yok yere strese soktuğumu söyleyen biri oldu geçen gün. Daha önce evini su basmıştı ve onu bile çocuklarına söylememiş onları apar topar kardeşinin evine götürmüştü.Çocukları yok yere strese sokmanın gereği yok diye düşünüyor kendisi. Yani ne bileyim bazen psikologların söyledikleri de bana uymuyor sonuçta herkesin yaşam tarzı farklı,aile yapısı ve çocuğunun olgunluk derecesi farklıyken "kesin" olarak bu doğru yada yanlış denilebilir mi? Ben genelde kendime göre davranmayı seçiyorum kimi zaman sonu istediğim gibi olmuyor ama yanlışları da zaten böyle böyle öğrenmiyor muyuz? Tamam çocuk büyütmek önemli bir şey ama hiç hata yapmamak ve sürekli kitaplara göre davranabilmek mümkün mü? Gün sonunda çok pişman değilsem "ok iyiydi" diyorum ama baksana benim normal gördüğüm bir konuyu oğlan nasıl düşünmüş de anneme nasıl aktarmış. Gerçi onu o arada uyumamak için bahane olarak kullanmış ama yinede rahatsız olmadım da değil.. Şimdi ben bildiğim gibi mi devam etsem yoksa unicorn diyarında ki sevgi pıtırcığı mahallesinde yaşıyor gibi mi davransam? 
  Susmak,tepki vermemek bu seferde olayları çocuğun hayal gücüne bırakmak olmaz mı ne bileyim sonra kendisini suçlu hisseder falan daha kötü değil mi? Sorunların birini aşsak başka bir şey çıkıyor yahu, gerçekten ebeveynlik roller coaster gibi bir heyecan,bir korku,bir mutluluk,bir endişe derken geçip gidiyor..







18 Eylül 2018 Salı

Bir Ebeveynlik Sınavı: Oyuncak Kavgası


   Bu hafta sonu uzun süredir komşumuz ve aile dostumuz olan arkadaşımın oğlunun doğum gününe katıldık. İki çocuğundan küçük olanın Berkay ile arasında 1,5 yaş var.Pek anlaşabildikleri söylenemez çünkü tarzları çok farklı.Çok tatlı ve kafa bir çocuk ama tablet ve Ps4 oynamaya bayılan ve günde en fazla 15 kelime kurarak hayatını geçirebilen bir yaşıtıyla bizimkinin ortak paydada buluşması zor oluyor. Gidip gelip onunla konuşmaya çalışıyor "bak lütfen gel oynayalım istersen arabalarla değil başka bir şey oynayalım,gizli ajan falan olalım,yakalamaca da olur ,bowling de olur" dese de çocuğu ikna edemiyor o her seferinde bağırıp,vurarak karşılık veriyordu,sadece bizimkine değil diğer çocuklara da. Eee büyük olanlarda odalarında istemiyor haliyle kovalıyorlar küçükleri, oraya da kendini aldırmak için uğraştı..baktı olmadı geldi salonda bizler konuşurken yanımızda oturdu tek başına oynadı. Ama yinede arada bana dese de ben yanında içeri gitmedim arkadaşım dayanamadı oğluna anlatmaya çalıştı "bak beraber oynayın, arkadaşın senin için geldi" diye ama yok 5 dk oynasalar bizimki 6.dk koşarak yanımıza geldi:) Hayır yılmıyor da çocuk! Bakıyorum bir ara yine gidiyor anlatmaya çalışıyor. Çektim yanıma "bak bazı insanlarla konuşarak anlaşamazsın mizaçları bu,hem sana göre oyunlar yok orada boş ver" dedim sanırım birinin annesi alındı ama onun çocuğu orta sona gittiği için bence alınılacak zaman geçmiş ,küçük çocuklara nasıl davranması gerektiğini öğrenecek yaştaydı.Neyse bizimki bir ara sinirlendi geri geldi,sonra sıkıldı yine gitti konuşmaya çalıştı ev sahibini taktı koluna çocukları ikna etsin diye yok yok. Şimdi sorun onların almamaları değil benim sıpanın bu kadar ısrarcı oluşu.Tamam bir süre kendi kendine oynuyor falan ama yinede bir ikna çalışması içinde,elinden oyuncağı alındığında geri çekemiyor biri ona vurduğunda sadece bakıyor hey Allahım vurma ama kız,itekle mesela üstüne üstüne gelmesin diye, niye bakıyorsun saf saf çocuğum? Mizacı bu ok şiddetten hoşlanmıyor anladım hatta çok yüksek sesli tartışmalardan da rahatsız olur uyarır bizi hemen ama hadi şimdi benim yanıma kaçıyor, biliyor ki benim yanımdayken bir şey yapamazlar ama yarın öbür gün okulda ne olacak? Deneme yanılma yöntemiyle,başarı ve başarısızlıkla kendi mücadele etmeli her şeyi ben öğretmemeliyim diye düşünüyorum ki zaten görüldüğü üzere öğretemiyorum da..ama işte ne olacak böyle? 

  Geçen gün diş hekiminin bekleme salonunda oyuncaklarla oynuyor yaşıtı bir çocuk geldi bir anda bağırarak bizimkinin elindeki oyun konsolunu "ben oynucammmm bu benimmmm" diyerek çekti. Berkay öyle bakakaldı ve "çok ayıp" dedi.Bravo evladım ayıp tabi ama vermesene elindekini. Bende bir olgun insanım ki sorma (çocuğumun gözleri doldu ama) arkadan bağlantı kablosunu çektim diğeride oynayamadı. Oynayamayınca çocuğun içinden bir bambaşka biri çıktı, bağırıp çağırmaya başladı babası da gelip "bugün çok uslu durdun oğluşum o yüzden sana minik bir sürprizim var" dedi!!! Hımmm. 
Bazen okul bahçelerinin önlerinden geçerken o adam öldürülüyor gibi çıkan sesleri,çığlıkları falan duyunca düşünüyorum "biz böyle miydik ki?"
  Şimdi Berkay'ın okulunda gerçekten veli/çocuk profili biraz farklı. Ama ilkokulda böyle minik bir grup olmayacak, orada orman kanunları geçerli. Çocum sen orada nasıl hayatta kalacaksın? Sen baş etsen ben seni düşünüp durmaktan nasıl vazgeçeceğim? 
  Arkadaş ortamımdaki insanlar benim gibi aşırı müdahaleci değiller o yüzden bu ortamlarda çocuklar bir oyuncak için birbirlerini yerken bizler eğer vurma vs olmazsa karışmıyoruz ama işte böyle doğum günleri,partiler yada başka ortamlarda sorun oluyor. Bazı anneler gelip senin çocuğuna dokunabiliyor bile! Geçen sene Göztepe parkında çocuğun topunu alıp bakmış diye bir kadın yine kendi çocuğu kadar küçük bir çocuğun elinden topu çekip alıp,çocuğa gözlerini beletti "benim oğluma yaklaşma!" dedi. Ayyy en korktuğum ikinci ebeveyn tarzı. İlki okulda şu aşırı akademik baskı yapan, whatsapp gruplarından "benim ki bunu yaptı sizde durum nasıl" diyenler.. Neyse bence bu tarz şeylere anne/babaların karışması tuhaf. Benim yaptığımda iyi değil tabi çünkü aman biri vurur falan diye genelde yakınlarındayım, ilgisiz gibi duruyorum ama yinede gözetlediğimin farkında. Tabi şunu söylemeden geçemeyeceğim bu endişeye çocuğum erkek ve "aman erkek şöyle olur,böyle yapmalı" diye düşmedim erkek,kız fark etmez biraz cazgır olmalı değil mi? Yani sadece zarar verici ortamda hala kendini kabul ettirmeye çalışmasada yeter.Offf ya..

  Ben bu huydan nasıl vazgeçebilirim yada çocuğuma kendini korumayı nasıl öğretebilirim. Daha doğrusu bu öğretilebilen bir şey mi? Hayata karşı uyanık olma ve bu hak savunma aynı kapıya çıkıyor mu? Ben niye her şeyi dert ediyorum? Tamam geldi yine sonbahar ondan diyelim geçelim:)





















13 Ağustos 2018 Pazartesi

Yazlıkçılık

  Kıyıya doğru yavaş yavaş yürüyorum. Deniz kenarına geldiğimde bir saniye bile beklemeden, düşünmeden kendimi suya bırakıyorum. Tatlı,huzur veren, dinç tutan bir serinlik..sırt üstü uzanıp gökyüzüne bakıyorum, masmavi sıcacık bir gökyüzü, tek bir bulut dahi yok. Kulağımda suyun içinde böylelikle dışarıda ki çocuk çığlıklarından,komşu şezlongda dönen dedikodudan izoleyim. Tuzdan ve durmadan dalıp çıkmaktan gözlerim yanmış. İnciri de fazla kaçırdım yine karnım ağrıyor. Evden yemeği hazırlayıp çıkmıştım ya düşünüp aklıma takılacak bir şey yok yoksa aklıma takılır rahat edemem biliyorum kendimi. 
Sakin ve huzurluyum, memleketimdeyim..
8 den önce denizden çıkmıyor, yemeğimizi yedikten sonra yürüyüşe çıkıyoruz. Sevdiceğim mırın kırın ediyor ama ben gecede denize giriyorum zaten içime mayo giyerek çıkıyorum evden ve bir şekilde kendimi suya atıyorum:)) Sabahtan daha güzel su, nasıl sakin sonra uzanıyorum şezlong da yanına yıldızları izliyoruz, biramızı yudumluyoruz..pek konuşmayız biz, el ele öylece duruyoruz..
..............................................................................................................
  Sıcak başıma nasıl geçtiyse artık o buğulu flashback den çıkıyor 5 sene sonrasına dönüyorum:)) Altı üstü plaja gidiyoruz ama sanki kavimler göçüne katılacak gibiyiz yahu şu halime bak;


Sandalyesi, oyuncakları, 3 çeşit deniz gözlüğü, paleti,şapkaları, havlular, kremler, hasırlar, atıştırmalıklar, meyveler vs.. 
Tam soyunup, yerleşip oturuyorum hoop bir bakıyor üç beş çocuk el ele koşarak suya atlıyor, eee o tek başına. Hemen komut geliyor tabi “teyzeee, anneeea kalkın şimdi çok güsel oyun buldum ben, bak burdan koşcaz cumburlop suya, ben üç deyince ok!” Ee ok tabi, senin gönlün olsun evladım. Gönlünü edip uzanıyorum tam güneşleniyorum "şöyle şeftali kıvamında yanarım bu sene,ne güzel" derken su tabancası oynu başlamış yerimden fırlıyorum, hem zaten omuzlarım fazla yandı off yine homojen bronzlaşamadım.
   ”Suyun içine dal anneee oyuncağım düştüğğ” , "acıktım","çişim geldi" komutlar bitmiyor tabi “şimdi ben sırtına çıkıcam yukardan suya atlıcam” ,”ben dalayım sen beni çek”,”sen ilerden dal gel ben seni çekeyim anne”,”kale yapalım anne”,”susadım”, ”taş topladım bunları saklayalım”. Yapalım oğlum, hepsini yapalım evladım. Neyse ki artık kendi kendine oynayıp,yüzebiliyor. Denize atlayıp atlayıp çırpınıp takılıyor yada başka çocuklarla arkadaşlık kuruyor. Arkadaki cafeye gidip çiğdem,cips,su vs alıp gelebiliyor tabi ki sürekli izliyorum ben ama tek gidip alıp geliyor. 
Havuz içinde gözünü açmayı öğrendi, denizde şnorkel kullanmayı öğrendi, ilk defa geç yatmaya başladı. Gece ben denize girerken kıyıda sürekli söylendi, oda karanlıkta suya girebilmek için babasının başını şişirdi ve rahat yüzemediğim için erken çıktım ama olsun. Yazlıkçı 70lik teyzelerle kanka oldu:)) Hele yandaki komşumuzla geçen seneden beri inanılmaz bir balkon konuşmaları var kadın bahçeye çıkmaya görsün “fidaannn napıyonnn? çay var bizde hadi bize gellll" :))


 2 Ağustos itibariyle kolluksuz yüzmeyi öğrendi.Yüzmeyi öğrendiğinde kıyıda oynarken rahat ederim sanıyordum ama ne mümkün.. Boyundan büyük bir öz güven ve cesaret ile atıyor kendini suya o nasıl biz hız ama anlatamam,çekip gidiyor derinlere doğru. Ayy dertsiz başıma dert mi aldım acaba:) Ama minnak çok mutlu ve başarısından dolayı inanılmaz gururlu. Bisikleti de iki teker kullanmayı halleder belki diye denedim ama ona daha var anlaşılan çünkü önü hariç her yere bakıyor sağ olsun. Bu sefer onu Efes ve Bergama'ya götürecektim ama anneannemi tek bırakamadık hem olsun minnak ona çok iyi geldi.Bu seferlik kısmet böyleymiş. Daha sonra Urla bağ yolu rotasını gezmek üzere not ettim. Şimdi kürkçü dükkanına dönüş vakti, cumartesi kardeşime kız isteyeceğiz ve o gece bayram için yola çıkacağız. Sonrada yaz tatilini resmi olarak kapatıyoruz.Hadi bakalım.
  

   

3 Nisan 2018 Salı

Evcil Hayvanın Ölümü

   Evimizin minicik neşesi Mimi' yi kaybettik:( Üstünden biraz süre geçti tabi yeni değil ama acısı hep taze böyle şeylerin. Sabah Berkay'ı okula geçirdikten sonra yanına gittim neden sesi çıkmadı diye o sırada fark ettim. Tabi bir önceki gece saatlerce oynadığımız ve oğlumun onunla kıkır kıkır gülüşmesi,saçlarına konması,  öpmesi aklıma geldikçe çok üzüldüm, oturup ağladım. Hatta ağladıkça rahatladım. 
   Benim şimdiye kadar 3 köpeğim, ikide muhabbet kuşum vefat etti.
Hatırlıyorum da annem bu konuda bizimle fazla konuşmamıştı. Babaannemi kaybettiğimizde bile ciddi bir konuşma yapmamıştık. Çok sonraları biriyle konuşurken benim ne kadar güçlü hatta bazen umursamaz olduğumdan bahsettiğini duydum. Hiç bir şeyden korkmadığımı düşünüyormuş ve bu sebepten de desteğe ihtiyacım olmadığını düşünmüş! Belki de ben bu yüzden oğlumla her şeyi konuşmaya çalışıyor, hiç bir konuyu üstün körü geçiştirmek istemiyorum. Zaten okuduğum kadarıyla çocuklara "ölüm" kavramını anlatan kişinin psikolojisinden etkilenecekleri için, ölümü içsel olarak sindirmiş birinin anlatması uygun olurmuş. 
   Benim için anlatmamak bir seçenek değildi. Benimle her duyguyu konuşabileceğini bilmesini istedim. Ayrıca bu yas süreciyle nasıl baş ettiği ileri ki yaşamında da yas ve kayıp ile nasıl baş edeceğine dair bir referans oluşturacağı için elimden geldiğince dikkatli davranıp,destek olmaya çalıştım.
   Biliyorum çağımızda ebeveynlik artık daha zor çünkü her şey travma sebebi. "Balığı öldü ayyy söylemeyelim, hemen yerine aynısından koyalım" gibi bir fikir çoğu kişiye göre daha normal. Ben ise önce geçiştirdim ama unutulur denilen süre geçmesine rağmen hala sormaya devam edince, kuşunun öldüğünü söyledim. Üzüldü, keşke daha iyi baksaydık hasta olmasaydı dedi ama sadece hastalıktan ölünmez her şey doğar ve ölür dedi. Uyuyor desen uyansın der,artık daha iyi bir yerde desen gidip görmek ister,kaybettik desen o ayrı bir boşluk oluşturur.. Ee soyut kavramları anlayabilecek bir yaşta değil. Anlattık yine de ama bu kadar basit kapanmadı konu çünkü sadece hastalıktan ve yaşlılıktan ölünmüyor. Konuştuk biraz..sıkıntı vericiydi. Dibimizde savaş var ve savaştan kaçan ,sokaklarda hayat mücadelesi vermeye çalışan binlerce mülteci var. Çocuk bunları görüyor çünkü her yerdeler,  haber değil ki kanalı değiştir görmesin! Dilendirilen çocukları görüyor, sokakta ölmüş bir hayvan da görebiliyor. Sonuçta hayat herkese adil davranmıyor, doğduğun coğrafya nasıl bir hayat yaşayacağın konusunda belli imkanlar sunuyor. Ebeveyni olmayan çocuklar, yuvada büyüyenler, şehit çocukları, sakat doğanlar, kanser olanlar.. Küçücük yaşında kendinden büyük sorunlarla mücadele edenler var. Neler neler yaşayan çocuklar varken normal olanı çocuğumdan saklamak onu gerçek dünyadan sakınmak istemiyorum.
   Ama her çocuğun yaşından ziyade duygusal yapısına göre anlatılabilecek bir tarz vardır diye düşünüyorum. Ben cenazeye götürmeyi tercih etmem mesela ama bunu da yapan çok. Bakıyorum da köylerde çocuklar baktıkları hayvanların kesildiğini görüyor hatta dağlarda avcılık yapanlar, haliyle çocuklarına da bunları öğretiyor. Hollywood filmlerinde görüp eleştirilen şu ölü süslenen evler vardır ya hani içinde insanların yaşaması yadırganır. Aslında imamların camilerde yaşaması ve büyük şehirler dışında morgların camilerde olması, dışarıda ölü yıkanması, çocukların bunlara şahit olması hatta kurbanlık kesilirken çocuklara izlettirilmesi, cenaze namazlarında en ön saflarda tutulmaları falan hiç konuşulmaz. Toplumumuzda pek tutarlı bir davranış modeli yok yani. Herkesin inancına ve yetiştirilme tarzına, kendi aile yapısına göre konuyu ele alış şekli değişiyor.
   Ölüm de doğum gibi normal. Ama herkes süreci farklı yaşıyor. Genelde insanlar kendi hazır hissetmediği yada karmaşık şeyler hissettikleri duygulara karşı ,işte ölüm gibi, çocuklarda travmatize duygular yaratabileceği için konuya değinmekten kaçınırlar. Oysa çocuğu kaygılandırmadan ölüm ve umuttan beraber bahsedilebiliyor. Bunun yolunu anlatan kitaplar fazlasıyla mevcut, içinden kendinize göre olan bir tane muhakkak ki bulursunuz.
Durduk yere her canlı bir gün ölümü tadacaktır diyelim demiyorum tabi ama vakti geldiğinde bundan kaçınmayı ben kendi adıma doğru bulmuyorum. Yaşam döngüsünden bahsediyoruz, mesela Aç Tırtıl bile ne evrelerden geçiyor değil mi? Yapraklar diziyoruz yan yana yeşil,sarı,kahverengi,mor ve kuru.. Onlarda değişiyor. Hayat aynı durmuyor. Derelerden akan su göle doluyor,göl hep aynı olduğu yerde ama içindeki yaşam değişiyor, o su biz fark etmeden buradan geçip denizlere ulaşıyor. Sürekli bir devir daim mevcut. İnsan doğuyor,büyüyor,seviyor.. Kışın doğa bile uyuyor ama baharla yeniden uyanıyor. Her şey sonsuza kadar yaşasaydı ne korkunç olmaz mıydı? Geçen gün sosyal medyada çok severek takip ettiğim bir anne sormuştu ölümsüzlüğü ister miydiniz diye, bende verilen sınırlı süreden memnunum dedim.
  Ölüm olmasaydı her şeyi erteler hep sonraya bırakırdık ama önünde sonunda bunun olacağını bildiğimiz için YAŞIYORUZ. Kimi zaman tadını çıkararak kimi zaman şikayet ederek.. Bu hafta sonu okuduğum bir çocuk kitabı "Natalie Babbitt / Ölümsüz Aile" bu konuda tekrar düşünmeye itti beni. Belki çok yakın bir aile yakınını kaybetseydik daha farklı konuşmalar da olacaktı ama şimdilik konuyu deşmeye gerek yok. Durduk yere çocuğu varoluş komasına mı sokayım:) İki post önce çocuklar için felsefe konusunda bahsettiğim kitaplarda da var bu konu. Kumkurdu kitabında da Zacharina' nın başından böyle bir olay geçiyor,okuyanlar hatırlayacaktır. Konuyla alakalı başka çocuk kitapları; Dedemin Adası ve Ben'in Gemisi olabilir. The Tenth Good Thing About Barney çoğu kişiden duyduğum ve tavsiye edilen bir kitap ama ben henüz okuyamadım. Annem Her Yerde diye bir kitapta annesini kaybeden bir çocukla ilgili ama o çok daha özel ve ağır bir konu tabi.
   Yani aklında ölüm kavramı yokken çocuğa bunu anlatmak değil de olduğu zaman yada merak edip sorduğunda geçiştirmeden bahsetmekten yanayım. Hayatın bize neler getireceği belirsiz tabi. Siz olsanız bu konuyu geçiştirmekten yana mı olursunuz yoksa anlatmaya mı çalışırsınız merak ettim.




29 Ağustos 2017 Salı

Tek Çocuk Hiç Çocuk Mu?

  Pazar sabahı ailemize pammuş gibi bembeyaz bir kız çocuğu katıldı.Eşimin bir numara büyük abisinin 3.kızı oldu.Hemen gittik tabi bir numarayla arasında 9 yaş var tabi o başka alemde,eskinin tekne kazıntısı bugünün ortancası başına geliceklerden habersiz mutlu görünüyor ama kıskanmış belli.Minnoyu görünce mutlu oldular ama bizimki sadece kuzenlerini özlemiş onlarla takıldı,bebeğe şöyle bir bakıp "bu ne be böyle,minnacık bişiyyy naapcakssınız bunu oyun bile oynayamaz bu" dedi ?!?! 

(Okula giderkende benzer bir olay yaşamıştık bakınız.)

   Dün akşam içinde ne biriktiyse artık uyumak bilmiyor.Ben GOT sezon finalini bekliyorum bi git uyu çocum hadi modundayım.En sonunda döküldü babanesi (telefondan yetmiş yani) demiş kiiii "yeni bir bebek gelicek eve çünkü sen çok yaramazsın birde uslu kızları olur ne güzel.." Ay ne diyim şimdi zaten aklım başka yerde yok annem yok dedim yatırdık zar zor.Sabah "eğer bu eve bir bebek gelirse bende sizi terk ederim ama kapının kilidine yetişemem onu açmanız lazım" diye uyandı:) Hayır o minik parnağını tehditkar şekilde sallıyor ve allahım yicem o ne tatlılık haha ciddiye bile alamıyorum durumu.Neyse baktım çocuk içlenmiş artık tam sözde veremiyorum gelecek belirsiz,herşey olabilir.Şuan için düşünmediğimizi,kısa yada uzun vadede daha farklı isteklerimizin olduğunu anlattım.Artık ne kadar anladıysa..
  Herşey bir yana maddi imkanlar çocuğuma endişelenmeyeceğim bir gelecek sağlayacak kesinlikte olsa (biliyorum ölümlü dünya ve hiçbir şeyin garantisi yok ama olsun) iki tane daha yaparım.Cidden bak yaparım ama gündemi sürekli değişen bir ülke ve piyasadaki belirsizlikler gözümüzü korkutuyor.Kendi işimizi yapıyoruz devlet memuru yada kadrolu şirket çalışanı değiliz ki! Amannn herkesin çocuğu özel okullarda mı okuyor","maddiyat herşey diiildir cınım",aaa birde "allah rızkını verir" var dimi offff cidden bunları duymaktan sıkıldım ama hata bende, sen niye sebep açıklıyorsun ki?! Fakat şu sebepten demesem bu sefer bencilsin,kendini düşünüyorsun,zora girmek istemiyorsun,sırf kendin için çocuğunu yalnız bırakıyorsun diyorlar.Yalnız bırakmak? Kardeş çocuğa yoldaş olsun diye mi yapılıyor eee birbirini öldüren,para için küsen,eşleri yüzünden konuşmayan kaç kardeş var? 
Eski bir arkadaşım,instagramdan görmüş takipleşiyoruz artık, "zaten evdesin yap aradan çıksın" demez mi? Çocuk bu çocuk,aradan çıksın ne demek?! Ayrıca evdeysem yinede çalışıyorum ben sersem neyden haberin var acaba.. 
  Anlaşılan o ki bir çocuk biz hariç kimselere yetmiyor!!! Ama ben hamileyken tek başımaydım,hatta doğuma bile yalnız girdim kimse yetişemedi,loğusayken yalnızdım kimse nasılsın diyip bir işin ucundan tutmadı.Herkes sadece konuştu.. Ama yap ikinciyi demek kolay hatta o zaman bile üçüncüyüde yap cicim aradan çıkıversin falan derler.Sen mi bakıcan arkadaşım? Hem herkes senin gibi üremek zorunda mı? Ben yandım sende yan mı diyorsun içinden yoksa kızzz:)) 
  Asıl favorim "Tek çocuklar asosyal oluyor amaaa" bunu sürekli söyleyen bir arkadaşımın 15 yaşındaki çocuğu tek başına bakkala dahi gidemiyor ama herkes kendi sorununu görmezden gelip karşısındakine akıl verme derdinde.Yav he he senin ki özgüven patlaması yaşıyor ya! 
  Ve son olarak gündemin saatlik değiştiği,istikrarsız ve nefret dolu bu topluma bir çocuk daha getirme ve endişe boyutumu ikiye katlama fikri beni geriyor.Kadınlar taciz edilmesin diye iyilik(!) olarak pembe otobüs yapılıyor bu ülkede,şort giydi diye toplu taşıma aracında dayak yiyor ve hooop konudan saptık:( Offf bilemiyorum ama kısmet tabi diyelimde çok katı konuşup evreni kışkırtmayalım dimi? 

  Ayy ne içlenmişim bee,yazdım rahatladım ohhhhj.Hatta öyle yumuşadım ki yarın "bizz hamileyizz" yazarsam şaşırmayın:))) Yok artık daha neler,direkt küfredin ayol öyle yazarsam..
  

3 Ağustos 2017 Perşembe

Bir Gün...

   Gözümü açamadım henüz ama sokaktaki inşaatın gürültüsü yeni başladığına göre saati tahmin ediyorum vee şu dakikliğe bakın hele! Pıt pıt yatak odasına gelen ayak sesleri.Yüzümü yastığa gömüyorum ki tatlı laflarına kanıp ayağa kalkmayım,bu seferde babası kalksın banane.. Hissetti ya sıpa damardan vuruyor "annecimmm kalkma vaktiiii sabah olduuu" bu sefer yumuşacık elleriyle saçlarımı geriye atıp yanaklarımı okşuyor ve "annemm seni çok seviyorum dönde bir öpeyim hadii,bak güneş gibi doğdum ben evine dimi annecimmm?" Dayan Giz dayan,şimdi babaya geçicek az kaldı derkeen tekrar saçlarımı okşayıp,başımı öpüyor "acıktım ben yumurta yapalım hadi beraber" diyor off tamam pesss,kalktım artık.Dönüp arkama bakmıyorum bile haiiiiin kocCa da kesin uyanıktı😬Tabi o kısık sesli,üzerine peri tozu serpilmiş gibi narin olan çocuk gidiyor yerine ben yumurta çırpmaya çalışırken,scooterla ayaklarımı ezen "açımmm,ne zaman hazır olcakkk,parka gitcez miii,dedemi araa,bisiklete binelim,arabamın şarjı nerdeee,paw patrol açarmısınnn?" diye nefes almadan ve yüksek sesle konuşan çocuk geri geliyor.Ben kendi kendime söylenirken o mutfak tezgahına tırmanmış "kahveni ben yapayım hadi" diyor."Ne olacak ki yeaaa iki kaşık kahve birazda su o kadar" derken kavanozun yerini buluyor.
Kahvaltı,park,bisiklet,yemek,alışveriş,oyun alanı,anane/dede ziyareti,arkadaşlara yemeğe gidelim derken gün sonunda ben pelte gibi bir yere kıvrılırken o hala oyun için kolumu bacağımı çekiştirebiliyor.
  Son çare sıcacık küvete bırakıyorum yavruyu ve bir ohhh çekiyorum, tabureyi alıp küvetin yanına konuşlanıyorum.Dergi vs okuyorum yada beni ıslatmasına izin veriyorum,bu arada çeneside hiç durmuyor hiç! Bazen bir saat bazen 20dk kadar suda debeleniyor,çok mutlu olduğu için etrafın batmasını önemsemiyorum,gerçekten.Zaten temiz ve düzenli kalması çok uzun sürmüyor,alışıyor insan bir süre sonra:) Rahvan gitsin mi ne demişler bildin mi? Sonra buruş buruş ve kıpkırmızı şekilde bir çıkıyor kiiiii hamur olmuş hamur:)))) "Tertemiz oldum annem bak pamuk gibiyim" diye bornozuyla dolaniyor evde.Allahım o nasıl bir tatlılık,baldırlarını ısırıyorum,ayak parmaklarını öpüyorum.Yalnız mayışmış bebeyi hemen giydirip yatağa atmazsam yine canlanıyor o yüzden jet hızıyla giydiriyorum, vallahi F1 PitStopları gibiyim.Sonrada bir papatya yada nane limon çayı yapayım diyorum ve demlenirken unutup uyuyorum:) İçimin geçmeside 10dk bulmaz ama geri kalkıyorum,evi şööyle bir topluyorum ki ertesi güne hazır olsun öylede manyağım.

  
  

7 Temmuz 2017 Cuma

Su Tabancası Sorunsalı

   Bu haltıda yedik ya en sonunda ben daha ne diyeyim a dostlar? Öncelikle "Anne olunca bunu yapmam yeaaa" dediğim bir iki şeyi bana güzelce yedirdiği için buradan minnak oğluma teşekkürü borç bilir,daha da büyük konuşmam anacım sizde akıllı olun derim yoksa bu minnaklar aklınızı alıyollağ🙈 Tabi ki markete gidip çocuğu evde uyur vaziyette bırakma,ağlayınca oto koltuğundan çıkarma gibi uç şeyler asla yapmam ama mesela silah almam diyordum su tabancası aldım.Ay ama çok ta keyifli be! Moda sahilde doyasıya oynadık daha doğrusu o oynadı,dönerken benim her yanımdan şıpır şıpır sular damlıyordu🤣 

Tatil yerlerinde,
havuzlarda,akşam gittiğimiz parklarda her yerde çocukların elinde var,bakıyor güle oynaya koşarak çocuklar oynuyor özendi yavrucak.Düşündüm bi çocukken nasıl keyif alırdık kuzenlerimle,kardeşimle böyle oynamaktan.Ve hiç birimiz şiddet yanlısı olmadık,oyunu tadında bıraktık.Kardeşim askerdeyken bile silah eline bir kez aldı talim için (onda bile söylenerek) resmi bayramdı o şekilde tek bir fotoğrafı var.Şimdilerde çocukların silah görmeme gibi bir lüksüde yok,havaalanına gidiyoruz ohal var her yer taramalı tüfekli özel kuvvet polisleriyle dolu keza şehrin meydanları aynı durumda..en azından anlıyor artık silah dediğin şey "güvenlik kuvvetlerince" ve "gerektiğinde" kullanılmalıdır.Daha da yapabileceğim bir şey yok artık ben üstüme düşeni yaptım zaten, yapıyorumda.Barışçıl bir çocuk yetiştirdiğime inanıyorum.Ölme,vurma,zarar verme temalı oyunlar oynamıyor , öfkeli olduğu zamanlarda hararetli şekilde konuşarak anlatıyor ve çözmeden asla yakanı bırakmıyor.  
  "Silah korunma amaçlıdır annecim ve eve alınması iyi değil! Bizi zaten polisler,askerler koruyor bizim silaha ihtiyacımız yok.Kötü insanlar silah kullanır ve birilerini yaralayabilirler." şeklinde anlatıyoruz gördüğü zamanlar.Hatta ilk defa bir arkadaşında oyuncak siyah bir silah gördü bu kış ve kaptığı gibi çocuğun annesine gitti "Bunlar çok sakıncalı bilmiyormusun sen? Böyle pis şeyler çocuklara alınmaz! Al bunu çöpe at bence!" dedi! Hah dedim aferim bak bazı şeyleri doğru yapıyoruz demek ki.Bilmiyorum arkadaş ortamında çok tartışmıştık bu konuyu ama sonuçlara baktım birde oğluma..İceoğlan zaten fazlasıyla sevgi dolu ve ince ruhlu bir çocuk."Teşekkürlerrr","özür dilerim","rica ederim","lütfen","elinize sağlık" kelimelerini yerinde kullanır.Biraz atarlı,giderli bir velettir ama kavga etmez hiç.O yüzden elinde bu OYUNCAĞI verdiğimde olumsuz sonuçları düşünmedim.Zaten hiçte düşünüldüğü gibi kimseye hedef almadı, ilk iş gidip bahçedeki kediler için koyduğumuz su kabını doldurdu.
  Ailenin genel tavrı,tartışma zamanlarında ki tutumu,hal ve hareketlerini örnek alıyor çocuklar.Tabiki kendi karakterleri var ve istekleri farklı olucaktır ama sevgi ve anayış dolu bir ortamda büyüyen bir çocuğun aksi şekilde olabileceğini düşünmüyorum.



• Bunu da "aaa inanmıyorummm senin asla böyle bir oyuncak alcağnı düşünmezdim, çok erkeksi değil mi?" diye soran bir iş arkadaşım yüzünden yazma,bu konu hakkında içimi dökme gereksinimi hissettiğim için buraya iliştiriveriyorum.Ayrıca silahların "erkeklik" ile bağlantılı olduğuna inanmıyorum! Bireysel silahlanmaya karşıyım ama çok sevilen ve bununla övünülen bir ülkede yaşıyorum.Zevk için hayvan avlanmasınada karşıyım!!! Oldu mu? 😊😆 


8 Mayıs 2017 Pazartesi

Haftasonu Dediğin..

  Yayyyyy!! Yaşasın Pazartesiiii:)) Çalışırken bile severdim pazartesiyi düzen iyidir,hoştur arkadaş!
Nasıl bir haftasonundan çıktık yine bir ben bide diğer analar bilir ama günün sonunda o çocuk yatağına mutlu mesut girip beni öpücüğe boğduysa tamamdır.

Cumartesi günü hava harikaydı erkenden parka çıkardım minnağı fazla kalabalık olmadan rahat rahat oynasın diye.Yakalamaca vs oynadık,bisiklete bindi,sonra kuş kovalamaya başladı ama ne koşma hemşiree, parkı ilk önce 5 kez hiç durmadan turladı sonra zıplayarak devam etti..çenede durmuyor anlatıyor habire birşeyler.Bir yandan kardeşim gülüyor "duracell olsa dayanamazdı" diye:) Herşeyi geçtim millet tuhaf tuhaf bakıyor, hatta uzaktan hiperaktif teşhisi koyduklarına kalıbımı basarım.
  Annemlere götüreyim dedim orada dinlenirim belki diye ama yok yine oturamadım.Teras baştan sona 18-20metre kadar var, bir o yana bir bu yana kamyon sürüyor,yüzü gözü elleri simsiyah,eşofmanı yırtılmış "üzülme keser şort yaparız" dedi,nede olsa bir öncekinden tecrübeli sıpa:)) Sonra zaten hava bozdu bitanecik komşularımızla oturup kahve içtik onlar lego oynadı,araba için tartıştı,bisiklet yarışı yaptı sonra yine lego oynadı,çocuk işte.. Akşama kadar azdılar,çığlıklar,hırslar,ağlamalar,,kahkahalar..bizde herhalde 3 kez falan kahve içtik eee anca..
 
  
Pazar sabah erken dikildi yine neyse biraz arabalarla oynadık ve kahvaltıdan sonra parka çıktık yetmedi lunaparka gittik orada da iyice hırpalandıktan sonra şu meşhur kurufasulyeciye attık kendimizi.Dedim oğlumunda gönlü olsun, en sevdiği yemek nede olsa yokkk uyuzluğu tuttu geçen hafta tatile gittiğimizden beri iştah yok:( Amannnn dedim annemlere gidelim orda oynasın biz maça gidelim ama biz gittik dolu başladı,şimşekler vs yıkılıyor ortalık.Annane ve dedeyle kudurdu allahtan bir köşede çığlıklarını ve aşk serenatlarını dinlerken dinlenebildim(!?!?!).Çıkarken annemin buzluktan bir kap sarmayı da koydum çantama geldim iyiki de almışım bu sabah gözlerim kırmızı,boğazım yanar durumda uyandım.Hapşırmaktan iflahım kesildi oyhhh.. oysaki tüm haftasonu nasıl enerjiktim kesin parktaki o anaların nazarı değdi bak..


8 Nisan 2017 Cumartesi

Ay Em Bek Bitcezz

  Yazma yada konuşma ve hatta en sevdiğim okumaya karşı bile isteğimin olmadığı biraz kaotik bir ay geçirdim.Eşimin liken diye teşhis edilip tedaviye başlanan hastalığının kist olduğu ortaya çıktı:( Önümüzdeki hafta ameliyat olacak ama bu konuda hiç konuşmuyoruz direkt olumluya odaklanmıştık ama annemin haberi olunca tüm sülalem eşime geçmiş olsun mesajları yağdırdı.Bu durum bazı insanlar için moral olsada o üzüldü:( Herneyse minnakın enerjisi tam gaz devam ediyor,büyüdükçe yavaşlar ayol demeyin valla kavga çıkar:p
 
  Tohumlarımı ayırdım bazılarını filizlendirdim ve oğlumla ekme dikme işlerine başlamıştık ama 10 gündür havalar yağmurlu ve kapalıydı çiçek fideleri almaya gidecek hevesim bile kalmadı.. Kuzey avrupa ülkelerinde yaşıyor olsam demek ki sonsuz bir depresyona falan girerdim:)
Kardeşim müşavirlik sınavını kazandı sırada staj var sonra doktora ama evlenmek istediği için sanırım o iş biraz beklemek zorunda kalıcak sonuçta evlilik dediğin saçma şekilde bütçeyi kökünden sallayan bişiy..
  Doğumgünü alışverişime bile kaç gün sonra çıktım şu sıkılgan halim geçer diye cıksss faydası pek olmadı.Tam şekeri azalttım derken köye dönen kayınvalidem baklava açmış,su böreği,tirit vs yapmış iyice yağa ve şekere bulandık:) Haftanın 4 günü egzersiz yapmaya devam ediyorum ve sabah kahvaltılarımı aksatmıyorum fakat öğleden sonra bir enerji düşüklüğüm var hatta tansiyonum kronik olarak düşük.Vitamin desteği falan almayı düşünüyordum bir ara ve üşenmiştim ayrıca kilo aldırır diye çekiniyorum ama bir doktora danışmam lazım bu durumu.
  Seçim yaklaştığı için ülkedeki genel gerginlik canımı sıkıyor,belirsiz bir gelecek yüzünden endişeliyim.
  Tüm bunlara rağmen bu hafta kocCamla (maşallah) gayet iyiydik ve "ikinci bir çocuk?" sorusuyla beni ... ay bilemedim uygun bir cümle dahi bulamadım o derece:)) Sanki ilkinde zerre yardımı dokunmuş gibi akıl verenleri zaten hiç saymıyorum!!! Kolik,mastist,hassas bebek,uyku ve tuvalet eğitimleri gibi kavramları tekrar hayatıma sokmaya hazır değilim!
  Yarı zamanlı iş güzel ama yazdan sonra artık devamlı olucak oğluşun okul saatleri uzayıcak belki erken yetişicem vs orası belirsiz şuan.Tatili aslında bir ay yunan adalarında gezerek (aşırı turistik olanlarda değil) geçirmek istiyorum ama kocCam çocukla yalnız başıma birşey gelirse nooolcak diye endişeli illa yanıma birini eklemeye çalışıyor sanırım tıpış tıpış Kaş'a gidicem gerçi orayada aşığım o ayrı.
Offf şimdi kahve yapıp dünden kalan un helvasını götürüp vicdan azabını çekerken  "big little lies" final bölümünü izliyiciiiim!

22 Eylül 2015 Salı

Böreksiz Olmaz!

   Herbikeslere hayırlı bayramlarrrr..Sizi bikemicem ama benim enkaza dönmeme az kaldı:)Bir enerji patlaması ile başlayan süreç wuhuuuu herşeyi yaparız yahu nolcek amannn diye devam edip,ayyy bittim zıkkımın pekini yiyin,gezmekte istemiom eksik kalsına dönebilir her an..Efenim günlerdir "kış hazırlıkları" adı altında kendimi yorduğum yetmiyor gibi birde üzerine "bayram hazırlıkları" vardı.Hemen arkasından çok hevesli şekilde söz verdiğim baby shower organizasyonu var..Var da var yani.
 Ee oğlan kademeli olarak emmeyi bırakıyor.Kademeli derken 10 gündür sabahları artık emmiyor, sadece geceleri emiyor.Bu arada yatma saati 10 alındı,uyumuyor,uyutamıyoruz:(Kendi uyuyor döne döneee ama 10 da uyunur mu..
  Yorgunum anacım,herbi yerim ağrıyiiii:) Ahhh ananem benim, seni taklit etmeden yapamıom ki ben:) Neyse bakalım iş güç koşturuyorum.Bu aralar domates ve menemen ayrıca barbunya falan görmek bile istemiyorum gına geldi.Daha turşu yapmaya hevesliyim tabi hehehe.Rahat batıo çünkü bana, yapıcam hepsini.Çocuktan önce derin dondurucum yoktu ve bu tarz şeyleri hiç bilmezdim.Ama oğlumun beslenmesi önemli.Yapabildiğim herşeyi yapıyorum,en doğalını buluyorum.O da anneyi üzmüyor ve yiyor saolsun.
  Neyseee işte malum börek yapmayı bilmeyenin yuvası yıkılmaya mahkum falan dediler..ee bayramda geldi, canımda çekti,burek açıcam ben dedim.Burek yalnız, börek değil! Bu aralar food blogger gibiyim.Her iki günde bir tarif peşindeyim.Allah sonumuzu hayır etsin:)Habire yiyos biz.Tiremusu,magnolia puding,su böreği,sebzeli kiş,jamie oliver reçeteli pizza,lahmacun,ev yapımı makarna....
  Evden ufak tefek işlerimi takip etmeyede başladım.Bir iki kursa gideyim diyorum ama bakicizz oğlanın durumuna göre artık.
  Aaa bide bu arada benim çocuk istediğinde konuşuyormuş.Bir arkadaşının doğumgünü partisinde "tekeğleyiii şıkmış bunun" dedi."Tekerleği çıkmış bunun" demek yani, arabayı uzattı çocuğun anasına,ben öylece kaldım.Herkes şahit be uydurmuyom:) Hatta sinir oldum.Bize niye konuşmuyon sıpaaa.Her istediğini de yapmıyoruz.Kolaya alışma diye.Herşeyi anlatıyor,tekrarlıyoruz.Doğduğundan beri sürekli iletişim halindeyiz.Ama oğlan bizimle en çok işaret diliyle iletişiyor.
  Amann böyle böyle yani biz bu aralar sürekli koşuşturma halindeyiz..

20 Ağustos 2015 Perşembe

Sendromlarımız Geldiyse Üst Üste:))

  Dün gözümü bir açtım.."aman allahım bu sıcak ne,heryerim yapış yapış","bu saatte denize girenler mi var,çığlıkları buralara kadar geliyor,off bi kapayın çenenizi aaaaa", "güneşte gözüme gözüme giriyor yani,anneee şapkam nerdeee,koyduğum birşeyi de yerinde bulayım yahuu","oğlum dur çekiştirme","saçlarım yine dökülüyor,şu yüze bak offf ergen gibi sivilcem çıkmış" veee "giyecek hiçbişiyimmm yooookkk" ile kapanış.Yok canım ne kapanışı....     
  Babam hiç susmadan şikayetçi,annemde destekçisi ama.Yeri geldiğinde acaip uyumlular ve bu durum en çok bana karşılarken olur.Evet kesin böyle."sen beceremezsin,ben yaparım,sen dur bakiim","aaa çocuk zayıfladı ama elimde kayboluyor,yedireyim onu ben dur","burası çok taşlık sevmedim bodrum olsaydı uhuuuu..","deniz çok soğuk,derin,taşlık,kalabalık","alışveriş yapcak yer yok","niye bu kadar sıcak","kardeşin aradımı,sen aradın mı,arasana..".Bunlarla kalsa iyi,birde teyit ettiriyorlar birbirlerine:) "dimii amaa b.","öyle değil mii haytım","söylesene n. söyleseneee" bıdı bıdı bıdıı..
  O hiç sevmediğim kaşındıran,daral getiren boğazlı kazaklardan giymiş gibiyim.Afaganlar basıyo,ayyy yanıyorumm imdaaaat! Ahh şu pms..
İçeriden oğlanın çığlıkları geliyor,yine niye ağlıyor ki acaba? Ne zaman bitecek bu iki yaş sendromu, bir açıp okuyayım.Okumak demişken pok var gibi birsürü kitap getirmiştim, onlarda yarıda kaldı hep.Şuan çekip gitsem,bir saatliğine falan ama,sorun olur mu ki,sonuçta nenesi dedesi yanında.
Biran aklıma geldi de,hiç düşünmedim bana birşey olsa kim bakacak bu oğlana? Allahım sen koru,beni evladımdan ayırmaaa.Bu noktada gözlerim doluyor, bi içleniyorum ve az önce gitmeyi düşündüğümü de unutup içeri giriyorum.
"Oğlummmmm,birtanemm,annesinin kuzusuuu(ne varoşum be:)),ballı lokmamm" birde sıkıca sarılıyorum, ohhh tamam kendime geldim.Denize gidebiliriz.

  

18 Ağustos 2015 Salı

Sen Kaç Çocuk Büyüttün ?

 15 gündür ailem ile tatildeyiz.Kendimiz bile isteye,az çok hangi konularda birbirimizi yiyeceğimizi bilerek çıktık yola.Bazen çok güzel ve eğlenceli bazen çok yorucu oluyor.
  Çocuk yetiştirme yöntemlerimiz bazı konularda farklı(normal olarak).Bu da çoğu zaman tartışmamıza sebep oluyor(haliyle).Okumuş etmiş ve anlayışlı insanlar gidiyo yerine, "biz böyle yaptık da ne olduuu" cu,karşısındakini dinlemeyen,"kaç çocuk yetiştirdin sen" diyerek kendini savunan (birde birbirlerine bir destek çıkıyorlar ki ufuuuu) evebeynler geliyor.
  Bilindiği üzere çocuğumun kendi kendini beslemesinden yanayım.Son dönem ismiyle "blw annesiyim".Çorba dışında her gıdayı ve her öğünü kendi yiyor/yemeye çalışıyor.İkimizde halimizden memnunuz.Çatal kaşık kullanmayı her zaman tercih etmediği için etrafta,kendi üstü başıda çok batıyor.Benim için bu bir sorun değil.Amaa annem için inanılmaz büyük bir sorun.Kadın çıldırıyor resmen.Sabah bir bakıyorum çocuğa meyve yediriyor,iki saat sonrada tost vericem diyor,birazda fıstık mı verseydim acaba diyor..diyor da diyor.. Ben ne desem boş tabi.Benn kimmmm çocuk büyütmek kimmm,ne biliyorum ki ben,hem kaç çocuk büyüttüm?
  Güzel ülkemde çocuk büyütürken ki en önemli ve gereğinden fazla üstüne düşünülen konu "yemek yeme/yememe" dir.Zayıf çocuk sağlıksız,toplu çocuk iyi güzel hoş ve anneside iyi annedir.Çocuğuna iyi bakmış,topicik gibi yapmıştır,ne mutlu ona! 
Halbuki kendine güvenen,sorumluluk alan bireyler için kendi yeme olayı inanın çok önemli bir adım.Erken çocukluk döneminde bu alışkanlığı geliştirmesini sağlayın lütfen.
Ben "Annecim önemli olan o tabağı bitirmesi değil,yeterli ve dengeli beslenmesi" 
Annem "yok canım fazla vermiyorum zaten,hem ben biliyorum bu kase onu doyuruyor,eve gidince de tavuk vericem"
Ben "bırak o kendi yer zaten aaa"
Annem "ben verirsem hepsini yiyor ama"
Ben "demek ki o kadarını yeterli görüyor"
Annem "parmak kadar çocuk ne bilsin doyduğunu,vitamin alıyor işte sen bi bıraksana bizi" 
Ben "koşma arkasından tabakla,yemiyorsa bırak"
Annem "soğan cücüğü gibi kalsın bırakayım da dimi,sen bi sus sana koş diyen mi var,ben seviyorum böyle"
Ben "ıhhhhhhh hırrr uffff"

 İşin enteresan tarafı çocuk annemle yemek yemeyi kombin etmiş kendi kafasında.Peşinden kaşıkla koşması hoşuna gidiyor,eğleniyor.Sabah muzunu alıp kendi yiyen çocuk,şimdi ananesine getiriyor ve karşısına oturuyor,onun yedirmesini bekliyor.Ama allahtan tüm olayı kapmadı:) Onun için anane demek onu abartılı seven,her dediğini yapan ve onu yediren,besleyen kadın demek:)) Bunun dışında "kendim yemeliyim ama bu kadın varken bırakayım da beni o beslesin,hem mutlu oluyor,yaaaa yerim ben onu" der gibi hali:)
Amannn napim seviyor kadın oyalansın madem,herkes pek bir memnun halinden.
 Akşam yemeğinde benim şöle bir göz beletmem ile (ananemden öğrendiğim,pek bir etkili,klasik çocuk büyütme methodu hehe) kaşığını kapıp kendi yemeye başlıyor,ohhh tamam ayarlar bozulmamış:) O zaman uykuya devam..
 
  

4 Temmuz 2015 Cumartesi

Anne Çantası

  Bir annenin çantasından herşey çıkabilir.Bez,ıslak havlu,güneş kremi,yedek kıyafet,emzik,oyuncak,çorap,çocuk suyu, meyva yada kuruyemiş gibi.
  Şimdiii bu konuya nereden mi geldik? Geçen gün kızlarla bir kahve içelim dedik,herkes çoluk çombalıklı fakat ikide çocuksuz vardı aramızda.Gelipte asfalyalarımı attıran,çok sevgili(!) arkadaşlarım.Şuan çocuğunuz yok diye konuşmak,sallamak,atıp tutmak serbest tabi.Görcem ben sizi kucağınıza bebeğinizi alınca.Loğusaların en gıcık olduğu şeyleri bile söyleyeceğim size:))Siz kaşındınız ama..
  Alışveriş,tatil vs derken konu evlilik,çocuk konularına geldi.Kızlardan çocuğunun yaşı en büyük olan 6 yaşında,geri kalanlar 1,5 ve 3 arasındalar.Bu çocuksuz hanımlardan biri hamile,öbüründe bişiycik yok(ondan rahat zati).Malum mevsim yaz tuvalet eğitimi vakti haliyle bir çiş-kaka mevzusu,iştahsızlık,ekran bağımlılığı,kreşe başlıyacak olanların okul tercihleri falan konuşuyoruz.Çocuklar arada ciyaklasada kendi hallederindeler.O arada İce su için çantama asıldı ve içindekilerin bir kısmı ortalığa bir güzel yayıldı."aaaa o nasıl çanta ayol öyle" lafıyla bir ne oluyoruz yahu dedim.. "bezler,oyuncaklar,çıfıtçı çarşısı mübarek ağır değil mi böyle yazık yaa".Bende biliyorum şöyle stilettolarımı çekeyim,efenim bembeyaz elbisemi giyeyim yada minicik clutch çantamı alıp gezeyim de,oğlanı ve eşyalarını nereme koyucam anacım bi onu de hele? 
  Kendileri pek bir şık şıkırdım ya ardı ardına laflar geliyor şakayla karışık; "eee sen küpe çok severdin niye takmıyorsun","kocaman valiz gibi çantalarla mı geziyorsunuz hepiniz","ben olsam emzik vermem","ayy bırak her ağladığında alma","seninkide kucağımı alışmış tuhh vahh","bunlarsız(çocuk bu emanetçiye bırakılacak bavul değil)bir yere gidemiyor musunuz siz şimdiiii".Sonra neden onunla daha az görüştüğümü hatırladım:)) 
  Evlendikten sonra daha çok evliler ile, çocuktan sonrada genelde çocuklular ile görüşüyorsun.Başka türlüsüde mümkün de işte sinirine dokunabiliyor bazı şeyler.Ya sen hep çocuktan bahsedersin onlar sıkılır yada onlar özgür hayatlarından bahseder kıskanırsın.Allahtan kilolu değilim birde ordan laf etse,oğlumun poklu bezini sallayıverirdim üstüne,yanlışlıkla tabi:))
  Hamile olanda yawrummm o nasıl bir iyi niyet, yerler senii."eee ilk üç ay emip uyuyorlar,emip uyuyorlar zaten,çok rahat herşeyimi yaparım,uyurum,gezerim,kuaföre giderim" neyse bozmadık hayallerini,hem kısmet belki sakin bir bebesi olur kim bilir.. Ben nasıldım acaba,milleti böyle sinir ettim mi farkında olmadan diye düşündüm.Sanırım eltimi sinirlendirmiş olmalıyım kilo konusunda.Hem bence imrenilecek hayatlar bizimkiler.Kelimeler ile anlatılamayacak bir sevgi varmış;evlat.İyiki de yapmışsım:)
  En başa dönersek anne olunca değişenlerden biride çantanızın ebatı,şekli ve içeriği oluyor.Cüzdanım bile oyun alanlarının giriş kartlarıyla dolmuş.Eşimle müze kartlarımızı ise çoktannn çıkarıp,kaldırdım.
  Çantam büyükmüş heee,içi çıfıtçı çarşına benziyormuş öylemiiii..Anayım ben ana olcak o kadar napim.Makyaj malzemeleri ve aksesuarlarınında döneceği günler olucak(herhalde inşallah kısmetse)

27 Şubat 2015 Cuma

İkinci Çocuk İçin Bir Hatırlatma!!!

  Sevgili Giz,bu sana bir hatırlatma yazısıdır:)
 Sen klasik bir balık kadınısın.O yüzden; romantik filmleri izledikten sonra,dışarıdan bakıldığında iyi anlaşıyor gibi duran o çoook tatlı kardeşleri gördükten "hemen sonra(!)",ruh halindeki dalgalanmalar sırasında,kocan hoşuna giden jestler yaptıktan sonra ve instadan takip ettiğin o 5 çocuklu acaip cool ve tatlı görünen aileleri ( @
jodimockabee, @confettis) gördükten sonnaaa oku!
  Heee okudun ve yinede içindeki üreme arzusuna yenik mi düştün hemen bi flasback yapalım:)Öyle çook uzağa da gitmeye gerek yok.

• Uyku birazz uykuu,tüm isteğin buydu lala la la.. Afedersinde sen bu kafayla düzenli uykuya hiç kavuşamazsın.
• Emzirme serüvenindeki kanlı,acılı,gözyaşlı bölümler..devamı hoş ve güzel olsada çok acıda çektin hani.
• Alt değiştirme yine,yeniden,en baştan..
• Duş bile alamadığın zamanlar vardı dimi,hatırladın mı,hiç hoş değil..

• Uyku düzeni:)))her gezmede,tatilde,diş çıkarmada,hastalıkta..tekrarrr tekrarr.
• Diş çıkarma,en önemlisi.Bitmek bilmezler bide ikişer üçer dörder falan çıkarlar ki şenlik olsun hanede.Ateşte varsa ohh tadından yenmez.Uykusuzluk (karşılıklı olarak),iştahsızlık,huysuzluk.
• Her bebek farklıdır belki iki numero iceoğlan2.0 olur!Amann evlerden ırak:)Zor bir bebeğin var,birde yanına ekürisi geldi mi ne olur halin,he ne olur..?
• Eşinle ilişkinde değişicek çünkü sevgi ve ilgi gitgide bölünecek.Ee birde yorgunluk,stres,çocukların gelecek kaygısı,yetiştirme tarzında farklı tutumlar,kavgalar..
• İkinci hamilelik sonrası vücut kendini daha zor toparlıyormuş diyollağ:)
• Dışarı çıkarken biri arabada,öbürü kanguruda olucak,büyük ihtimal birde köpek olucak.Manzara hayal edince güzel tabi ama birde yaşayana sormak lazım.
• Artık evin heryeri oyuncak ve çocuk eşyaları ile dolup taşar,senin eşyalarında kilerdeki kutularda kalmaya mahkum..
• Tatil!Ne tatili,tatil çocuklara canıım benim sen onlara dikkat edicen.Yicekler,içicekler,uyucaklar,sonna tekrar yiyecekler,oynayacaklar,denize girip tekrar uyuyacaklar.Sende bu düzenin yolunda gitmesinden sorumlu insan olarak toton şezlong yüzü görmicek!
• Aktivite araştırmaları,oyun grupları,spor müsabakaları hiiiç bitmeyecek.Katlanarak artabilirler bile.
• Ek gıda,yedi-yemedi,iştahsız,kilolu,blw,tarifler..
• İş nolucakk işşş.
• Gidemediğin konserler,filmler,festivaller..Çok üzüldüklerin olmuştu gidemediğin için:(
 
 Kardeş şart diyenler var birde.Klasiktir ülkemizde şart kardeş.Çünkü tek çocuk hiç çocuk.Pişikolojisi bozuk olur aman diyeyim,travma geçirir(zati bu devirde herbişi travma sebebi),ya çocuğa birşey olursa mazallah kukuma kuşu gibi tek kalırsınız karıkoca,ilerde sana bakacak çocuk alternatifi olur vs..Susmazlar,susmayacaklar.İlkini yapana kadar çocuk yok mu diye sorarlar.İlk çocuğun dünyaya gelir,sonra hemen eee kardeş ne zaman derler.Hiiiiç susmazlar.

  Benim kardeşim varda ne oluyor,tamam çok severim,birtanedir,candır ve hatta anne-babamdan bile önce gelir benim için ama kuzenimle dost,kardeş,sırdaş,herşeyiz.Yani kardeş olmasada var birisi,bulunur bir dost,kuzen,yeğen,hayat arkadaşı.En zor anımda,en mutlu günümde hep yanımdadır benim kuzenim,sayesinde başka kimseye ihtiyaçta duymam.Yani bir takım duyguları yaşamak için illa ki kardeşe gerek yok.Tek çocuk şımarık olur,sorunlu olur vs diyenleride hiç anlamam zaten.Olay anne-babanın tutumuyla alakalı üç beş tanede olsa şımarık ve bencil,paylaşmayı bilmeyen çocuklar olabilirler..
  Eee bu kadar yazdım ettim ama bunlar seni en fazla iki üç sene idare eder.Ben biliom rahat batar sana:) Birde kızım olur belki diye düşüniceksin,o çok renkli çok çocuklu ailelere özeniceksin,eşin isticek hatta belki oğlun kardeş isticek.Sen bir bahane bulcan gibi ama neyse..Yapma işteee!!!

21 Şubat 2015 Cumartesi

Düşe Kalka Büyüyoruz

   Son zamanlarda ülkede ardıardına yaşanan olaylar insanımızı daha paranoyak hale getirdi:(Gerçi haklılar da çünkü kimselere güvenemiyeceğimiz noktaya geldik artık.Çocuklarımızıda kendi kaygılarımız yüzünden daha korkak büyütüyoruz herhalde..Parkta biri çocuğumu sevmeye yanaştığında "noluyoz bilader" diyesim gelmiyor değil hani.Ama mümkün olduğunca serbest bırakıyorum.Alman modeli kadar serbest olmasada oluyo işte artık,burası evropa deilki anacım ben napim..Ama yaşına uygun serbestlikleri sağlıyorum.
  Parkta,bahçede,avmde arabaya mümkün oldukça koymam oğlanı,yürüsün isterim.O da zaten koşturup durur,düşer kendi kalkar falan.Tabiki ben yanındayım bakıyorum çocuğuma,merdivenlerden yuvarlanmasını izlemiyorum ya.Ama teyzeler,amcalar,ablalar bitiveriyor hemen yanında "ayyyy düştüüü","anaya bak kaldırmıyo","tut çocuğuu tuttt"... Yahu kendi çocuklarınızı "düşersiinnn","düşersin evladım koşma","ayy gitti çocuğun kafası","acıyomuu annemmm" diye büyütmüş olabilirsiniz amenna ama altı üstü ayağı takılıp sendeleyen ve yerden destek alıp kendi kalkabilen çocuğun etrafına niye doluşuyorsunuz?Yanında biri olmasa tamam ama var dimi,dikiliyoruz başında "hadi oğlum kalkabilirsin" diyoruz.
 Aşırıya varan korumacı tavırlar yüzünden özgüvensiz çocuklar yetişiyor.Çocuğu tehlikelere karşı korumak ve ona yardım etmek arasında fark var.Yalnız yardım demek çocukların kendi yapabilecekleri şeyleri sizin yapmanız değil!Büyüklerimizin ve korumacı evebeynlerin yardımları genelde çocukların becerilerinin gelişmesini engeller nitelikte oluyor.
  Ne yapmamız lazım?Meselaaa kimseyi yargılamamak,saygı duymak ve çocukları biraz rahat bırakmak lazım! 
  Kendi kendilerine yemek yemelerine izin vermek,düştüğünde kendi kalkabilmesini beklemek,kıyafetlerini giyip çıkarmasına izin vermek gelişimlerini destekler nitelikte davranışlar.Hissettirmeden kontrol edip,yapabileceği işlerde onları serbest bırakmak da özgüvenlerinin gelişimi açısından önemli.Çocuğa sürekli müdahele edip,özgürlüğünü kısıtlayıcı tavırlar sergilemek onların kendini tanımasını engeller.Korumaya çalışırken aslında dış dünyaya karşı korumasız bırakır."Sen küçüksün daha","sen yapamazsın dur","ayy o bilemez daha ablası" sözleriyle, yapabileceklerini farketmelerini engellersiniz ancak.Karşılaştığı zorluklar ile başa çıkamayan çocuklar işte böyle yetişiyor.
  Benim en çok gördüğüm şey de çocuğuna sürekli hizmet eden anneler.Hepimizin çevresinde hem böyle yapıp, hemde sorumluluk almayan çocuklarından şikayet eden birileri vardır.Özelliklede erkek çocuklarına hemde her yaşta hizmet edenleri anlayamıyorum ben.Başkalarına bağımlı bir çocuk yetiştirme konusunda doğru yoldasınız efenim..
  Ben şimdilik banyoya tabure koyup musluğa uzanabilmesini sağlamak,istediği zaman kendi gidip içebilsin diye mutfakta erişebileceği bir masa üzerine suyunu bırakmak ve kitaplarıyla oyuncaklarını ulaşabileceği yerlere koyarak destek veriyorum.Yemeğini kendi yiyor (bu konudada dertliyim yazıcam bundan sonra),kıyafetlerini giydirip çıkartırken bana yardımcı oluyor,bulaşık makinasını boşaltmama ve çamaşır asmama yardım ediyor ve bunlar o kadar hoşuna gidiyor ki oyun zamanlarından daha çok eğleniyor..

  Karşılıklı güveni oluşturabilmek en iyisi bence.İhtiyacı olduğu zaman benden yardım alabileceğini bilmesi önemli.Bunun dışında gözetimli serbestlik:))